T.C. Anayasa’sının ilk dört maddesi değiştirilemez. Hüda-Par’ın oy nispetini ve seçilebilirlik oranını dikkate almayalım, ama partinin kuruluş beyannamesindeki konuları iktidar partisine kabul ettirmeye kalkışması, iktidar partisinin içinde huzursuzluk ve sızlanmalara yol açmış, bazı vekiller açıklama yapmak ihtiyacını duymuşlardır.
Özellikle bayrağın değiştirilmesi ve sınırların yeniden ele alınması gerektiği konusundaki Hüda-Par görüşü ise muhalefetin sert tepkilerine neden olmuştur. İktidara ortak olmak isteyen ve görüşmeler sonunda ortaklığı kabul edilen Hüda-Par için Cumhur İttifakı üyesi olmadığı açıklanmıştır.
Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çoğu kez kendilerini meşe fidanı sanırlar.
Cumhuriyet değerleriyle oynamak, Cumhuriyet’in kurucu mensuplarını küçük düşürmek, bazı meczup, gafil ve boş kafalarla heykellere saldırmak moda haline gelmişti. Anayasa, Meclis’te yemin ve bayrak konusundaki aykırılıkları ilk defa duyuyor ve yaşıyoruz. Bu tavra ilk tepki sayın Tuğrul Türkeş tarafından gösterilmiştir. Geçtiğimiz hafta yazdığım bir yazıda bu konuyu dile getirmiştim. Unutulmasın ki;
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur.
*** *** ***
Bakan Bey açıklama yapmış: “Alnını secdeye koyana mı şampanya patlatana mı oy vereceksiniz” diye. Pes yani, bu kadar basitleşmeye... Geçmişte AK Parti mensubu iki kişinin açıklamalarını nereye koyacaksınız?
2014 yılı Mart ayı. Binali Yıldırım
2014 yılının mart ayında özel bir televizyon programına açıklama yapan Yıldırım, "İstanbul’da Nişantaşı, Beyoğlu, Çiçek Pasajı var. İstanbul’daki yaşam tarzının İzmir’den ne farkı var? Rakısını içme, balığını yeme, eğlenceye gitmede bir farkı var mı? Tekirdağ’da 2 rakı fabrikası vardı, bizim dönemimizde şimdi 18 tane.
2018 yılı Nihat Zeybekçi
AK Parti’deki arkadaşlarımız bugün içkisini içebilen, namazını da kılabilen, günü geldiğinde orucunu tutabilen bir hoş görü alanına sahiptir. Türkiye’nin bir özeti gibidir AK Parti. Demek ki biz anlatamamışız. İzmir’de bir anlatamama sorunumuz var.
Burada konu alnı secdeye koymak değil, secdedeki huşûyu namazdan sonra da devam ettirmek, Tanrı korkusuyla insanları bölmeden, küçümsemeden, hakaret etmeden ayrıştırıcı davranmamak esas olmalıdır. “Aileyi emanet etmek” konusunu ise anlayamadım, cevap yazamayacağım.
*** *** ***
Avrupa devletlerinin seçim konuşma ve vaatlerinde kendi silahlı kuvvetlerinin gelişme seviyesini ve teknik buluşlarını dile getiren bir bölüm yer almıyor. Türkiye’de önceki iktidarlar da bu konuya yer vermemiş olsalar da şimdi neden buna yer veriliyor?
*** *** ***
Olmayan binalarda, arsalarda, dükkânlarda kayıtlı seçmen görülüyor. Bu kişiler nasıl seçmendirler, o adresleri nereden biliyorlar, bunları kim kaydediyor? Geçen seçim döneminde benim de başıma geldi. Dört kişilik aile bireylerimle seçim sandığı belirlenen okula gittik. “Siz bu adreste görülmüyorsunuz” demişlerdi.
16 yaşından beri resmiyetin bütün hassasiyetlerini yaşamış, emekli olunca muhtarlığa bizzat giderek adres bildiriminde bulunmuş, Türk örfüyle yetişmiş olan benim gibi adama bunu söyleyebildiler. Suç duyurusunda bulunacağımı belirterek ayrılırken bir kişi geldi ve bize oy kullandıracaklarını söyledi. Oy kullandık. Sonra açıklamalar başladı. Karakola gideceğimiz, polisin eve gelip inceleme yapacağı vb…
Hâlâ merak ederim, o kişi bulundu mu acaba? Adres tespitini nasıl yaptırdı? Buna kim veya kimler alet oldu? Yine benzer şeyler bu seçimde de yaşanacak mı?
*** *** ***
Veda zamanı
Bu kadar olayı bir fıkra ile kapatayım: Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek; “Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle!” demiş. Adamdan ses çıkmayınca papaz isteğini bir kez daha tekrarlamış, ama hastanın sessizliği sürüyormuş.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; “Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun, bre gafil?” diye sorunca halsiz kalmış adam karşılık vermiş:
---Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.”