“Her çatlak yeni bir yaşamın habercisi değildir.
Önlem alınmazsa bazıları felâkete dönüşebilir.”
Depremlerle ilgili açıklayıcı bilgileri, resim ve görüntüleri, çizim ve broşürleri içeren bir sergiyi şimdiye kadar hiçbir yerde görmemiştim. Yalova’da 1999 yılında meydana gelen depremin yıl dönümünde Taksim metrosunun çıkışında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesince hazırlanmış olan “Depreme Duyarlılık Sergisi” adıyla bir aktivite görmüş ve gezmiştim.
Tabii hemen telefonumla resimlerini çekmiş ve notlar almaya başlamıştım. Yakın bir gelecekte beklenen deprem önemini hissettireceği için sizlerle de paylaşmak istedim. En az sergi kadar ilgilendiğim “Bir Yapının Hikâyesi” adıyla çocuklar için hazırlanmış broşürden de bir tane almıştım.
Kitaptan çocuklar için
Fevzi Amca: Mühendislik insanın var oluşundan beri vardır. İlk insanlar, iklim değişikliği ve yaşam koşullarının giderek zorlaşmasıyla hayatta kalabilmek için çok şey üretmişler, toprağı işlemişler. Toprağı işledikten sonra oralarda yerleşmeye başlamışlar ve zamanla yerleşik düzene geçmişlerdir.
Su kenarlarındaki köylerde, tarlaların sulanması gerekiyordu. Sulama için büyük kanallara, suyu kontrol etmek için de bentlere ihtiyaç duyulmuştur. Köyler, kasabalar ve şehirler böylece oluşmuştur. Örneğin; Mısır’da birçok kanal ve liman yapılmıştır. Mühendisin toplum içinde önemsendiği Mısır’da piramidi yapan İmhotep için “aklın tanrısı” deyimi kullanılmıştır...
Kitap yerleşim yerlerinin oluşumuna kadar anlatmakta, sonra yerkürenin marifetlerinden birisi olan depremi açıklamaktadır. Depremin oluşu, tedbirler ve yaraların sarılması gibi konular bir hikâye havası içinde çocuklara sunulmuştur.
Sergiden
Büyüklerle ilgili bölüm elbette hikâye değildir. Anlaşılması ve acıların hissedilmesi için mutlaka serginin gezilmesi gerekir. Önemli depremleri hangi yıllarda yaşadığımız, depremde binalardaki hatalı yapımlar, insanların umursamazlığı sergide gayet net şekilde anlatılmıştır.
Resimler herkesin anlayabileceği şekilde açıklama ve çizimlerle takviye edilmiş ve yanına açıklamalar yazılmıştır. Örneğin: Saplama kiriş; bir ya da iki, ucu kolona oturmayan kirişlere denir. Saplama kirişler oturdukları kirişte ilave yüke neden olurlar gibi...
Yine seviyeleri eşit olmayan bitişik binaların, deprem derzleriyle ayrılmadıkları takdirde çarpışma hasarına uğrayacakları anlatılmıştır
. Döşeme, binayı katlarına ayıran ve üzerine gelen yükleri taşıyarak kirişlere aktaran yapı elemanıdır. Kiriş, döşemeden gelen yükleri kolonlara aktaran yatay yapı elemanlarıdır. Kolon ise, kirişten gelen yükü alarak temele aktaran düşey yapı elemanıdır…
Sonuç
Sergiyi gezmek suretiyle hem bilgi sahibi olmuş, hem de geçmişteki acıları bağrımda hissetmiştim. Gecenin karanlığında yalnız insanların çırpınışları, ölümün soğuk yüzünü, kışın acımasızlığını ve çaresizliği yaşamıştım.
Şimdiye kadar alınmayan derslerin nelere mal olduğunu bir kez daha yaşamıştım. Her ne kadar televizyonlarda, gazete ve dergilerde son depreme ait haber ve görüntüler çıkmış ise de, böyle bir serginin Maraş depremine ait resimlerle ve depremzedelerin anlattıklarının kısa video ve resimleriyle bir kez daha insanımıza sunulmasını isteriz.
.