Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın “yeni dış politika konsepti”nin kararnamesini imzaladı. Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada dünyadaki radikal değişiklikler nedeniyle ülkenin küresel stratejisinde güncelleme yapma gereğinin doğduğunu belirtmiştir. Rusya bu belgeyle, Batı’yı varoluşsal bir tehdit olarak nitelendiren ve Batı’nın tahakkümüne karşı mücadeleyi öngören yeni bir dış politika stratejisini belirlemiştir. Putin açıklamalarında,
*Rusya’nın egemenliğinin pekiştirilmesi,
*ABD’nin ve diğer dost olmayan ülkelerin dünya siyasetindeki hâkimiyetlerinin izlerinin ortadan kaldırılması,
*Çok kutuplu dünya düzeninin oluşturulmasındaki rolünün arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmasına da yer vermiştir.
Konunun hazırlık safhası
Rusya, bu noktaya varmadan bir buçuk ay öncesinden hazırlıklara başlamıştı. Yeni bir ekonomik döngüye girmiş, borsa puan kazanırken ruble diğer para birimleri karşısında değer kazanmaya başlamıştı.
- Ukrayna’ya gönderilen silahların menzili ne kadar uzak olursa, Rusya, oluşan tehdidi o kadar uzağa itecektir.
- Ukrayna’daki özel askeri operasyon sırasında hayatını kaybeden askerlerin ailelerinin maddi olarak desteklenmesi için özel bir devlet fonu oluşturulacaktır.
- Rusya ekonomisini Batı’dakilerin düşündüğünden farklı çıkarmak için ekonomik durumun sürdürülebilirliği sağlanacaktır Açık oluşmasına izin vermedik, girişimcileri ve finans sistemini destekledik.
- Yeni Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması’na (START) katılımı askıya alacağız, ama anlaşmadan çekilmeyeceğiz… Bu ilkeler doğrultusunda karada konuşlanmış yeni stratejik silah sistemlerinin muharebeye hazır duruma geçmesi imzalanmıştır.
Rusya’nın kaygıları
NATO, şubat ayında Rusya’dan stratejik silahlara ilişkin anlaşmaya geri dönmesini ve tabii ki denetimin de devam etmesini istemişti. Böylelikle Rus askeri tesislerinin denetiminden uzak kalmak istemediğini ortaya koyuyordu.
Rusya’nın kaygısı, NATO içerisinde birden fazla nükleer güç bulunuyor olmasıydı. ABD, 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle oluşturulan ilişkiler sistemini bozuyor, dünya düzenini kendi başına yeniden şekillendirmek istiyordu. ABD’nin egoistçe çıkarları mevcut düzenin bozulmasına yol açıyordu. Yani bir bakıma Batı’nın amacı Rusya’ya stratejik yenilgi yaşatmak olacaktı.
Modern Rusya, şimdiye dek nükleer deneme gerçekleştirmedi. Son nükleer deneme SSCB döneminde 1990’da gerçekleştirildi. ABD ise son nükleer denemesini 1992’de gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler raporlarına göre ABD 1945-1992 yıllarında 815 nükleer deneme gerçekleştirdi. Sovyetler Birliği ise 1949-1990 yıllarında 496 deneme gerçekleştirdi.)
Rusya ile ABD, ellerinde bulundurdukları nükleer silahların sayısının belirli bir sınır içinde tutulmasını içeren Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması’nın üçüncüsünü 2010’da imzaladı. Geçerlilik süreci 10 yıl olan söz konusu anlaşma daha sonra 5 yıl için uzatılabilecekti. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Putin, 2011’de yürürlüğe giren söz konusu anlaşmanın 5 yıl daha uzatılmasına 2021’de onay verdi. Bu, askıya alınmamış olsa, anlaşmanın 2026’ya dek yürürlükte kalacağı anlamına geliyordu.
Rusya ile ABD arasında yürürlükte kalan son büyük silah kontrol anlaşması olan Yeni START, önceki ABD Başkanı Donald Trump’ın süreyi uzatma müzakereleri sırasında Çin’i nükleer silah kontrol anlaşması imzalamaya çekmeye çalışması ve Pekin'den ret yanıtı alınca tüm müzakereleri sonlandırması yüzünden çökmenin eşiğine gelmişti.
Bölgemize etkileri
Rusya’nın yeni konseptine işlerlik kazandırmak için çeşitli oluşumlar arasında ilgi ve yakınlaşmalar düşünmesi kendisi açısından gayet doğaldır.
---Şanghay İşbirliği Örgütü, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti), BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ve Kolektif Güvenlik Anlaşması ile ilişkilerin geliştirilmesi,
---Asya, Pasifik, Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika kıtasındaki kurumlarını güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç
Rusya’nın kaygı duyarak atacağı adımların bölgemizde soğuk rüzgârlar estireceği kaçınılmaz olacaktır. Türkiye bu adımları yakından takip etmeli ve insiyatifi elden kaçırmamalıdır. Örneğin; yeni düzende KEİ (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği) Minsk Grubu, Kafkasya’nın stratejik hassasiyeti ve enerji koridorları gibi konular yeniden ele alınmalıdır.