SON DAKİKA
reklam
reklam

Deprem Destanı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 28 Şubat 2023, Salı - 22:10   Okunma Sayısı:

 

Deprem, gece saatlerinde meydana geldiğinden, insanlar şaşkınlıkla ne olduğunun farkına varamamıştır. Destana göre Erzincan ve Tokat’ta çok sayıda ev yıkılmış, enkaz altında kalıp ölenlerin yanında, yaralı olarak çıkarılanların da çetin iklim şartları sebebiyle iyileşme ümidinin olmadığı ifade edilmiştir.

 

Toplu ölümlerin boyutunu ifade etmek için ölenlerin cesetlerinin arabalarla toplandığı ifade edilmiştir. Yıkılan evler yüzünden yolların kapandığı, çeşmelerin kuruduğu ve su ihtiyacı gibi bazı alt yapı hizmetlerinin durduğu, temas edilen konulardandır.

 

Soğuk hava şartları, gecelerin uzun, gündüzlerin ise kısa olması, olumsuz koşulları ağırlaştıran sebepler olarak görülmüştür. Gün ışıklarıyla birlikte feryâd-ı figanların yükselmesi destandaki tasvirleri arasındadır. Aşağıdaki destan Erzincan depreminde yazılmış kıtalardan bazılarıdır.

 

Destan-ı zelzele

 

Haykırdı dağlar gürledi yerler                    Kimi kardaşını arar bulamaz

Yıkıldı saraylar mahvoldu canlar               Baba evladına yardım edemez

Karıştı toprağa kıymetli mallar                  Analar yavrusunu asla göremez

Ol vakit duyulup çok figân oldu                Ayrılıp her biri perişan oldu

……………………………                        -------------------------------------

 

Nice canlar karıştılar türâba                       Çokları bunalmış elin uzadır

O güzel yerler oldu harâbe                         Bakar etrafına imdad gözedir

Mevtâları nakl içün koşuldu araba             Sanki bu felâket ruz-ı cezadır

Kıyametin misli bir zaman oldu                 Kimini kurtaran ol Sübhan oldu

 

***                                ***                             ***

Destan, toplumu derinden etkileyen ve tarihi-sosyal olayları anlatan uzun manzum hikâyeler olarak tarif edilebilir. Parlak zaferlerin ardından da destanlar yazılmıştır. Deprem sonrasında salgın hastalıklar ortaya çıkabilir. Muhtelif felaketler sonunda yazılan destanlar da vardır.

Yalova Depremi sonrasında Sivaslı âşıkların yazdığı destanlardan…

 

Marmara Depremi Destanı’ndan

 

Körpecik yavrular uykuda öldü sesleri çıkmıyor.

Nefesler kesilmiş haller çaresizdir.

Bu deprem on binlerce canı aldı.

Bu depremin cesedi sakatı boldu.

 

Bu deprem, on beş bin cana mal oldu.

Genç-yaşlı demeden aldı götürdü.

Yaralıyı sakat koydu.

 

Bu deprem, sayısız insanı sildi.

İsmi yazılmayan toplu mezarlar.

Gençlik çağında nice canlar gitti.

Türkiye’nin can damarı sanayi depremde yıkıldı, çöl oldu.

***                                ***                             ***

 

Depremler birbirine benzer. Çoğunlukla gece olması kayıpları arttırır. Deprem fırtınası dindikten sonra sonuçlar incelendiğinde çadır, tuvalet, su, hasar tespiti gibi konuların öne çıktığı görülmüştür.

 

Konu acıları dile getirmek değil, bir daha acı çekmemek veya acıları en aza indirmek amacıyla tedbir almaktır. Bunun başlangıcı ise uygun senaryolar yaratılarak gerçeği oynamak, her tayin dönemi veya görevden ayrılışlarda yeni gelenlerin hemen oryantasyon kursuna alınması olmalıdır.

 

Deprem tatbikatı sırasında elektrik direklerinden birinin devrilmesi veya kablo kopması sonucu çıkan yangına müdahale, pratik tuvalet çadırlarının kurulması, su ikmalinin yapılması, arazözün arıza yapması halinde yapılacak işler, kurtarılanların isim tespitlerinin yapılması, raporlama gibi konuların işlenmesi önemli hususlardır.

 

Katıldığım depremden kurtarma faaliyetleri sırasında tespit ettiğim hususları yazılarımda sunmuştum. Fikir üretmek açısından bu çalışmaları devam ettireceğim.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam