Önemli ama daha da önemlisi
Türkiye’de bugün bir Sedat Peker olayı var. İktidar ve muhalefet mensuplarının neredeyse tamamı bu konuya aşinadır. Detaylarıyla anlattığı rüşvet, kara para aklama, uyuşturucu trafiğini yönlendirme, faili meçhul cinayetler ve olaylar ne hikmetse ele alınıp irdelenmiyor. Adalet mekanizması konunun üzerine gitmiyor. Susturma, yasaklama ve digital tecritlerle bu açıklamalar örtülmeye veya bastırılmaya çalışılıyor.
Burada işlenmiş suçlar vardır, zanlılar vardır. Adalet mekanizması elbet cezalarını verecektir. Bundan hiç şüphem yoktur. Ancak süreç uzadığı takdirde karşıt görüşte veya fanatik yapıda olanlar bu kişilere karşı saldırı eylemi gerçekleştiriliyor. Şehir içinde kalabalık sokak veya mekânlarda ateşli silah kullanılarak yapılan bu saldırılar, günahsız insanların da hayatlarını kaybetmelerine yol açabiliyor. Belki bu anlamda konu daha da önem kazanmaktadır.
Dünyanın en güç işi, bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan izlemektir. (Juspe Kunde)
*** *** ***
Depremde geçen süre iki ayı geçti. Hâlâ konteyner veya çadır alamadığını söyleyen aileler mevcut. Hele iki konu var ki, çok basit ve pratik çözümlerle giderilebilecek olmasına rağmen bazı bölgelerde tuvalet çadırlarının ve banyo ünitelerinin yetersizliği dile getirilmektedir.
Vizyon, başkalarına görünmeyeni görme sanatıdır. (Jonathan Swift)
* * *
Belgeli anlatımlar
Büyükdere limanına gelen Rus torpido arayıcı gemisi, Anadolukavağı istihkâmlarına yaklaşınca buradaki birlik alarma geçmiş, yapılan yazışmalarla böyle bir olayın tekrarlanması halinde ne yapılması gerektiğinin bildirilmesi istenmiş.[i]
** ** **
Bihke (Bosna-Hersek’te sancak) Kalesi civarına bir çadır (balon) düşmüş. Kale personeli ilk defa karşılaştığı böyle bir olay karşısında şaşırıp kalmış ve tedirginliğe kapılmış. Kaledeki toplar atış durumuna geçirilip beklenmeye başlanmış. Durum ilgili komutanlığa ve hükümet merkezine iletilmiş. Padişah tahkikat yapılmasını, tahkikat süresince müteyakkız bulunulmasını buyurmuş.
Nemçe (Avusturya) ahalisinden alınan bilgilerden, düşen çadırın (balon) İtalya’nın Bolonya şehrinden bir beyzadeyi ve maiyetindekileri taşıdığı, muhalefet-i hava (kötü hava şartları) nedeniyle Dubrovnik sahiline indiği, şiddetli esen rüzgâra kapılarak tekrar havalandığı ve kale civarına düştüğü öğrenilmiş.[ii]
Efendim bu iki konuyu da yazıya espri katması için yazdım. Darbe olmadan bazı işaretlerden tedirginlik yaşanabiliyorsa da, halk kendisine birtakım tedbirler almayı da biliyor…
** ** **
27-30 Kasım 1912
Bugünlerde önemli meşguliyet, mevcut tüfeklerin temizlenmesi ve tamir edilmesiydi. Savaşın başlangıcından beri tüfekler esaslı bir kontrole tabi tutulmamıştı. Tüfekçi ustalarının konuya önem vermemesi nedeniyle birçok tüfek kullanılmaz halle gelmişti. Tümenlerde kurulan ekipler bakım ve temizliği, kolorduda kurulan ekip de tüfeklerin tamirini yapmıştı.[iii]
Avcı siperlerimize birkaç yüz metre yaklaşan ve kolları Kızılhaç pazubentli Bulgar subaylarının birer arabayla düşman cesetlerinin bulundukları yere kadar geldikleri ve hemen döndükleri görülmüş. Bunların sağlık memuru kıyafetinde keşif subayları olmalarından şüphelenilmiş ve bazı bölgelerde askerlerimizin Bulgar askerleriyle görüşmelerinin önüne geçilmesi emredilmiştir.[iv]
Atlar üzerine
İki arkadaş atlar üzerine konuşuyorlardı. Atlardan anlayan biri:
---Atın dişisine kısrak, erkeğine aygır, yavrusuna tay denir, deyince öteki şaşırarak sorar:
---Ee hiç birine at denmez mi?
1 BOA 29/Ca/1321 Hicri, Dosya: 201, Gömlek: 49
[ii] BOA 12/L/1218 Hicri, Dosya: 218, Gömlek: 12004
[iii] Uzdil, Mahmut Beliğ, “Balkan Savaşı’nda Mürettep 1’inci Kolordu’nun Harekâtı, Gnkur. Atase Bşklığı Ya. Ankara-2006, s: 172
[iv] A.g.e s: 175