SON DAKİKA
reklam
reklam

Şeytanlık yapmak

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ocak 2023, Cumartesi - 23:30   Okunma Sayısı:

Boş otururken aklıma şeytanlık geldi. Bizim PKK kaçkınları, FETÖ göçkünleri, mafya bozuntuları Almanya ve Avusturya tarafından iade edilmiyorlar. Acaba bir sebebi olabilir mi?

Türkiye hakkında o kadar aleyhte yazılar çıkıyor ki, bazen nasıl cevap vermek lazım geldiğini düşünüyorum:

İşte bunlardan bir tanesi şu olabilir: İki kez Viyana üzerine yürümüşüz. İkisinde de hüsrana uğramışız. Onun acısını çıkarmak için bizi önce Avrupa’dan sonra Balkanlardan geriye püskürtmüşler. Şimdi Anadolu Yarımadası'ndayız. Hatta onu da çok görüyorlar, doğu yanımızdan daha içerilere itelemeye, güney yanımızdan toprak koparmaya çalışıyorlar.

 

23 Şaban 954 Salı (08 Ekim 1547)[1]

Osmanlı-Habsburg Barışı beş yıllığına yapılmış… 16 madde arasında üç madde var ki, çok ilginçtir:

Md: 8- Türkiye’den karşı tarafa kaçan firariler hangi din ve cinsiyetten olurlarsa olsunlar derhal bulunup hiçbir bahane serdedilmemek kaydıyla derhal iade edilecektir.

Md: 9- Almanya, Avusturya vesaireden Türkiye’ye kaçanlar hakkında Türk hükümeti tahkikat yapacak, icap eden ceza ve sezayı tatbik edecek, fakat iade ile mükellef olmayacaktır.

Md: 11- Her sene mart ayının başında tesviye edilerek veziriazama ödenmesine devam edilen üç bin altınla diğer vüzeraya verilmesi kabul edilen biner altının da tesviye edilmesine devam edilecektir…

Yorumlama: Yaklaşık 4,5 asır önce meydana gelen bir olayı eloğlu deftere yazmış ve bugün bize karşı kullanıyor.

 

***                           ***                           ***

2 Haziran günü haberlerde İsrail’den Suriye başkentine füze saldırısı yaptığı ve üç Suriyeli askerin ölümüne neden olduğu bilgisi veriliyordu. Hatırlarsınız, Rusya Suriye’ye yerleştikten sonra Suriye hava sahasını elektronik sistemlerle, yerden havaya ve uzun menzilli füzelerle şemsiye altına almıştı.

İsrail, bu sistemlerin kodlarını çözmüş olacak ki, Suriye’ye -ve üstelik başkent Şam’a- füze saldırısında bulunmuş ve önleyici ya da karşı tedbirle mukabele görmemiştir. Muhtemelen ürettiği silahlarını test ediyordur.

 

***                          ***                           ***

Bir de son zamanlarda çok konuşulan Türkiye’de adaleti zayıf işlediği hususu vardır. Bununla ilgili bir fıkra anlatalım: Kadının birisi kadı’nın karşısında ağlayarak dövüne anlatmaya başlar:

 

   ---Kadı Efendi, benim kocam hırsızdı. Oraya buraya girer, şunu bunu çalar, nafakamızı çıkarırdı. Geçenlerde hekim Seyit Efendi’nin evine girmek istemiş. Evin balkonuna ip atmış, tırmanırken parmaklık kırılınca kocam düşüp ölmüştür. Hekim Seyit Efendi’den şikâyetçiyim. Eğer kocam hırsızlık yaparken yakalansaydı iki üç ay ceza alıp kurtulacak ve canından olmayacaktı. Hekim Seyit Efendi balkonunu çürük yaptırdığı için kocam düştü ve öldü. Kanına kan isterim. Kadı, kadını haklı bulmuş.

   ---Hekimi asın! Hekim Seyit Efendi koşup gelmiş.

   ---Kadı Efendi, kabahat bende değil, balkonun parmaklığını yapan marangoz Alâaddin’dedir. O çürük yapmıştır. Kadı kararını değiştirmiş.

   ---Parmaklığı çürük yapan marangoz Alâaddin’i asın! Bu kez marangoz çıkıp gelmiş.

   ---Aman kadı efendi, kabahat bende değil. Ben parmaklığı balkona çivilerken aşağıdan bir kadın geçiyordu. Başında o kadar güzel bir yeldirme vardı ki, gözüm ona daldı. İyi çivileyememişim. Kadı onu da haklı bulmuş

   ---Kadını bulup asın! Kadın da kendisini savunmuş:

   ---Efendim, kabahat bende değil, yeldirmeyi boyayan boyacıda. O kadar güzel boyamasaydı, marangozun gözü kalmazdı. Kadı son hükmünü vermiş.

   ---Boyacıyı yakalayın, evin kapısına asın! Bir süre sonra zaptiyeler koşup gelmişler:

   ---Kadı Efendi, boyacının boyu çok uzun, kapı da çok alçak. Adamı oraya asamıyoruz. Kadı Efendi’nin tepesi atmış:

   ---O halde kısa boylu bir boyacı bulup asın!

 

***                         ***                       ***

Seçim meydanında politikacı bağırıyormuş:

 

   ---Biz koltuk düşkünü değiliz. Biz mevki makam istemiyoruz. Biz size hiçbir şey vaat etmiyoruz. Dinleyenlerden biri dayanamamış:

   ---O halde ne bağırıyorsun?  

Bu politikacı uygunsuz bir zamanda sert kayaya çarpmış. Talih ondan yana da olabilirdi. Bununla bağlantılı olarak esasen padişahın kızını alan Damat Rüstem Paşa için söylenmiş söz ne derece doğru olabilir?    

 

Olacak bir kişinin baht-ı kavî talii yâr

Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar

(Bir kişinin talihi iyi gidecek olursa eğer, başındaki biti dahi işe yarar.)

 

[1] İsmail Hâmi Danişmend, “İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi” Cilt: 2, Türkiye Yayınevi-1948, s: 253

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam