SON DAKİKA
reklam
reklam

Kerkük-Musul Sorunu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Ekim 2017, Cumartesi - 09:00   Okunma Sayısı:

Barzanî’nin referandum meselesi, Türkiye’nin bütün sorunlarının önüne geçti. Bazı kesimlerin sancılarla tahammül edebildiği Kerkük ve Musul sorunu, nihayet yine gündeme geldi; ama bir asır öncesinden sorunu yaratanlar henüz sahaya inmedi. Bir araştırma şeklinde hazırladığım bu yazıyı bölümler halinde, kaynakları da son bölümün sonunda sunuyorum. 
Sykes Picot 
      Antlaşması
I.Dünya Savaşı sonrasında İngiliz politikasının Orta Doğu haritasını tek başına çizmesinde en önemli etken Musul petrolleri idi. Bu konu, Türk dış politikasına da en büyük yarayı vermiştir. 9 Mayıs 1916 Sykes Picot Antlaşması’na göre İngiltere ve Fransa arasında Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasına yönelik gizli bir anlaşma yapılmış ve Rusya’nın onayı alınmıştı. Bu anlaşmaya göre;
    A. Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı Rusya’ya,
    B. Doğu Akdeniz, Adana, Antep, Urfa, Diyarbakır, Musul ve Suriye kıyıları Fransa’ya,
    C. Hayfa ve Akkâ limanları, Bağdat ve Güney Mezopotamya İngiltere’ye verilecekti.
    D. Fransa ve İngiltere’nin elde edeceği topraklarda Arap Devletleri Konfederasyon veya Fransız ve İngilizlerin denetiminde tek bir Arap devleti kurulacaktı…
İngiltere’nin uyanıklığı (!)
Gizli bölüşme planı bu şekilde yürürlüğe konacakken daha üzerinden altı ay geçmeden İngilizler bir oldu-bitti yaratarak Musul’a girerler. Savaş tazminatı olarak Musul’daki Türk petrol şirketinin Almanlara ait olan % 25’lik kısmını ele geçirince Musul petrollerinde de büyük hisseye sahip olur. 
1920 Nisanı’nda yapılan San Remo görüşmelerinde Musul petrollerinin bu % 25’lik hissesini Fransa’ya peşkeş çeken İngiltere böylece Fransa’nın da siyasi desteğini kazanmış olur. Büyük avantaj yakalayan İngiltere, Bunu devam ettirmek amacıyla kendisine bölgesel bir müttefik aramaya başlar. “Kürt politikası” böylece şekillenir. Orta Doğu’da kendi güdümünde kuracağı bir Kürt devletinin çıkarlarına hizmet edeceğini düşünür.Anadolu, Suriye, Irak ve İran’daki Kürt aşiretlerine el atmış, “Güney Kürdistan Projesi” ile Irak’ta, “Kuzey Kürdistan Projesi” ile de Anadolu’da yürürlüğe koyacağı iki proje üretmiştir. Bu projenin başında Binbaşı E. W. C. Noel bulunmuştur. İngiltere’nin Musul politikası, tipik bir emperyalist devlet politikasıdır. 
Kürt Emirliği
Güney Kürdistan projesi çerçevesinde İngiliz himayesinde olmak üzere Kadirî tarikatinden Şeyh Mahmut Berzenci’nin liderliğinde Revandiz merkezinde “Kürt Emirliği” kurdurulmuştur.Şeyh Mahmur, Revandiz ile yetinmeyip topraklarını genişletmek amacıyla 1919 Mayısı’nda Süleymaniye’ye girmiş ve buradaki İngilizleri kovmuştur.İngilizler, Haziran 1919’da tekrar Süleymaniye’ye girerek Berzenci’yi tutuklamış ve Hindistan’a sürmüşlerdir. Anadolu topraklarında Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep kurtarılıp Türk direnişi başarıya ulaşınca Ankara hükümeti, Yarbay Şefik Özdemir komutasında bir kuvveti Kuzey Irak’a sevk etmiştir. Bu kuvvet, Küçük Zap Suyu kenarındaki Köysancak’a girmiş ve kuzey Irak’taki birçok Kürt aşireti Türklerle birleşmiştir. Türkler, Revandiz’i de ele geçirince İngilizler, Berzenci’yi Hindistan’dan getirerek tekrar devreye sokmuşlardır. Berzenci, yeni Kürt politikası gereğince Kürdistan kralı ilan edilmiştir. Bununla da yetinmeyen İngilizler, Şey Mahmut’a karşı onun nüfuzunu kırmak için Nakşibendi tarikati şeyhlerinden Şeyh Ubeydullah Nehrî’nin oğlu Şeyh Taha’yı da Revandiz kaymakamlığına getirmişlerdir.
Nasturî Yurdu
İstiklâl Savaşı’nı bitiren Türkiye, Lozan Konferansı’na katılıyordu. Konferansın 23 Ocak 1923 günkü oturumunda Musul meselesi ele alınırken İngiltere Irak’ın kuzeyinde Şey Mahmut’a karşı harekât başlatmış ve Süleymaniye’yi uçaklarla bombalamıştı. Berzenci İran’a doğru çekilirken Türk kuvvetleri de İran üzerinden Van’a çekilmişlerdi.
İngiltere yeni bir plan peşine düşer: Nasturîlere bölgede bir vatan yaratma çabası… Nasurîleri kışkırtan İngiltere, 5 Ağustos 1923’te Musul’da ve 4 Mayıs 1924’te Kerkük’te karışıklıklar çıkarttırır. Merkezi Hakkâri olarak seçilen planın Türkiye ayağında12-28 Eylül 1924 tarihleri arasında Kürtlere yönelik Nasturî Ayaklanması yaratılır. İngiltere, 1860’lardan beri din temelli olarak kullandığı bu toplumu, şimdi yeni politikasının piyonu olarak kullanmıştır... Bu uygulama Kürtler kadar Arapları da kızdırmıştır. 
İngiliz Mandaterliği
Şeyh Mahmut’a karşı Şeyh Taha’yı öne sürerek Hoybun cemiyetinin kurulmasını sağlayan, Kürt ve Arap unsurlara karşı Nasturîleri, Türkiye’ye karşı Kürt ve Nasturî unsurları kullanan İngiltere, Irak’a karşı da Türkiye’yi tehdit unsuru olarak göstermiştir.Irak hükümeti 1926 yılında İngiliz Mandaterliğini imzalamayınca İngilizler harekete geçmiş ve karıştırma planlarını yürürlüğe koymuşlardır.
1.İngiltere, Irak hududuna tecavüz konusunda İbni Suud’a izin vermiş ve bu izin
doğrultusunda Necid aşireti Irak sınırını geçerek birçok köyü yağma etmiştir.
2.Kuzey Iraktaki Kürt unsurlar istiklâl isteği için teşvik edilmiştir.
3.İngiltere’nin Irak hükümetine sunduğu yeni anlaşma kabul edilmezse İngiltere,
Musul’u Irak’a bırakan Türkiye ile yapmış olduğu 5 Haziran 1926 tarihli anlaşmayı iptal ederek Musul’un Türkiye’ye bırakılmasını kabul edeceğini Arap hükümetine kesin şekilde duyurmuştur.
Çaresiz kalan Irak hükümeti, İngiliz tehdidine boyun eğerek Mandaterliği 25 yıl süreyle uzatan anlaşmayı onaylamak zorunda kalmıştır. Bu yazının devamı gibi kabul ederseniz, Rusya’nın da bölgede ve Kürtler üzerinde ne gibi kurgulamalarla planını uygulama alanına koyduğunu göreceğiz.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam