Son bir girişim daha
12 Eylül 1829 tarihinde,
ABD Başkanı Andrew Jack- son tarafından, bir ticaret antlaşması oluşturmak ve imzalamak üzere, bu kez elçiler Biddle, Ofey ve Rhind’e tam yetki verilir.
Rhind 2,5 ay süren bir yolculuğun ardından 8 Şubat 1830’da İstanbul’a ulaşır ve 13 Şubat’ta sarayda Pertev Reis Efendi ile buluşur. Reis Efendi, Rhind’in isteklerini rapor edeceğini söyler. 16 Şubat’ta Pertev Efendi yerine Hamid Efendi atanır.
12 Mart günü Rhind, yeni Reis Efendi ile görüşme sağlar. Bu görüşmede Reis Efendi, Rhind’in teklierine birkaç gün içinde büyük ihti- malle olumlu bir yanıt geleceğini söyler. 16 Mart 1830 tarihinde Osmanlı Sultanı, özel kâtibine,
Reis Efendi’nin bu antlaşmayı tamamlaması için bir emir yazmasını iletir. Konu o akşam Divan’a sunulur.
Anlaşmanın imzalanması
Avrupalı devletler böyle anlaşmaya karşıdır-
lar.7 Mayıs 1830 tarihinde taraar arasında ant- laşma imzalanır. Böylelikle Amerika’nın Osmanlı Devleti ile bir ticaret antlaşması imzalayabilmek için giriştiği diplomasi mücadelesi 7 Mayıs 1830 tarihinde başarıyla sonlandırılmış olur.
Amerika’nın güçlü donanmasıyla öncelikli olarak dönemin en güçlü sömürgeci devleti İn- giltere’yi rahatsız etmesi beklendiğinden bu ant- laşmaya engel olmak isteyen devletin de İngiltere olması kuvvetli ihtimaldir.
Bu Avrupalı devletin ve temsilcisinin, her fır- satta bu anlaşmaya engel olması hatta Amerika ve Osmanlı temsilcilerinin görüşmesini rahat bir
şekilde basabilmesi, henüz 1820’li yıllarda bile Osmanlı’nın içine düştüğü diplomatik güçsüzlüğü göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
Osmanlı tüccarları Amerika’ya gidecek du- rumda değildir; çünkü Osmanlı Devleti’nin okyanus aşabilecek gemileri bulunmamaktadır. Ayrıca Osmanlı Devleti 1828-1829 yıllarında Rusya ile savaşmış ve bu savaştan yenik çık- mıştır. 1830’da da Cezayir Fransızlar tarafından işgal edilmiştir.
Sonuç
19’uncu yüzyılın ortalarına doğru ilk kâğıt
para olan kaime basılmış, hemen akabinde sahtelerinin piyasaya sürülmesiyle devlet zarara girmiştir. Yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’nin 1878’de Kıbrıs’ı, 1882’de Mısır’ı, Fransa’nın da 1881’de Tunus’u işgal etmeleri Osmanlı yöneti- minde kaygılar uyandırmıştır.
Bu olayların tamamı Osmanlı Devleti’nin dış ticaretini olumsuz etkilemiş, bu nedenle ABD, bu ticaret antlaşmasından büyük oranda kârlı çık- mıştır. Faizler, gümrük vergisi oranları ve vadeler hep ABD lehine tecelli etmiştir.
Batı’nın büyük devletleri, çıkarları elverdiği ölçüde Osmanlı İmparatorluğu’nun devam etmesini gözetmişlerdir. Sultan Abdülhamit, Al- manya ile ilişkilere önem vermeye başlamış ve desteği güçlendirmek amacıyla Almanya’ya bir dizi ekonomik imtiyazlar tanımıştır. Bu imtiyazların başında şüphesiz Bağdat demiryolu inşası gelmiş ve bu süreç I. Dünya Savaşı’nın bitimine kadar devam etmiştir. ABD, bir ticari anlaşmayı elde edebilmek için 10 yıl boyunca Osmanlı sarayının kapılarını aşındırmış; ama bugün bir gecede aldığı kararlarla ticareti sekteye uğratabilecek kadar işi abartmıştır. Ne diyelim, oluklu demir çıktı yiğitlik öldü...