Eskiden bayram ziyaretlerinde
Türk kahvesi içilir,
hazırlanan veya alınan
ikramlar yenirdi
Bayram kutlamalarını
bitiren ve karnını doyuran
çocuklar, mahallede toplanıp
hep birlikte oyun oynarlardı
Eski bayramlar
O zamanlar bilgisayarlar
veya konsol oyunları yoktu.
Çocuklar birbirleriyle oynamayı
severlerdi. Sokaklar şenlik alanı gibi olurdu. Eski
bayramlar özlenmeyecek gibi değildi.
Çocuklar mahalleye gelen seyyar salıncağa binerdi
Eski bayramlar
Daha sonra çocuklar çatapat, maytap ve torpiller
patlatırlardı. Mahallede çocuklardan kaynaklanan ses
geç saatlere kadar bitmek bilmezdi
Çocukluk ve çocukken sorusunun ilk boÅNlümü, yani
“çocukluk” toplumun bize bakışını anlatırken ikinci
boÅNlümü yani “çocukken” bizim topluma bakışımızı anlatıyor.
İnsanların bizi çocuk olarak değerlendirmesi ve
bizim insanları çocukça gözlerle değerlendirmemiz
masumiyeti, samimiyeti, külfetsiz sevinçleri peşi sıra
getiriveriyor.
Şimdi bu güzel duygularla bir bayram hayal edin,
aradığınız eski bayramlara çok yaklaşmış olmalısınız.
Tabii yeni bayramlarda eski tadın olmayışını sadece
çocuklukla anlatmak yeterli değil, bir de özden uzaklaşma
var. nasıl bir meyve çekirdeğe yaklaştıkça tatlanıyorsa
gelenek, göreneklerimiz de öyle.
Çocukluğumuzu geri getirmek mümkün değil ama
bayramları bir nebze daha tatlandırmak mümkün
goÅNrünüyor. Öyleyse öze yaklaşın. İşte bu yazıyı bunun
için ve dahası meyvedeki çekirdeğin tohum olduğunu
hatırlayalım diye kaleme aldık.