Fransız büyükelçi
Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG ve bunun kadın kolları YPJ mensuplarının Fransa Senatosunda ağırlanmalarını ve onur madalyasıyla ödüllendirilmeleri üzerine Dışişleri Bakanlığı Fransız Büyükelçisini Bakanlığa çağırmış ve olayı kabul etmeyip kuvvetle kınandığını belirtmiş. Büyükelçiye de, PKK/PYD/YPG ve sözde SDG’nin Türkiye’ye ve Suriyelilere yönelik saldırılarla, bölgedeki ayrılıkçı ve istikrar bozucu faaliyetler hatırlatılmış ve;
**, Fransa’nın, PKK’nın Suriye’deki uzantılarına uluslararası meşruiyet kazandırma çabalarına prim vermemesi,
** Türkiye’nin sınırlarının ve Türk halkının güvenliği ile Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasını desteklemesi,
** Müttefiklik ruhuna uygun şekilde dayanışma sergilemesi talep edilerek kendisi bir kez daha aydınlatılmış (!).
Neden hep uyarı?
Niye her defasında bu Fransa’nın yaptıklarını basit tedbirlerle geçiştiririz anlayamıyorum. Önce tarihten gelen bir Türk düşmanlığı vardır. Bugün Fransa’nın başı Korsika ile derttedir. Korsikalılar kendilerini Fransız askeri varlığı altında gördüğü için fırsat buldukça Fransızlara ait mal ve tesisleri kundaklamakta, TV vericilerini tahrip etmektedirler.
Fransa’nın en hassas olduğu konulardan biri de İslamofobi’dir. 2015 Avrupa göç krizi ile Avrupa ve özellikle Fransa’da İslamofobi’nin artışa geçtiğine dair haberleri görmek mümkündür.
Bunun son örneği Macron dönemi Fransa’da ortaya çıkmıştır. Karikatür krizi ile başlayan yeni dönemde, devlet açık bir şekilde İslam’a karşı nefret söylemini benimseyerek yeni kısıtlayıcı kanunlar çıkarmış, dini kurumlara denetimi arttırmış ve kendi önerdikleri Müslüman kalıbı dışındaki biçimleri radikal olarak tanımlayarak Müslümanların yaşam hakkına müdahale etmiştir.
Bir diğer konu ise Irkçılıktır. Fransa’daki İslamofobik politikaların yansıması olarak sadece Türk vatandaşlarına yönelik gerçekleşen saldırılar 2019 yılına kıyasla %100 artmıştır. 2020 yılında Fransa’da Türk vatandaşlarına yönelik 40 saldırının %20’si ırkçı, %17’si İslamofobik, %3’ü PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilmiştir.
İç çalkantılarla yürüyen hükümet
Fransa’nın Paris sokakları her gün protestolara şahitlik etmektedir. Gün geçtikçe yaralanan polis sayısından olayların yayılması ve çapının büyüme kaydetmesi dikkat çekmektedir. Aynı soruyu şimdi yine soruyorum: Neden hep Fransa’yı uyarıyoruz? Ben bugüne kadar Korsikalıları destekleyici nitelikte Türk hükümetinin bir demecini duymadım.
Medeniyetler arası buluşma doğru bir yaklaşım ama dinler arası diyalog, Batı’nın ve özellikle laik Fransa’nın hoşuna gitmeyen bir konu olmuştur. İslam dini içinde mezhepler ve özellikle Orta Doğu coğrafyasında tarikatlar arasında çatışma ve ayılıklar giderilemeden diğer dinlerle böyle bir yakınlaşmada dikiş tutmamıştır. Uluslararası camiada din konusunun öne alınması yerine insan hakları konusu ele alınarak Fransa’ya yüklenilebilirdi.
Şimdi ne oldu? Büyükelçi çağırıldı. Kendisine bu durumun uygun olmadığı anlatıldı. O mübarek de gidecek aynı notu kendi hükümetine iletecek. Macron da buna değer verecek. Siz inanıyor musunuz? Terör örgütü mensupları sarayda ilk defa mı ağırlanıyor sanki?
Türkiye artık “parası yok derdi çok” modundan kurtulmalıdır.