SON DAKİKA
reklam
reklam

Beykoz

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Mart 2023, Çarşamba - 23:58   Okunma Sayısı:

Beykoz adını açıklama

 

    Beykoz’u tanımak amacıyla yazılmış yazılarda sözcüğün kökenine gidilir. Efendim, “kos” köy demekmiş. Bey de bildiğimiz ağa… Rumların çoğunlukta olduğu dönemlerde “Efendi” hitabı, Osmanlıların “Bey” sözcüğüne karşılıktır.

 

    Şimdi muziplik yapıp sözcükleri birleştirirsek “Efendikos” sözcüğünü türetmiş oluruz. Bu da efendinin köyü, bey veya ağa köyü anlamına gelmez mi? Tıpkı Paşabahçe açılımında olduğu gibi, paşaların bahçesi…

 

    Açılımlara takılmadan eski sohbetleri hatırlamak bile mutluluk veriyor. Beykoz’dan vapura bindim. Elinde bastonuyla vapura binerken düz yerde zorlukla yürüyen yaşlı ve fötr şapkalı bey, üst kata çıkmak için merdivenlere yönelmişti. Kaplumbağa hızıyla merdivenlere tırmanmaya başladı.

 

    ---Yardım edeyim isterseniz?

    ---Gerek yok, yukarıdan biraz manzara seyredeceğim…

 

    Vapurun üst katı borsa merkezi gibi… Birçok kişinin telefonu elinde değil kulağında… Bağıran çağıran, anlatmak istediklerini el kol hareketlerine yansıtan hatta küfre ve tehdide varan sözler sarf edenler var… Bunlardan biri belki 1,5 dakika süreyle “alo” diyen yaşlı bir adamcağız idi. Birisi onu uyardı. Kafayı yemiş, kestaneyi çizdirmiş bu adam uyarana bir bakış attı…

 

    ---Tamam da, karşıdan ses gelmiyor?

 

Neleriyle ünlü?

 

    Hadi neyse… Biz yine konumuza dönelim ve başka bir pencereden bakalım Beykoz’a… Nesi meşhur? Paçası, kalkan balığı ve cevizi diyelim. Allah için söyler misiniz, bunlardan hangisiyle karşılaşmak mümkün?

 

    Boğaz’da yetişen veya Boğaz’dan geçen göçmen balık cinslerinin sayısı azaldı. Bugün denizlerimizde midye yok, yengeç yok, zargana yok, sanki Beykoz’da var mı?  Eskilerden kalan bir dalyan var; ama onun da kılıç balığı yok. Kılıç balığı olmayınca dalyana girdiği anda sırıkta oturan gözcülerin çıkarttığı sevinç nidaları yok, balığın kuyruğuyla suya vurarak havaya sıçrattığı su kütleleri yok…

 

Geçmişte dalyan nasıl kullanılmış?

 

    Devlet, dalyan kurulmasını mutlaka kontrolüne almış ve elde edilen balığın gelirini vergi sistemine dahil etmiştir. Nikola ismindeki bir Osmanlı vatandaşı, Boğaz dışında dalyan kurmak isteyince devlet, kurulacak dalyanın hâsılatının üçte ikisinin kendisine, üçte birinin de şahsa ait olmak üzere kurulmasına müsaade etmiş. İlgili birimler, Nikola’nın istinkaf eylemekte (kabul etmemekte) israr etmesi halinde gümrük emini tarafından dalyanın başka birisine kurdurulması talimatını vermiş.[1]

    Elde edilen ürünlerin isimleri mutlaka bir deftere yazılmış, teslim edilen kişi veya yerler de belirtilmiştir. Arşiv kayıtlarında Dalyan Yazıcısı Karaoğlu’nun tuttuğu defterden söz edilmektedir.[2] Beykoz’da Vize Muhassılı Arif Paşa ile merhum Asım Bey’e ait sahilhane, dalyan ve saire Mısır Valisi uhdesine ferağ (başkasına bırakma, üstüne geçirme) edilmiştir.[3]

Boğaziçi’nde dalyan kurmak isteyen herkese müsaade edilmemiş, reayadan bazı kişiler bundan menedilmiştir. [4]

 

Belki yeni bir iş kolu oluşması için dalyan sahibi olan balıkçılara sadece balık tutmak görevi verilmiş. Bunun dışında tuzlama ve kurutma yapmaya hakları olmadığı belirtilmiştir.[5] Dalyan sahipleri dalyanların hududunda gemilerin demirlememesi için, hükümete müracaat etmişleridir. Bunun bir örneği Büyükdere’de görülmüştür.[6]

 

Dalyan odaları da her yerde birisinin üzerine ihale edilmiştir. Bunun bir örneği Beykoz’da Emin Bey ile Rabia Hanım’dan mahlûl olan dalyan odalarının Hacı Hüseyin Ağa uhdesine tefviz edilmiştir (ihaleye verilmiştir).[7]

 

Deniz trafiğinin güvenliği açısından dalyanlara fener konulması zorunluluğu getirilmiştir. Beykoz’da bu kurala uymayan Beykoz’da bulunan ve ihtarlara rağmen liman feneri asmayan iki dalyan için cezaî işlem yapılmıştır.[8]

 

Dalyan kurulması konusunda bir kısıtlama veya zorunluluk da liman reisleri tarafından yapılan talimatnamelere konulmuştur. Sevahilde (sahillerde) inşa olunacak ebniye (binalar), iskele ve dalyanlar için ruhsat alınabilmesi için önceden Bahriye Nezareti'nden müsaade alınması gerektiği belirtilerek[9]  Bahriye’den alınacak cevaba göre muamele olunacağı emredilmiştir. (Bahriye 2)[10]

 

Torpido istasyonu yapılmak üzere istimlak edilen Fenerbahçe’deki dalyan savaşın bitmesi ve İngiliz Amiralliğinin tavsiyesi üzerine sahiplerine iade edilmiştir.[11] Devlet deniz merasından (dalyan) başka alanlara tecavüz edilmesini yasaklamış ama bu her defasında tekerrür etmiş.[12]

 

 

[1] Fon:  C.ML.           Dosya:  48.        Gömlek: 2204.       Tarih Hicri 06.05.1168 

[2] Fon:  BŞM. D.       Dosya: -             Gömlek: 8689.       Tarih H 28.05.1235

[3] Fon:  MVL             Dosya:  49.        Gömlek: 15.           Tarih H 19.07.1263

[4]  Fon  MVL               Dosya 79           Gömlek 64            Tarih H 27.12.1265

[5]  Fon  MKT. NZD     Dosya 78           Gömlek 6              Tarih H 30.07.1269

[6]  Fon  HR.MKT         Dosya: 127        Gömlek  67          Tarih  H 09.03.1272

[7]  Fon  ŞD                   Dosya 109         Gömlek 25            Tarih H 17.07.1303

[8]  Fon ZB                    Dosya 483         Gömlek 69            Tarih H 20.03.1324

[9]  Fon BEO                 Dosya 4207       Gömlek 315478    Tarih H 20.09.1331

[10] Fon ŞD                   Dosya 18            Gömlek 10           Tarih 30.09.1331

[11] Fon DH.KMS         Dosya 50            Gömlek 31           Tarih 14.06.1337

[12] Fon DH.İ.UM         Dosya 19            Gömlek 1             Tarih 15.08.1338

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam