2023 Ramazan ayını geride bıraktık. Umarım, daha sağlıklı düşünür, bağnaz söz ve davranışlarla ramazan ayının anlatmak istediği yüce değerlerden uzak kalmaz ve Kur’an dışında anlatımlara kulak asmayız.
Para ve imkânlar
Sevgili okuyucularım, koca bir yılın ramazan ayında hedeflerimiz olmalıydı. Özellikle Kadir gecesi gününde siyaset adamlarımızın birleştirici ve hiç de sakin olmayan demeçlerine tanık olduk. Kul hakkı, ana baba hakkı ve devlet malı kavramlarının ne anlama geldiğini ve bunlara karşı nasıl davranmamız gerektiğini iyice öğrendik mi?
Özellikle elinin altında para gibi bir güç bulunduranlar, şirketlerde geniş imkânlara sahip olanlar ve arkasına idarenin gücünü almış olanlar (devletin tepesinden polis memuruna kadar) bu imkânlar karşısında daha hassas olabildiler mi?
İftar sofraları ve…
Her akşam devlet sofralarında veya zengin iftarlarda bulunanları geçmişteki günlere nazaran ekranlarda daha az görüyoruz. İftar ve sahur programlarında dini bilgiler veren hocalar, kimi güler yüzlü ilâhiyatçı öğretim üyeleri ve Diyanet İşleri Başkanlığının mensupları ellerinden geldiği dillerinin döndüğü kadar aydınlatmaya çalıştılar.
Fikriyatı çolpa, sadaka ve fitresi ise arpa olan zihniyettekiler, zenginliklerinin karşısındaki yoksullukta kendi paylarının olduğunu düşünebildiler mi? Yeryüzüne dağılmış nimetler, nasıl ki açgözlü milletlerin tekelindeyse, ülkemizdeki kaynakların bir bölümü de bazı hoyrat kişilerin ve kısmen de olsa bencil kitlelerin tasarrufundadır.
Acaba bu zevat, şehit aileleriyle, çocukları vatan hizmeti yapan ailelerle görüşür mü, onların isteklerini sorar mı? Akıl hastanelerinde yatanlarla, darülacezeye düşmüş olanlarla, tinercilerle, geçimsizliği mahalle halkınca bilinen ailelerle görüşürler mi? Varlığı yerinde olan bir kişi, sokakta dilenmek zorunda kalan kimsesiz yaşlı bir kadını evine götürüp yemeğini onunla paylaşır mı?
Yanlışlar var
Kadın cinayetlerinin hız kesmeden devam etmesi, ana babasını döven kapının dışına koyan insan sayısında artış olması, çek senet olaylarında patlama yaşanması ve şifre sistemlerinin kırılarak bankalardan/bankamatiklerden para gaspı yapılması yokluk ve adaletsizlik nedeniyle meydana geliyor olamaz mı?
Bu kadar din eğitimi veriliyor, dini konuları bu kadar anlatan otorite var ve toplumda yine de batıl inançlar yer ediyorsa ve bidat ve hurafelerle din yozlaştırılıyor hatta din değiştirenler oluyorsa bir yerde yanlışımız var demektir.
Din referanslı eğitim
Kişilerin hedefi bellidir: Cennete gitmek… Yanılgı burada başlıyor. Herkes önce iyi bir insan olmayı hedeflemelidir. Bireyler dürüst, namuslu, haramdan kaçınan, elinde imkânlar varken menfaat teminine çalışmayan, ailesine ve çevresine saygı duyan, vatan hizmetinden çeşitli rapor ve entrikalarla kaçmayan, vergisini düzenli ve tam olarak ödeyip yeniden yapılandırma ve af gibi yollara sapmayan bir insan olmayı bilmelidir…
Başka inançtan olan birisi kendi inançlarına belki bizden fazla sahip çıkıyordur. Bir Hristiyan, Musevi hatta semavi dinlerin dışında inancı olan liderlerin sürekli olarak kendi inançları doğrultusunda konuşmalar yaptığını duyuyor musunuz?
Yabancıların çoğu insan haklarına saygılı, vergisini dürüstçe ödeyen, devlete karşı sorumluluklarını bilen bir anlayışa sahiptir. Alman arkadaşımdan biliyorum, yabancılar son derece israftan kaçınıyorlar. Randevu saatine riayeti, söze sadakati, yasalara itaati prensip edinmişlerdir. Yola böyle çıkılmalı, takdir Yaradan’a bırakılmalıdır. Oysa biz sondan başa gelmeyi yeğliyoruz.
Ramazan ve bayram muhasebesini yaptık mı?
Tek boyutlu din eğitiminin dayattığı eksiklerle büyüdük, donandık. Örneğin; çalmak eylemini sadece bir kimsenin tasarrufu altındaki bir malı onun rızası olmadan yer değiştirmek (!), iç etmek, yok etmek anlamında öğrendik; ama şöyle düşünemedik…
* Devlete ait uçak, deniz ve kara vasıtalarını hava atmak, caka satmak, hoyratça kullanmak amacıyla tasarruftan kaçınanlar harama yönelmiş demektir.
* Kamu sektöründe veya bir şirkette çalışanlardan bazı oruçlular, mesai bitim saatine dikkat etmeden amir veya patronun çıkışını kollayıp hemen arkasından çıkabiliyorsa, kamuya ya da başkasına ait zamanı çalıyor demektir.
* Devlet malı veya şirket aracını keyfi çıkarları için kullanan kişi, kamusal alana giriyor, çalışanların hakkını yiyor demektir.
* Trafikte hız limitlerine dikkat etmeyen ve başkalarının hayatını tehlikeye atan kişi yol hakkını gasp ediyor demektir.
* İşçinin hakkını vermeyen aylığını, haftalığını zamanında ödemeyen işveren, işçisinin emeğinin karşılığını iç ediyor demektir.
En azından bunları yapmamamız gerektiğini fark edebildik mi? Yaptıysak da pişmanlık duyduk mu? Bundan sonra dikkat edecek miyiz? İyi insan olmak yolunda atacağınız adımlar makbul ola!