SON DAKİKA
reklam
reklam

Kitap yakma hastalığı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Şubat 2023, Pazartesi - 22:01   Okunma Sayısı:

İndirgenmiş şekliyle başlık böyle olsa da konuyu kütüphane tahribi, sanat eseri düşmanlığı, kitap toplatma, bilim adamlarına işkence yapma ve öldürme şeklinde geniş kapsamlı düşünmek daha mümkün olabilir. Bu sayılan konuların her birisi tarih içinde kendisini defalarca göstermiş; ancak insanoğlu ders almamıştır.

İskenderiye kütüphanesi

    Büyük İskender’in M.Ö. 332’de kurduğu Mısır’ın İskenderiye kentinde Ptolemaios hanedanı tarafından antik döneme bir kütüphane meydana getirilmiş ve hemen sonrasında müze olarak inşa edilmiştir. Eski kaynaklar burada binlerce cilt kitap bulunduğundan söz edilmiştir. Ayrıca bu müzenin bir botanik bahçesi ve rasathanesinin olduğu, insan vücudunun incelenmesi için anatomi salonunun bulunduğu kayıtlarda belirtilmiştir.

    Çin İmparatoru Qin Shi Huang’ın M.Ö. 212’de pek çok tarih ve felsefe kitabını yaktırdığı söylenir. Tarihte kitap yakılması ve kütüphane tahribiyle ilgili olarak ismi öne çıkan Mısır’ın İskenderiye kütüphanesidir. Antik Çağ’ın el yazmalarının toplandığı, matematik, mekanik, tıp, gökbilim konusunda yazılmış eserlerin bulunduğu bu merkez, ilk büyük tahribatını M.Ö. 47’de Caesar zamanında yaşamıştır. Yapılan savaşlar esnasında farklı ifade edilmekle birlikte pek çok kitabın yandığı kaynaklarda ifade edilmiştir.

Tarihteki diğer örnekler

    M.S. 217, 269 ve 272’de isyan ve şiddet hareketleri nedeniyle yeni tahribatlar yapılmıştır. M.S. 293-296 arasında Diocletianus zamanında meydana gelen iç isyanlar sırasında da kütüphane tahribat görmüştür. İmparator I. Valentianus (364-375) zamanında kütüphanenin yakıldığını, oradaki filozofların sihirbazlık ve büyücülük ile itham edildiğini ve takibe uğradığı da bilinmektedir.

    İnsanlık tarihinin önemli eserlerinden biri olan İskenderiye Kütüphanesi, ikinci büyük tahribatını Teodosius zamanında M.S. 391’de görmüştür. Hatta putperestlerin içinde kitaplar bulunan Serapis isimli tapınağı da tahrip edilmiştir. Cengiz Han, Moğol istilâsı sırasında Bağdat ve Alamut’ta kitapları yaktırmıştır.

    Alman yazar Heinrich Heine, 1821’de 15 yy İspanyol istilâsı sırasında Endülüs’te yakılan kitapları anlatır. “Kitapları yaktıkları yerde gün gelir insanları da yakarlar” demiş. 19’uncu.

yüzyıl Alman Yahudi şairi Heinrich Heine’in eserleri yakılmıştır.

  1. Dünya Harbi yıllarında Nazilerin yaktırdığı kitap sayısı çok fazladır. Körfez Harekâtı’ında Bağdat kütüphanesindeki kitaplar hem tahrip edilmiş hem de ABD’ye taşınmıştır. Bağdat’taki müzeler boşaltılmıştır.

    Ne yazık ki Türkiye’de de hem Osmanlı döneminde hem de Cumhuriyet döneminde kitaplar toplatılmış, yasak yayınlar listesine alınmış, darbe dönemlerinde de yakılmıştır. Günümüzde ortaya çıkan IŞİD belâsı, müzik ve tarih derslerini yasaklamış, sanat eserlerine ve türbe gibi dini yapılara mücadele başlatmıştır.

Kitaplar niçin yakılır?

    Kitaplar bireylere sorgulama, akıl yürütme, farklı algılama gibi bambaşka bakış açıları kazandırır. Bilgiden korkanlar kitlelerin veya halkın aydınlanmasını istemez. Bu yakma eylemini din, ideoloji, sanat, ırkçı bakış, mezhepçi anlayış doğrultusunda yaparlar.

 

    12 Eylül Askeri Darbesi’nde ev aramaları yapılırken kitaplarının isimleri yüzünden çok insan tutuklanmıştı. Hitler ve Karl Marks’ın kitapları başta gelirdi. O zamanlar kitap yakma modası vardı.  Bir ara FETÖ’nün risaleleri ele geçirilmemesi için yakılıyordu. Her iki dönemde de ortak olan, insanların kitapları yakmaları olmuştur.

 

    Şimdi daha iyi anlaşılıyor, PKK’lıların neden Diyarbakır ve diğer bazı ilerimizdeki kütüphanelere zarar verdiği, sanat eserlerini tahrip ettiği veya yaktığı… Yukarıdaki anlatıma göre bu kafayla hareket edenleri önce hangi çağa sonra da hangi anlayışa mal etmemiz daha kolay olabilmektedir. Bu zihniyette olanları çağımıza çağırıyor ve bir çeki düzene girmelerini salık veriyoruz. Kim kazandı diye sorulursa sadece kaybedenin milletimiz olduğunu söyleyebiliriz...

 

    Bazen kitapları “üstünlük nasıl olsa bende” diyen İlkçağ insanları yaktırır, bazen yasak yayın adı altında devlet kendi vatandaşlarına yaktırır, bazen de kin, hırs ve husumet nedeniyle boş kafalar kitap yakar veya yaktırır. Sevgili (!) Paludan, koy kendini bu kefelerden birine…

İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar. (Hz. Mevlâna)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam