11. Morissey’in Gençliği Bu Filmde: England is Mine
Film ; müzisyen,solist ve söz yazarı olan Morrissey’in 1970’lerde Manchester’da geçen ilk gençlik yıllarını anlatıyor. 1970’lerde Manchester’daki ilk gençliğinden The Smiths’i kurduğu günlere, Morrissey’in portresi, Mark Gill’in yönettiği England Is Mine'da anlatılıyor. Duygu yüklü şarkı sözleriyle, benzersiz ses tonuyla, The Smiths ile başlayıp solo kariyeriyle İngiliz ve hatta dünya müziğini hâlâ etkilemeyi sürdüren idol müzik adamı Morrissey’i yakın zamanda vizyona giren Christopher Nolan’ın yönettiği son filmi Dunkirk'te de rol alan, yükselişteki genç oyuncu Jack Lowden canlandırıyor.
10. Tenis’in En Ünlü Rekabetlerinden Bobby Riggs ve Billie Jean King’in Yarışı Beyazperde’de: Ezeli Rekabet
1973’te televizyonda en çok seyredilen spor olayı, hafızalara (ve kayıtlara) “cinsiyetler savaşı” olarak geçen efsanevi maç olan eski şampiyon Bobby Riggs ve Dünya Kadınlar seribaşı Billie Jean King’in maçları tam 44 yıl sonra sinemaya aktarıldı. La La Land’la artık Oscar ödülünü de kazanan başarılı kadın aktris Emma Stone ve usta komedyenlerden Steve Carrell’i Little Miss Sunshine ve Ruby Sparks’ın yönetmenleri de olan Valerie Faris ve Jonathan Dayton bir araya getiriyor.Flimin diğer önemli oyunları arasında ise; Andrea Rıseborough, Sarah Sılverman ve Elisabeth Shue yer alıyorlar. Komedi tarzındaki bu film sadece tenissel rekabete değil; dönemin ruhuna uygun şekilde cinsiyetçilik ve feminist mücadeleye de eğiliyor.
9. Martin Mcdonagh'dan Sarsıcı Bir İş :Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
Sinemaseverlerin İn Bruges ve Seven Psychopaths filmleri ile tanıdıkları başarılı oyun yazarı/senarist/yönetmen Martin Mcdonagh'ın yeni film projesi Three Billboards Outside Ebbing, Missouri kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen bir annenin hikayesine eğiliyor. Acılı anne Milfred ( Frances McDormand ) yetkililerin dikkatini çekebilmek için, karayolundaki üç ilan panosunu kiralıyor ve herkese meydan okuyor. Tabi gecen ay festivallerde ilk kez sinema severlerin karşısına çıkan bu sarsıcı iş Venedik’de “En İyi Senaryo” ve Toronto’da ”Halkın Seçimi “ ödüllerine layık bulundu. Frances Mcdormand’ın yanında Woody Harrelson, Sam Rockwell, Abbie Cornish ve Peter Dinklage’de önemli rolleri aldığı filmin Oscar’da da adaylık kapabileceği şimdiden konuşulmaya başlandı.
8. Haneke’nin Mutlu Son’u :Bir Duyarsız Toplum Eleştirisi
Rahatsız edici filmlerin ustası olan Michael Haneke’nin Cannes’da yarışan son filmi Mutlu Son, gitgide duyarsızlaşan toplumumuzu, burjuva bir aile ve sosyal medya üzerinden anlatıyor. Filmin başrollerini Haneke’nin fetiş oyuncularından Isabelle Huppert, Jean Louis Trintignant ve yönetmenliğiyle de tanıdığımız Mathieu Kassovitz paylaşıyor. The Guardian gazetesinin “saf psikopatlığın şeytani pembe dizisi” sözleriyle tanımladığı Mutlu Son, Haneke’nin işlevsiz aile, intikam, suçluluk ve bastırılmış duygular gibi alışageldiğimiz temalarını ele alıyor.