demektir. Bu anlamda basın kavramı, kitap, gazete, dergi gibi yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan ve basılarak çoğaltılan kitle iletişim araçlarını ifade etmektedir. “Kitle iletişimi” veya “kitle haberleşmesi”, kitle iletişim araçları adı verilen basın, radyo, televizyon, internet ve videobantları ile yapılan her türlü yayını kapsayan bir kavramdır.[1]
Kitle iletişim araçları tarafından haber ve bilgilerin verilişi, sunuluşu ve algılanışı, “yazılı basın”, “görsel basın”, “işitsel basın” ve “internet basını” şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulabilir.
Basın ve diğer kitle iletişim araçları hem uluslararası hem de ulusal mevzuatlarda farklı düzenlemelere tabi tutulmuşlardır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. Maddesi, basın özgürlüğünün en temel ilkelerinden birisi olan “basın faaliyetinin izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamayacağı ilkesini” düzenlemiş ve basın özgürlüğünü mutlak surette korumuştur.
Radyo, televizyon ve sinema işletmelerinin izin şartına bağlanabileceğini belirterek basın dışında diğer kitle iletişim araçları yoluyla düşüncelerin açıklanması ve yayılması özgürlüğünü farklı hukuki rejime tabi tutmuştur. Madem basın özgürlüğünün başında dünya sözcüğü var, o halde bu kavram dünyada nasıl algılanıyor ona da bakmak gerekir.
Uluslararası Sözleşmeler
- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Md: 19- “Her ferdin fikir ve ifade özgürlüğüne
hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden dolayı rahatsız edilmemek, memleket sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek ve yayma hakkını gerektirir.” şeklindedir. İfade özgürlüğü ile bağlantılı olarak basın özgürlüğünü de açıkça güvence altına almıştır.
- BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi Md: 19- “Herkes, kimse karışmaksızın istediği
düşünceyi savunma hakkına sahiptir. Herkesin, düşündüklerini anlatma özgürlüğü vardır. Bu hak herksin, hiç bir sınır tanımaksızın, her çeşit bilgiyi ve fikri, sözlü, yazılı ya da basılı biçimde, sanat eserleri biçiminde ya da kendi seçeceği herhangi bir başka biçimi de araştırma, edinme ve iletme özgürlüğünü de içine alır.”
Aynı maddenin devamında Md: 19-c… “Dolayısıyla bazı sınırlamalar da konulabilir; ancak bu sınırlamaların yasalarda öngörülmüş olan; başkalarının haklarına ve toplumda sahip oldukları şöhrete saygı bakımından; ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ya da kamu sağlığı ve ahlakının korunması bakımından gerekli olması zorunludur.” denilmektedir.
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Md.10. 1. fıkrasının, “Herkes, görüşlerini açıklama
ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak kanaat özgürlüğünü, kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber ve fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.” şeklindeki hükmü ile basın özgürlüğü doğrudan düzenlenmemekle beraber ifade özgürlüğü kapsamında güvence altına alınmıştır.
Ülkemizde basın özgürlüğü
Basın özgürlüğü, belki ilk kitabın yazılışından belki de matbaanın Türkiye’ye getirilişinden beri sorunludur. Gerçi bu sorunu Batı âlemi de yaşamıştır, ama bizde maliyeti ağır olmuştur. Günümüze gelirsek;
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2021 yılı basın özgürlüğü endeksinde Türkiye, 180 ülke arasında 153’üncü sırada yer almıştır.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 1 Nisan 2020 ile 1 Nisan 2021 dönemini kapsayan "Basın Özgürlüğü Raporu"nda ise, gazetecilere yönelik hak ihlâllerinin, habere yönelik engellemelerin ve medya kuruluşlarına yönelik baskıların devam ettiği hatırlatılmıştır. Ayrıca 43 gazetecinin cezaevinde olduğuna, 322 basın kartının iptal edildiğine yer verilmiş, son 1 yıl içinde 57 gazetecinin toplam 144 gün gözaltında kaldığına, 6 gazetecinin gözaltındayken darp edildiğine, aynı sürede 128 farklı davada 274 gazetecinin yargılandığına değinilmiştir. Türkiye, 2022 yılında basın özgürlüğü sıralamasında 149’uncudur.
Öncelikle tüm basın mensuplarımızın bu günlerini kutluyor, basının önündeki engellerin aşılabilmesi için yeterli düzenlemelerin hemen ele alınarak Türkiye’nin ön sıralardaki yerini almasının sağlanmasını diliyorum.
[1] Yaşar Salihpaşaoğlu, “Türkiye’de Basın Özgürlüğü”, Ankara, Seçkin, 2007, s. 23.