Yazısı ve şiiri için Durmuş
Türker hocamıza çok teşekkür
ediyoruz.
“Bir ulusun türkülerini
yakanlar, yasalarını yapanlardan
daha güclüdür.” diyor
Shakespeare. Gerçekten de
öyledir. Ulusları ulus yapan onların
dilidir ya, dil ise en iyi
türkülerle kuşaktan kuşağa
taşınır.
İçlerinde diklenmeyi, direnmeyi,
kavgayı, sevdayı, ilenmeyi taşırlar. O nedenle olmalı
en çok koÅNtüler ondan korkarlar ve bu nedenledir
türkülere söz yazan ozanlarla, ezgi dizenleri susturmak
istemeleri.
Türküler ki kolayına susmaz. Onlar halkın yüzyıllardır
süregelen birikiminin eseridir. Tıpkı yağışlarla yerin
derinliklerine inen, yer altı çukurlarında biriken ve sonrada
yeri zayıf bir yerinden delen ve yeryüzüne dönen
kaynak suları gibidir. Nasıl ki suların çıktığı yere “göze”
denir; türkülerin çıktığı yerler de türkü gözeleridir.
Ülkemizdeki en değerli ve en gür türkü
gözelerinden biri de Arguvan Türküleridir. Dinlemeye
doyamadığım, içinde kendimi, insanlığı, sevgiyi, seviyi,
içtenliği… Bulduğum Arguvan Türküleridir.
****************************************************
O nedenle diyorum ki:
“TÜrKÜ DÜŞMeSİN DİLİNDeN.”
Ah be Arguvanlım benim
Ne dertli türkülerin var
Ayrılık girmiş araya
Sanki kışa doÅNnmüş bahar
Ne ahların var içinde
eyvahların var içinde
Sevabın ele yazılmış
Günahların var içinde
Gelinlerin ağlar olmuş
Felek yolun bağlar olmuş
Hüzün coÅNkmüş yüreğine
Gözyaşların çağlar olmuş
Gurbete yollanmış kızın
Yüreğine coÅNkmüş hüzün
Ah eder ağlar olmuşsun
Ne gecen var ne gündüzün
Gökte turnaların uçar
Uçar da kanadın açar
Aldırma be Arguvanlım
Kara gündür gelir geçer
Türker der geçme gülünden
Düşürme sazın elinden
Ağzına çok yakışıyor
Türkü düşmesin dilinden
Dinledikçe… Kimi zaman canlandığım, çoğu zaman
gamlandığım türküler onlar benim. Onlardaki hüzün ve
onlardaki yürek yanıklığı çekiyor beni içlerine… O yürek
yanıklığı bende de mi var ne…