Almanya’nın Afrika’da izlediği yol
Almanya’nın Afrika’ya yönelik politikasındaki temel dönüşüm noktasını 11 Eylül 2001 terör olayları oluşturuyor. Bunu fırsat bilerek durumdan kendisine vazife çıkaran Almanya’nın eski hastalığı debreşmiş ve Afrika Boynuzu’ndan yer kapmak fikri aklına gelmiştir.
Cibuti ile askerî bir anlaşma imzalayarak Cibuti limanlarını ve havaalanlarını kullanma imkânını elde etmiş, 1.200 civarında bir deniz gücünü Cibuti sahillerinde konuşlandırmayı başarmıştır.
Almanya bu çıkışıyla Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik bir mevkiin gözetim görevini üstlenmiştir. Almanya’nın, 2004 yılından beri BM’ye bağlı çalışan barışı koruma güçlerine destek verdiğini bilinmektedir. Liberya, Fildişi Sahilleri, Fas, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Sudan, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Somali dâhil olmak üzere birçok ülkede varlık göstermeye çalışmaktadır. Almanya, Afrika’ya yönelik politikasını AB’nin Afrika politikalarına dayandırarak onunla uyumlu hâle getirmiştir. “2005 Yılı Avrupa Ortak Kalkınma Vizyonu” ve “2007 Yılı Avrupa-Afrika Stratejisi” bu duruma örnek olarak gösterilebilir.
Yine askeri amaçlı yakınlaşmalar
2008 yılı başında Almanya, Aden Körfezi’nde NATO’nun koordinasyonu altında korsanlıkla mücadele operasyonlarına katılmış, güvenlik güçlerini eğitmek amacıyla Mali’ye 330 asker göndermiştir.Almanya’nın Afrika’da askerî varlık gösterme yönündeki çabaları, yalnızca çatışma bölgelerindeki krizlerin çözümü için olmasa gerektir. Alman silahlarının tanıtım ve pazarlamasını da amaçladığını söylemek mümkündür. Angela Merkel’in 2011’deki Afrika ziyareti sırasında Angola hükümetine ve Cezayir-Fas gerilimi nedeniyle Cezayir’e fırkateyn ve çeşitli deniz harp malzemesi satma teklifi buna örnek olarak gösterilebilir.
18 Aralık 2010 Arap
Baharı’yla yeni durum
Afrika topraklarında Fransa ile gizli çekişme içinde olan Almanya, Afrika sahillerini yalayan Bahar rüzgârıyla hem sevinmiş hem de tedirgin olmuştur. Fransa yanlısı eski yönetimlerin işbaşından uzaklaşması ve yeni yönetimlerle geniş kaynaklara kavuşma beklentisi Almanya’nın sevincini körüklerken, eski rejimlerin geri dönmesi ve dinci hareketlerin demokrasiyi tehdit etme ihtimalinin belirmesi Almanya’nın tedirginliğine neden olmuştur.
Durumu değerlendirmek, Afrika’daki gelişmeleri takip edebilmek ve başka devletlerin Kıta’ya olan ilgilerini tespit etmek amacıyla Alman istihbarat örgütü yoğun dinleme faaliyetlerine yönelmiştir. Gelişmeler doğrultusunda ilgisini Tunus, Fas ve Mısır üzerinde yoğunlaştıran Almanya, bu ülkelere eğitim, demokrasi, istihdam ve finans gibi konularda destek olmaya çalışmaktadır.
Afrika’ya çengel atılmış sırada
Asya var
Doğu Almanya ile bütünleşen Almanya hakkında Çad Gölü kıyısındaki faaliyetleri, Fas’a olan ilgisi gibi konularda yazılar yazmıştım. Avrupa kıtasında egemenliği ele geçiren Almanya'nın Afrika'ya ne şekilde sarkmaya çalıştığını yazmıştım.Almanya, küremizin doğusundaki güçlerle eski kıtaya hâkimiyet peşinde koşmasa da buradaki ülkelerle ticari dengeleri lehine çevirmeyi sürdürmektedir.
İngiltere’nin yokluğu
Balkanları bünyesine katan AB, Trakya sınırımızdan Ege’ye inmiş, sınırlarını Kıbrıs Rum Yönetimiyle Doğu Akdeniz’e yaslamıştır. AB, Doğu Akdeniz’de Rusya ile sınırdaş olmuştur. İngiltere, Birlik’ten çıkmadan önce Kıbrıs Rum Yönetimi bölgesindeki Dikelya ve Agratur üslerini AB’nin istifadesine sunarken şimdi bu imkânı tanıyacak mı?
AB, İngiltere gibi bir devi de gözden çıkarmayı başardığı gibi Türkiye’yi de kendi bünyesine almamakta direnirken Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşacağını algılayamadı. Şimdi Doğu Akdeniz’de Rusya gibi bir hasım güçle komşuyken Türkiye gibi bir de muhalifi oldu.
Sınırlar ve gelinen nokta
AB’nin kuruluşuna baktığımızda kurucu lider üyeler Almanya ve Fransa olarak gözükmektedir. Her iki dünya savaşında Orta Doğu’ya ve Kafkaslara uzanan Almanya, sınırlarının bu kadar ötesinde alâka ve menfaatlere yönelmişti. Bugün İngiltere ile daha güçlü bir pozisyondayken onu dışladı. Yarın da Fransa’yı dışlamasın? Küre’nin batısında dünya hâkimiyetini üstlenmiş tek hâkim güç varken Küre’nin doğusunda Almanya, Rusya, Çin, Hindistan ve Japonya gibi bir kaç güç var. Almanya’nın sancısı kendisine yeter de artar bile. Avrupa’nın ortasında Kaliningrad gibi bir füzelerin yığıldığı bir hançer, Baltık Denizi’nde Rus donanması, Karadeniz’de Rus donanması, Akdeniz’de Rus donanması… AB, kendisini kuşatılmış hissediyor. NATO müttefiki Türkiye’ye kızmasın da kime kızsın?