SON DAKİKA
reklam
reklam

Avrupa mülteci anlaşması peşinde

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 24 Şubat 2023, Cuma - 23:19   Okunma Sayısı:

Türkiye, acı çeken insanların hep yanında oldu, o insanlara yardım etti. Şimdi asrın en büyük felâketini yaşıyor, büyük acılar çekiyor. İnsanlıktan nasibini almamış olanlar sadece kendi çıkarlarını düşünüyor ve sözlerini tartmadan söylüyor, hareketlerine dikkat etmiyor.

 

Belçika Başbakanı Alexander De Croo katıldığı bir televizyon programında, Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremin yeni bir mülteci dalgası yaratmasından endişe ettiğini belirterek, mağdurların Türkiye’de barındırılması gerektiğini savunuyor ve “Aramızda bir şeylerin kırılmasını önlemek için bu konuda Türkiye ile iyi anlaşmalar yapmalıyız" diyebiliyordu.

 

Belçika’nın depremzedeler için getirdiği vize kolaylığına değinen De Croo, bunun zaten ülkesinde bulunan ve şimdi evleri artık orada olmadığı için geri dönemeyen veya yakınları Belçika’da oturma hakkına sahip olanları kapsadığını hatırlatıyordu.

 

Deprem nedeniyle Suriye’de 5,5 milyon insanın evsiz kaldığını vurgulayarak Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun mümkün olan en kısa sürede barınma sorununa çözüm bulması gerektiğini söylüyordu.

 

Bu konuda AB Komisyonu ile görüştüğünü anlatan De Croo, Ukraynalı sığınmacıların ve Suriyeli depremzedelerin Avrupa’ya yerleşmek istemeleri nedeniyle yoğunluğun giderek arttığını vurguluyordu.

 

İnsanlar can derdinde

 

Türkiye’nin güneydoğusunda can pazarı yaşanıyor ve insanlar can derdinde… Belçika Başbakanı Alexander De Croo "Suriyeli depremzedeler mülteci olarak Türkiye'de kalsınlar” demiştir.

 

Alexander De Croo, Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremin yeni bir mülteci dalgası yaratmasından endişe ettiğini belirterek Suriyeli mağdurların Türkiye’de barındırılması gerektiğini savunmuştur. Tabii ki, bunu AB de istememekte ve ağız olarak Belçika’yı kullanmaktadır.

 

*Afrika’dan gelen göçmenler,

*Ukrayna’dan gelen sığınmacılar

*Suriye’den gelmek isteyen depremzedeler…

 

Avrupa rahat bir nefes almak istiyor, ama böyle bir imkânı Türkiye için tanımak istemiyor. Kesenin ağzını açması gerekir. Asıl önemli konu ise bölgedeki Müslüman devletlerden hiçbiri Suriyeli depremzedeleri veya bir kısmını kabul eder bir tavır içine girmiyorlar. Aynı din ve kültürün içinde yoğrulmuş olan bu devletlerden ses çıkmaması ilginç… Hollanda’dan 1830 yılında bağımsızlığını kazanan ve iki dünya savaşında Almanya’nın işgaline uğramıştır.

 

Belçika’nın işgal yılları:

 

11 Ocak 1923.      Fransız ve Belçikalılar Ruhr Havzası’nı işgal etti.

01 Aralık 1925.    Almanya, Fransa ve Belçika Locarno Saldırmazlık Anlaşması’nı imzaladılar

14 Ekim 1936.       Belçika, Fransa ile askeri ittifakına son verdi.

26 Ağustos 1939.   Hitler, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İsveç’in tarafsızlıklarını garanti

                                etti.

15 Ocak 1940.        Belçika, müttefiklerin Belçika topraklarından geçme önerilerini reddetti.

10 Mayıs 1940.      Almanya,  Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’a taarruza başladı.

27-28 Mayıs 1940. Belçika ordusu teslim oldu. 1944 Sonbaharına kadar Alman işgali altında

                                kaldı.

 

Siyasi ve etnik yapı 

 

Belçika’da resmi tanınırlığı ve özerkliği olan 3 bölge bulunuyor. Bunlar Flaman, Valon ve Brüksel bölgesi olarak tanımlanıyor. Kuzeydeki Flamanlar ve güneyde yaşayan Fransızlar arasında siyasi gerilim zaman zaman yükselir. Belçika, yakın zamanda yapılan anayasal değişikliklerle buralara özerklik tanıdı ve yetki verdi.

 

Nüfusun %75’i Belçikalı, %4,1’i İtalyan, %3,7’si Faslı, %2,4’ü Fransız, %2’si Türk, %2’si Hollandalı, %12,8 diğer  Belçika’nın temel ekonomik sıkıntıları arasında bütçe sorunları, yaşlanan nüfus ve düşük istihdam oranı ön plana çıkıyor.

 

2016 tahminlerine göre gayri safi yurt içi hasılası 470 milyar dolar olan Belçika’nın kişi başına geliri 44 bin 900 dolar civarındadır.  Belçika’da yaşayan yaklaşık 220 bin Türk asıllı vatandaş, Türkiye-Belçika ilişkilerine yön veren temel etkenler arasında bulunuyor. Belçika’daki Türkler ülkedeki en büyük ikinci yabancı topluluğu oluşturuyor.

 

Yorumlama

Geçmişte yaklaşık iki asır önce Hollanda’dan bağımsızlığını kazanmış, bu kadar parçalı bir etnik yapı ve nüfusun ancak ¾’ü civarında yerli halk… Belçika yönetiminin etnik yapıyı bozacağı endişesini anlayabiliriz belki, ama herhalde bunun konuşulacağı zamanın da şimdi olmaması veya basın önünde açıklama yapılmaması gerekirdi. Türk insanı bir kez daha yaralanmıştır.

 

Oysa savaş yılları içinde bile Belçika Kralı III. Leopold, depremden pek müteessir olmuş ve Belçika Meclisi’ne talimat vererek deprem için bir yardım komitesinin kurulmasını sağlamıştır.[i]

 

[i] Akşam, 14 Ocak 1940

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam