SON DAKİKA
reklam
reklam

Türkiye-Avusturya’nın yeni dönemi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 18 Şubat 2023, Cumartesi - 23:45   Okunma Sayısı:

Avusturya’nın önceki Başbakanı Sebastian Kurz, 2013-2017 yılları arasında Avusturya Dışişleri Bakanlığı yaptıktan sonra 18 Aralık 2017’de Avusturya Şansölyesi olarak göreve başlamış, hakkındaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle 9 Ekim 2021 tarihinde başbakanlık görevinden istifa etmiştir.

Görev yaptığı yıllarda Müslüman göçmenlere yönelik olumlu çalışmalar başlatmıştır. Göçmen çocuklarının Avusturya toplumuyla entegre olabilmeleri için okula başlamadan önce Almanca konuşma şartını getirmiş, Müslüman din adamları için ücretsiz dil kursları düzenletmiş, Müslümanlarla diyalog için bir forum kurmuştur.

Müslümanlara karşı bu kadar iyimser ve yardımcı olmasına rağmen Türkiye'nin AB üyeliğine hep soğuk bakmıştır. Türkiye’nin üyeliği konusunun iyi düşünülmesi gerektiğini, Türk kökenli Avusturyalıların bu anlamda köprü vazifesi görebileceklerini belirtmiştir.

 

Kurz’un iktidar olduğu yıllarda Avusturya, Türkiye-AB ilişkilerine katı şekilde karşı çıkan bir ülke olmuştur.

 

Nereden bugünlere geldik?

 

Avusturya, AB’nin Türkiye ile ilişkilerinde hep Türkiye karşıtı görüşlerle gündeme gelen ülke… Sözde Ermeni soykırımının parlamentoda kabulü, terör örgütü

 

Geçmiş yıllarda PKK, Avusturya’da serbest bir ortam bulmuş ve bu ülkenin ana siyasetine de tesir etmişti. AB, PKK’yı bir tüzükle terör örgütleri listesine almış olsa da Avusturya, günümüzde asayişi tehdit etmediği sürece PKK’ya göz yuman bir çizgi izlemektedir. Avusturya içindeki bazı uç partiler, PKK’nın terör örgütü listesinde bulundurulmasına hâlâ soğuk bakmaktadır.

 

PKK Avusturya devleti tarafından direkt olarak terör örgütü muamelesi görmese de dolaylı olarak terör örgütü olarak nitelendirilmektedir. Avusturya bunu adeta milli politikasının bir bölümü gibi görmekte, her iktidara gelecek parti tarafından da benzer şekilde uygulanmaktadır.

 

Avusturya ile yeni dönem

 

Kurz Sebastian’ın yerine geçen Avusturya’nın yeni Başbakanı Karl Nehammer, koltuğuna oturduktan sonra elinde fazla bir veri olmadan, Türkiye'nin Avusturya'da casusluk faaliyetleri içinde olduğu iddiasını öne sürmüş ve Türkiye’nin Avusturya’da casusluk ağı kurması halinde bunun sonuçlarının olacağını belirtmiştir. Hatta benzeri iddiaların incelenmesi için özel bir birimin görevlendirildiğini de kaydetmişti.

 

Karl Nehammer İçişleri Bakanlığı döneminde Filistinlilerin İsrail’e karşı saldırılarında ve gerilimin artmasında Türkiye'nin rol oynadığını ileri sürmüştü.

 

Rusya-Ukrayna geriliminde Türkiye'nin arabulucu rol oynaması, savaşın başlamasıyla tarafların "İstanbul süreci" adı verilen müzakere masasında bir araya gelmesi, uluslararası kamuoyunda dikkatlerin Ankara'ya çevrilmesine yol açarken Viyana yönetimi de bu gelişmeye kayıtsız kalmamıştır.

 

Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefon görüşmesi gerçekleştirerek diplomatik çözüm yollarını konuşmuştur. Bu gelişmenin ardından Avusturya Dışişleri Bakanı’nın Antalya Diplomasi Forumu'na katılması, Nehammer’in nisanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefon görüşmeleri yapması, İstanbul sürecinin öneminin vurgulanması, Rusya-Ukrayna Savaşında Türkiye’nin buğday naklinde uzlaştırıcı rol oynaması üzerinde durulmuştur. Sözün kısası iki ülke arasında buzlar erimiştir.

 

Sonuçta, Rus işgali görmüş bir ülke olarak Avusturya, yeni bir maceradan çekinmektedir. Ukrayna Savaşı gerçekten bütün Avrupa için korkuya, nükleer silahların ağızlara alınmasıyla büyük bir endişeye yol açmıştır. Türkiye ile ilişkileri yumuşatmaya ve geliştirmeye çalışmasının arkasında biraz da Rusya korkusu vardır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam