Maltepe-Kadıköy
**Sabahın köründe Maltepe’den Kadıköy’e giden iki hanım ve 18 yaş civarında iri yapılı bir kız. Kadınların ayaklarında parmak arası tokyo, saçlar bakımsız ve dağınık… Yüksek sesle ve gayet bozuk bir aksan ile Almanca konuşuyorlar.
Aslında hepsi Türk; ama özenti içinde ve kendilerine süs veriyorlar. Kollarına taktıkları altın bilezikler bilekten dirseğe kadar… Görgüsüzlüklerini tescil ediyor. Aile kavgacı yapıda… Kızın kollarında jilet kesikleri var.
**Eminönü tren istasyonu…
Vapur iskelesiyle tren istasyonu arasında (Işıklar) ve Karaköy tünel çıkışında kurallara hiç riayet eden yok. Sürücüler kornayla protesto ederken yayalar el kol hareketleriyle cevap veriyor ve aracın üzerine yürüyor. Bir görevli konulabilir mi?
**Bostancı-Kavacık
Bu bağlantı yolunda emniyet şeridini kullanma hastalığı var. İleride polis aracını gören kendisini normal şerite atıyor. Dürüst sürücülerin yol vermek istememesi diye bir şey yok. Kavga her an çıkar, trafik kilitlenir. Dövme, yaralama ve hatta ölüm olayı işin cabası…
**Karaköy’den Galatasaray’a
Tünel vasıtasıyla Galatasaray’a çıkacağız. Karaköy’e gelen vagon boşaldı. Bekleyenlerin tarafındaki kapı açılır açılmaz insanları yararcasına içeriye 65 yaş civarında kara gözlüklü bir insan müsveddesi (!) girdi. Tekli koltuklara oturarak yer kapmış oldu…
Ben ona göz ucuyla bakarken bir bey de beni süzüyormuş. Yanıma geldi ve gülerek, “Bu hareketler yabancıların daha fazla dikkatini çekiyor, biliyor musunuz? Arap ülkeleri vatandaşları garip gördüğü davranış bozukluklarının en çok Türklerde olduğunu bana söylüyorlar” dedi.
Ne yapalım şimdi, yine eğitim eksikliği mi diyeceğiz? İstanbul gibi iki imparatorluğa başkentlik yapmış bir kentin ana caddesinde hamile eşinin yanında aracın yolunu kesen, üstüne çıkıp tepinen, tehdit eden iki adama göre bu adamın (!) yaptığı ayılık normal değil mi?
KABARE DEV AYNASI’nın
Değerli oyuncularına
Ülkemiz müzik, sanat ve edebiyat alanında ve estetik değerlerde çöküşe itilmek isteniyor. Sanatı küçümseyen, her telden çalan, dil bilmez yol bilmez insanların yönettiği Türkiye, Ortaçağ zihniyetine dönüşü çağrıştıran eylem ve söylemlerle çalkalanıyor. Bu dönemi, kısacık bir oyuna sığdırmak ve Türkiye gerçeğini oynamak… ne büyük atılım!
Sizin dilinizle konuşmama müsaade ederseniz;
- “Çulsuzlar Kasabası”nın alıkları, muhalefetin balıkları,
- Komisyon düşkünü manita, kümesini düşünen ana,
- Dede ve torun, futbolcular,
- Ara bölümleri anlatan ve ‘tükürük atılmasını erdem sanan’ı oynayan,
- İncelikleri dozunda vurgulayan, ağlatırken ağlatan ve çırpan politikacı…
Hepiniz piyesteki karakterleri çok iyi oynadınız. Sizlere selam olsun! Gönülleriniz ferah olsun, ülkemizin insanı sizlerle salâh bulsun! Böylesi bir oyuna beni davet eden Barış Manço Kültür Merkezi’nden Sevgili Enver Yılmaz’ın çok emeği geçmiştir.
Yıllar önce Kadıköy’de izlemiştim bu piyesi. Yine dile getirerek belki bir kez daha oynanır diye düşündüm. Yazan ve yöneten Sayın Ali Erdoğan başta olmak üzere oyuncular Celâl Belgil, Sibel Erkan, Sedat Dalar, Meriç Eroğlu, Cihan Bektaş, Çağla Sadoğlu ve Gökhan Keskin’e gönülden tebrikler. Politika bu kadar mı güzel resmedilir, politikacı bu kadar mı güzel hicvedilir? Emeğinize bereket!