SON DAKİKA
reklam
reklam

Çağın Hiroşima’sı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Şubat 2023, Perşembe - 23:37   Okunma Sayısı:

*Bilimsel veriler ışığında konulmuş esaslara uymak için yasal düzenlemeler yapmak,

*Devletin malından çalmak, vergi kaçırmak, kontrolculara rüşvet vermek, kaçakçılık yapmak vb konuları ustalık ve kıvrak zekâ işi saymak (ve bunlar ödüllendirilmektedir),

*Camilerde ruhani vaazların yanında ahlaklı olmanın inceliklerini anlatmak,

 

*Ahlaklı insanı, kendinden başkalarına olumsuz etki edecek davranışlardan kaçınmayı düşünen insan olarak tarif etmek uygun olur. "Bina benim yıkılırsa benim başıma yıkılacak öyleyse ben içine az demir koysam kime" ne dememelidir. Bina yıkıldığında yol kapanacak ve yardım kanalları kesilecek. Ölen kişinin yardımına koşacak insanlar kaza yapacak.

 

*Pozitif bilimi inkâr etmemek, kaldı ki, kitabımız daha ilk kelime olarak “oku!” diyor. Diyanet İşleri Başkanlığı devrim niteliğinde çalışma yapmak zorundadır.

 

    Yalova depreminde hayatını kaybeden insanlarımızın acısını ulusça yüreklerimizde hissetmiştik. Sağ kalanların yaşadıkları travmalar, yoksulluklar ve karşılaştıkları bürokratik engeller saymakla bitmez. Kapanmış gibi görünen bu gizli tehdidi, bazı sağduyulu uzmanlarımızın açıklamalarıyla veya ülkemizin değişik yerlerinde meydana gelen küçük ölçekli sarsıntıların ekranlarda alt yazı şeklinde verilmesiyle tekrar hatırlayabiliyoruz.

 

Kolaycı çözümler

 

Yıkılan binalar tespit edilir. İnşaat işlerini yürüten müteahhitler belirlenir. Tutarsın kulağından atarsın içeriye. Bu şekilde çok Veli Göçerler bulunabilir. Belediyelerin imar müdürleri, yapı denetim şirketleri, kontrol elemanları ve inşaatın sahibi üzerinde hiç durulmaz. Aralarında nasıl bir ahlaksız bağlantı olduğu incelenmez. Bağlantılar nasıl kurulmuştur, dikkate alınmaz.

 

Sözün kısası

 

    Çözümsüz kalınan veya çözümün uzadığı noktalarda halk galeyana gelebiliyor. Hatta bunu Yunanistan’da meydana gelen orman yangınlarında da gördük. Üç büyük depremde de gereksiz yığılmalar ve görevlilerle atışmalar yaşanmıştır. Bunun sebeplerinden en önemlisi problem olan kişilerin problem çözmekle görevlendirilmiş olmalarıdır.

   

    Halkı azarlayan, olayları umursamayan ve bilgisizliğiyle, tecrübesizliğiyle, kabalığıyla çözüm üretemeyen vasıfsız insanların torpille, aracılıkla ve kayırmayla şefkat isteyen görevlere getirilmemesi gerekir.

 

    “Gözün olanı gördüğü, beynin ise olacağı gördüğü”  söylenir. Mutlaka planlarda bu konular yer alır da halk bunlardan bîhaberdir. Bizim memlekette konuşanı değil bağıranı dinlerler. Ne yazık ki, halkımız da görevli saydığı bağırana boyun eğer. Umarım bu durumlara bir daha düşmeyiz.

 

    Konunun yeniden gözden geçirilmesi, bazı muhtemel tıkanıklıkların şimdiden çözülmesine katkı sağlayacaktır. Allah hepimizi bağışlasın. Ben de bu sevimsiz konuyu zaman zaman istemeyerek de olsa dile getirdiğim için sizler de beni affedin.

 

Güneş tutulmasıyla akıl tutulması arasında büyük fark vardır. İlki birkaç dakika, ikincisi asırlarca…[1]

 

    Deprem bilimiyle uğraşan hocalarımızdan rica ediyorum. Sabah akşam kaskatı yatıp kalkar hale geldik. Depremi fazla öne çekmeyin de bari tövbe etmeye fırsatımız olsun (!).

 

[1] Cemil Meriç, “Kültürden İrfana”, 2 Baskı-2014, İletişim Yayınları-İstanbul

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam