SON DAKİKA
reklam
reklam

Gelibolu sürgün yeri miydi? Bölüm (I)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Eylül 2017, Salı - 10:00   Okunma Sayısı:

Bir Ceza Olarak Sürgünün Niteliği
Sürgün, “suçlunun bulunduğu yerden başka bir yere gönderilmesi, belirli bir süre (muvakkaten) uzaklaştırılması”dır.  Cezaya eski tabirle “nefy” ya da “nefy ve tağrîb”denilmiştir.  Bazı belgelerde “nefy ü iclâ”,  “nefy ü te‘bîd” ve “nefy ü ta‘zîb”, “nefy ü irsâl” ve “sarf u tahvîl” denildiği de görülmüştür. Affını isteyen cezalının belgesinde cezasını çektiği süre belirtilir ve cezalının affı genellikle 8-10 ay veya bir yıl sonra istenirmiş. Sultan III. Selim, Boğdan Voyvodası Aleko’nun sürgününü öngören telhisin üzerine “Takrîr mucibince şimdi nefy olunsunlar, lâkin beş on mâh (ay) sonra şöyle böyle ıtlâkına (salıverilmesi için) ikdâm olunmasın (sürekli uğraşılmasın)” diye yazmıştır.
Sürgünlerin devri ve güzergâhlar
Osmanlı Devleti’nin ayakta kaldığı zaman diliminde sürgün hadisesinin en çok görüldüğü dönem 19.yüzyılın ikinci yarısıdır. Deniz yoluyla yapılan sürgünler için doğal olarak limanlar ve sahildeki kentler kullanılmıştır. Ege ve Marmara denizindeki adalara yapılacak sürgünler için çoğunlukla İstanbul ve Gelibolu limanlarının kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Kıbrıs fethedildiği zaman buraya Anadolu’dan yapılan sürgünler için Mersin limanın kullandığı bilinmektedir.
Affedilmenin üç yolu
a. Suçlunun eşine, çocuklarına, yaşlılarına acımak,
b. Halktan veya idarecilerden suçlunun affını rica etmek,
c. Suçlunun durumunu düzelterek bir daha yapmayacağına söz vermek suretiyle ceza affedilebiliyormuş.
Yer değiştirmenin üç yolu
a. Ailevi ve sıhhî sebepler,
b. Siyasi ve hissî sebepler,
c. İhtilal çıkarmak veya idarenin işlerine karışmak,
İttihat ve Terakki mensupları iktidarı ele alınca, II. Abdülhamid’in kendilerine yaptıklarınınaynısını ilk önce II. Abdülhamid’e daha sonra da muhaliflerine yapmışlar: “31 Mart vakasının akabinde II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi ve Meşrutiyet’in ilan edilmesi, İttihat ve Terakki Partisi’nin güçlü bir şekilde iktidarı ele geçirmesiyle neticelenir. Sürgünlere bir ihtiyati tedbir olarak sıkça başvuran II. Abdülhamid de Selanik’e sürgüne gönderilir. Artık Türk aydını için, İttihat ve Terakki’nin 1912’de askeri bir diktatörlüğe yönelmesinden 1918’de İstanbul’un işgaline kadar süren yeni bir sürgün dönemi başlar.
II. Abdülhamid zamanında sürgüne gönderilen kişilere baktığımızda asker ve doktor kesiminin çoğunluğu teşkil ettiğini görürüz.
Gelibolu’ya sürgün ve hapse 
     gönderilenler
1. Adana Beylerbeyi Şehsuvaroğlu Mehmed Paşa, Mora’da Mizistire muhafazasına memur iken İnebahtı’da bulunduğu sırada birtakım bölükbaşıların bayrakları altına girerek onlarla birlikte firar etmiş. Bu güruh Gelibolu ve Sofya taraflarına geldiği zaman yakalanarak hapsedilmesi ve sonucun orduya bildirilmesi emredilmiş.
2. Zihneli Hasan Paşa, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında görevinden azledilerekMidilli’ye sürgün kararı verilmiş. Paşa, hastalığını ve kimsenin de işine karışmayacağını belirterek kendi halinde oturacağı konusunda güvence vermiş. Hükümet, Paşa’nın memleketi olan Zihne (Zilhova, Selânik vilâyetinde kaza)’de ikâmet etme isteğini kabul etmiş. Paşa, oğlu Kapıcıbaşı Fettah Bey ile bölge halkına tasallutla (saldırarak ve sarkıntılık ederek)“feryadlarını âsumâne peyveste olmak derecesine vardırmış” (onların feryatlarını göğe veya ayyuka çıkaracak şekle vardırmış) ve bu hareketleri sonucu Gelibolu’ya sürgün edilmiş. Yerel yöneticilerin bu tür zâlimâne ve pervasız davranışları Tanzîmat sonrası da sürmüş, suçlu görülenler cezalandırılmıştır.
3. Sahibü’l-hayrattan (hayır işleri yapanlardan) müteveffâ (vefat etmiş olan) Mazhar Efendi Vakfı Mütevellîsi Es-seyyid Mehmed Emin ile câbîsi (vakıf kiralarını toplayan, tahsildar, vergi tahsildarı) Mehmed Şakir, daha önce vakıf mülkiyetinden ayrılan bir şahsa müzayede ile satılmış emlâk üzerinde yeniden hak iddia etmişler. Bütün ikazlara kulak tıkamaları üzerine,  “… merkûmların (adı geçenlerin) bu veçhile (nedenle) hilâf-ı nizam (düzen karşıtı) ve mugâyir-i rıza (rıza dışı) hareketleri, emsâline (diğerlerine) ibret olmak üzere altışar ay müddetle Gelibolu’ya nefy (sürülme) ü (ve) iclâları (uzaklaştırılmaları)… Bu mevzuda emr-i şerîf ısdârı (Padişah emrinin çıkarılması) Meclis-i Ahkâm-ı Adliyede bi’t-tensib (uygun görülmesi) ol vechile (sebebiyle) merkûmânın (adı geçenlerin) müddet-i mezkûr ile (belirtilen süre kadar) nefy (sürgün) ü (ve) iclâları (uzaklaştırılmaları) hususuna (konusunda) irâde-i aliye (padişah buyruğu) müteallik olmuş…” denilmiştir. Şaban 1259 (Ağustos 1843)
            (Devam edecek)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam