SON DAKİKA
reklam
reklam

Trendeki konuşmalardan

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Mayıs 2023, Çarşamba - 23:26   Okunma Sayısı:

    ---Kapı önünde yığılmayın kardeşim

    ---Nereye gidelim? Balkon da dolu…

 

Yaşlı adam yanındakilere dert yanıyor

    ---Gençler yaşlılara yer vermiyor. Gençler oturunca dış dünya ile irtibatlarını kesiyorlar. Ya uyuyor gibi yapıyorlar ya da başka bir şeyle meşgul oluyorlar. Ayaktaki yaşlı hanım da dertli, altta kalmak istemedi.

    ---O da bir şey mi, genç kızlar kendi hemcinsleri yaşlılara yer vermiyor. Buna ne demeli?

Bir başka bey söze giriyor;

    ---Onlar genç ama çalışmaya gidiyorlar. Sabahtan akşama kadar ayakta kalıyorlar. Yaşlı olanların çoğu ise dedikodu ve kahve sohbeti yapmak için bir yerlere gidiyorlar. Devlet onlara bir imkân sağlamış. 60 yaş üzerinde olanlar indirimli, 65 yaş üzerinde olanlar ücret ödemeksizin seyahat edebiliyorlar. Bu insanlar neden mesai başlangıç ve bitiş saatlerini seçiyorlar? Bu saatlerde herkes onlara yer vermek zorunda mı?

 

Yürüyen merdivenler

    Yürüyen merdivenlere takılanlar başka bir frekanstan sohbetlerini sürdürüyorlar. Bir hanım rahatsızlığını şöyle dile getiriyor:

    ---Bazı insanlar neden normal merdivenleri kullanmayıp bizlere sürtünerek geçiyorlar?

    ---Efendim toplumun her ferdi zamanla yarışıyor. Trenden sonra vapur, vapurdan sonra tramvay ve ondan sonra da belki otobüse yetişme kaygısı var.

    ---Tamam da bir sonrakiyle gitse ne olur? Hem bundan size ne?

 

Çocuk arabalılara

    Çocuk arabasıyla binenler 4-5 kişilik yeri işgal ettikleri gibi inecek ve binecek olanlara da engel oluyorlar. Bunlar için ayrı bir vagon tahsis edilemez mi?

    Arka çantasıyla binenler ayrı bir dert. Binerken çantalarını ellerine alsalar, ayakta dururken de yere koysalar! İki vagon arasındaki boşluğa ve kapı önlerine oturanlar da içerinin hacmini ve alanını daraltmaya yetiyor.

 

Otobüs ve vapurlarda

    Yazın sıcak havasında havalandırmanın daha doğrusu klimanın açılması konusunda yolcularla şoför arasında sık sık tartışma yaşanıyor. Şoför klimayı açmak yerine kapıyı açmayı tercih ediyor veya yolculara dönerek pencerelerin açılmasını söylüyor.

    Duvar edebiyatından sözler ve müstehcen kelimeler yazılmış duvarlara… Bazı ruh hastaları da kendilerini böyle rahatlatıyor olsa gerek…

 

Bahçe duvarları

Düzgün şekilde taşlarla örülmüş ve boyanmış duvarlara yazı yazmayı adet haline getirmiş çocuk ve büyükler hiç eksilmiyor:

  • Ali Ayşe’yi seviyor
  • En büyük GS, FB, BJK vb
  • İdeolojik yazılar (…’in hesabı sorulacak!)
  • El ilanları yapıştırmalar (Çilingir tlf:., Kayıp:…, Oylar…..’e! vb)
  • Okumaktan bu kadar uzak olmamıza rağmen yazmaya pek meraklıyız. Duran, toza bulanmış araba da nasibini alıyor: “Yıka beni!”

Bu kadar hoyratça hareket eden insanların aile yapıları incelense yetişme ve yetiştirme sorunu olduğu görülecektir herhalde… Sosyal hayatın içinde olmayan ana babalar çocuklarına bir şey veremezler. “Saldım çayıra Mevlâm kayıra!” usulü eğitim biçimine ne TEOG, ne LYS ne ABC… Hayata boş kafayla atılan insanlar da DIGIDIK sistemiyle gidiyor.

 

Liyakatsiz ve ehliyetsiz kişiler

Bu kafadaki insanlar Osmanlı döneminde de çok görülmüştür. Dizdar veya kale komutanı konumundaki kişileri ele alırsak, bazıları soygun ve talana yönelirken liyakatsiz bazı kişilerin de sadrazamlıklardan paşalıklara, nazırlıklardan mutasarrıflıklara kadar devletin çeşitli kademelerini ve makamlarını işgal ettiklerini söyleyebiliriz. Bu durumda işin cılkının çıktığını eklememiz de uygun olacaktır…

 

“Padişah hizmetinde olalum deyü çok kişiler kadıya rüşvetler virüb yalvardılar: ‘Beni yaz’ didiler” [i]

 

I.Dünya Savaşı’nın Sarıkamış hadisesi, öngörüsü olmayan tedbirsiz komutanların ve damat olarak Hanedan’a katılmış 33 yaşında genelkurmay başkanı yapılmış liyakatsiz bir kişinin millete yaşattığı hüzün ve hezimetle hatırlanır.

Günümüzde gelinen nokta ise biraz daha farklıdır. Liyakat esas alınmış olsa da gözlem ve tahlilde kusurlar vardır. Bu kez de liyakat erozyonu yaşanmıştır. Bu da birçok kişinin haklarının gaspına veya kaybolmasına neden olmuştur. Görsel ve yazılı basının organları, mağdur edilen birçok kurumun emekli mensuplarına kendi programlarında daha fazla yer verseler içinde bulunduğumuz kaosun çözümüne katkı olacak nice fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayabilirler.

 

 

[i](Mehmet Nesri, Kitâb-. Cihannümâ-Nesrî Tarihi, (Yay: Faik Reşit Unat-Mehmet A. Köymen), c. I, 3. Bask. Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 1995, s. 155)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam