SON DAKİKA
reklam
reklam

Almanya-Rusya ilişkileri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Ocak 2023, Pazartesi - 13:08   Okunma Sayısı:

Merkel dönemi

AB içerisinde tarihin derinliklerinden gelen Fransız-Alman rekabeti, belki de en çok AB ortak dış ve güvenlik politikalarında ortaya çıkmakta, ama bunun da dozu fazla yüksek olmamaktadır.

 

Özellikle Merkel döneminde Rusya’nın Almanya’ya düzenlediği siber saldırılar, Rus istihbaratının Almanya’daki aşırı sağcı gruplara verdiği destekler dikkate alındığında Merkel’in pek de konunun üzerine gitmediğini, Rusya ile ilişkilerinde tansiyonu düşük tutmak istediğini göstermiştir.

 

Merkel sonrası

Alman dış politikasında değişiklik olmadığı görülmekle birlikte, Öncelikli olarak SPD-Yeşiller-FDP üçlüsü ile Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinde zaman zaman sarsıntılar hissedilmektedir.

 

Bir diğer konu ise ABD ile yürütülen ilişkilerdir. Önceki ABD Başkanı Trump, NATO savunma harcamalarında düşük savunma payı ödeyen Almanya’yı adeta tahkir edercesine tenkit etmiş, Rusya ile enerji alanında yaptığı işbirliğinden dolayı eleştirmişti.

 

Yeni Başkan Biden ile birlikte SPD-Yeşiller-FDP üçlüsünün ABD ile ticaret hacmini arttırmak ve müttefik hukukunu onarmak amacıyla adımlar attığını görüyoruz. Rusya’nın Ukrayna’yı işgale kalkması bütün dünyada yankılar uyandırırken Almanya’nın pasif kalması çok dikkat çekici olmuştur. Her şeye ticari çıkar kaygısıyla bakan Almanya, Rusya’nın doğalgaz vanalarını kapatması ve ABD’nin Almanya’ya baskı yapmasıyla biraz çark etmiştir.

 

Biden, Zelensky ile 27 Ocak’ta yaptığı görüşme sonunda Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması halinde Kuzey Akım 2’nin sonunun geleceği ifadesi kullanılmış ve Almanya üzerindeki Amerikan baskısı artmaya başlamıştı.

 

Bu tavrıyla Berlin, önemli ticari bağlantılar içinde olduğu Rusya’nın saldırganlığı karşısında ne yapacağını şaşırmış, Donbas bölgesinin Moskova’nın kontrolüne girmesine sessiz kalmasıyla ve Ukrayna’nın silah taleplerine olumsuz cevap vermesiyle içeride ve dışarıda ağır eleştirilere maruz kalmıştı. Hatta bu tavrıyla Batı basınında Almanya’nın ortaklarına güven vermeyen bir politika izlediği ve güvenilir bir partner olmadığı yönünde haberlerle

 

“Almanya için ucuz gaz, Çin’e otomobil ihracatı ve Bay Putin’i sakinleştirmek demokratik müttefikleriyle dayanışmadan daha önemli görünüyor”  şeklinde yazılar da çıkmıştı.

 

Kuzey Akım 2

Federal Şansölye Olaf Scholz, Kuzey Akım-2 projesinin özel sektörü ilgilendirdiğini belirterek siyasi manevra yapmış ve konunun Rusya’ya karşı uygulanacak yaptırımlar çerçevesinde gündeme gelmeyeceğini açıklamıştır.

 

Olaf Scholz, gelen baskılara dayanamayınca 18 Ocak’ta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile Berlin’de yaptığı görüşme sonrasında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı durumunda, Merkel ile Biden arasında varılan anlaşmaya atıf yaparak suretiyle, bu projenin de yaptırımlar kapsamında ele alınabileceğini dile getirmiştir.

 

Almanya’nın “denge” politikasındaki kırılma

Scholz, hükümetin denge politikasından taviz vermesinin ve Ukrayna’ya silah göndermesinin söz konusu olmayacağı yönünde açıklama yapmasına rağmen Almanya Ukrayna’ya tanksavar füzeleri ve hava savunması için Stinger füzeleri verilmesini kararlaştırmıştır.

 

Üçüncü ülkelerdeki Alman silahlarının Ukrayna’ya gönderilmesine izin vermek, Alman askerlerini NATO’nun Doğu Avrupalı üyelerinin savunması çerçevesinde bu bölgeye göndermek, Rusya’ya karşı yaptırımlara destek vermek, Kuzey Akım 2’yi işletmeye almamak, gibi kararları da almak durumunda kalmıştır.

 

Ayrıca 100 milyar avroluk bir kaynağın Alman ordusunun silah kapasitesinin geliştirilmesi için tahsis edilmesini de kabul etmiştir.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam