SON DAKİKA
reklam
reklam

Bebek Anne (Kitap tanıtımı)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Nisan 2023, Salı - 23:15   Okunma Sayısı:

Kitabın yazarı Tanburî Özcan Korkut

 

Özcan Korkut, 16 Ağustos 1935 Bolu doğumludur. İstanbul Radyosu’ndan emekli Türk müziği bestecisidir. Babası İsmail Hakkı Bey’in Bozöyük, Ankara ve tekrar İstanbul’a tayiniyle Erenköy Zihni Paşa ilkokulunda okumuştur. Daha sonra Kadıköy Birinci Orta ve Haydarpaşa Lisesi’ne gitmiştir.

 

Küçük yaşından itibaren yeteneğini bilen annesi, aynı zamanda keman ve piyano hocası olmuş ve oğluna gerekli müzik eğitimini vermiştir. Özcan Korkut da bu eğitimini konservatuvar öğrenimiyle tamamlamıştır. Ömrü boyunca Türk musikisine hizmet etmiş, radyo, televizyon ve sahne hizmetlerinde çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir.

 

Türk musikisi bestecileri arasında doğrudan anneye hitaben ilk şarkıyı yazan bestecidir Tanburi Özcan Korkut. Hicazkâr makamındaki bestenin adı “Kulağımdan Gitmiyor Ninni Sesin” dir. Aynı zamanda spor düşkünü ve doğa âşığı ola değerli üstat, 16.03.2008 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

 

Kitabın yazılmasından maksat

 

Sanatçı, sevgi ve sabır yumağına sarıp sarmaladığı altı çocuğa sahip annesini anlattığı kitabında anne kıymetinin önemine vurgu yapıyor. Ailede belli bir dönem içinde peş peşe gelen kayıplar, evin geçimini üstlenme sorumluluğu ve sırada askerlik görevinin ifası… 1960 yılında evlenen sanatçı, 1998 Ocak ayının sonunda eşini kaybeder. 1966’da beş yaşında olan kızı Itır’ı kaybeder. Kitabı bana armağan eden Şebnem Hanım, 2 Mart 1968’de doğar ve o da babasının yolunda ilerler. İTÜ Türk Musikisi Konservatuvarında tanbur öğrencisi olarak eğitimini sürdürür, mezun olur.

 

İlk profesyonel sahne hayatı 1958 kış sezonunda Tepebaşı Kazablanka gazinosunda Zeki Müren ile başlamış. Devam eden yıllarda Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri, sonraları Behiye Aksoy, Emel Sayın, Bülent Ersoy, Muazzez Abacı gibi ünlülerle çalışmış. İlkokulda başlayan şiir merakı, sonradan şarkı sözlerine dönüşmüştür. İlk şarkısı da 1952 yılında 17 yaşındayken bestelediği “Aydan sorarım, derdime derman gecelerde” isimli eserdir.

 

Yaşanılan dönem

 

Tanburi Özcan Korkut’un doğduğu yıl, her iki dünya savaşının arasına isabet etmiştir. Ülkemiz, bütün yokluklara ve yoksulluğa rağmen I. Dünya Savaşı’na girmiş, bunun acılarını sanatçının babası İsmail hakkı Bey fazlasıyla yaşamıştır. 1939’da başlayan II. Dünya Savaşı’na girmediğimiz halde ağır yokluklar yaşadığımız bir dönem olmuştur. Aile bireyleri 1940’lı yılların başında karne ile erzak almak suretiyle yaşamlarını idame ettirmiştir.

 

… Baba İsmail Hakkı Bey, Bolu’nun Düzce kazasına tayin edilmiştir. Düzce o yıllarda küçük bir yerdir. Düzceliler, İstanbul’dan gelenlere büyük itibar göstermişlerdir. İsmail Hakkı Bey, külot pantolon ve çizme giyerek devlet tarafından kendisine tahsis edilen bir at ile civar köylere giderek vergi tahsilatı yapar. Ertesi yıl Bolu’nun kazası Mudurnu’ya tayin edilir.

 

Bolulular, 1943 yılı Şubat ayının en soğuk günlerini yaşamaktadırlar. İçilen çaylar tekrar bulunamaz kaygısıyla yayılıp kurutularak yeniden demlenmek üzere saklanır. Şeker eksikliğinden birçok çocukta uyuz hastalığı görülür. Şehirde ışıklar söndürülür, evlerde karatma yapılır. Kar tabakası her yeri kaplamıştır. 

 

Oğulları Bülent’i askere uğurlamışlardır. Kızları olan 15 yaşındaki Gönül’ün Fehime hala tarafından aileye danışılmadan nişanlanmaya itilmesi aileyi derinden sarsmıştır. İstanbul’daki kızlarını Bolu’ya getirmek üzere Müjgân Hanım İstanbul’a gidecektir. O soğuk gecede bunları kaldıkları ahşap ev inleyen gıcırtılarla sallanmaya başlar…

Yazarın anne sevgisini ve ona olan özlemini anlatan şiirinden bir kıta:

 

Canım annem

…

Kırk dokuz yıl kolunda sanki hiç büyümedim

Sanki her gün ninnini duymadan uyumadım

Öyle bir çiçektin ki kokuna doyamadım

Özlüyor seni kalbim, nerdesin annem?

---

 

Kitabın sunduğu doyumsuz hazzı her sayfada, şiirlerin özlem dolu havasını ise her mısrada görmek mümkündür. Giriş bölümündeki, “Tüm annelerimiz sevgi sözcüğünün çok ötesindeki sevgi ve saygıya değer en mukaddes varlıklarınızdır. Onlara layık evlatlar olabilirsek ne mutlu bizlere!” sözlerle ben de yazının son bölümünü tamamlamak istedim. 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam