Ülken için gösterdiği çabaları bilimin gelişmesi ve insanlığın hayrına yöneltmen çok daha anlamlı ve yararlı olacaktır. Bilimadamları evrenin yeni sırlarının peşinde koşarken, tıp ilmiyle uğraşanlar kanser gibi asrın belâsı hastalığa çareler ararken sen insanlığın mahvına sebep olabilecek çalışmalar içindesin. Aslında bunları yaparken de çok eksiğin var.
Eksikleri
saymam
gerekirse
1.Menzili 3.500 m olan bir füze üretmişsin. Sana en yakın Amerikan üssünün mesafesi
5.500 m. olup daha buraya erişemiyorsun,
2. Hasmane duygularla fırlatacağın bir füzenin menzili tutsa bile ürettiğin bir veya iki füze sana yetmez. Üç beş mislinin birkaç dakika içinde Kuzey Kore topraklarına düşeceğini unutma!
3. Füzeyi fırlattığın anda harp ilan edilmiş demektir. II. Dünya Savaşı tarihini çok iyi okumalısın. Eğer bu saate kadar okumadıysan o da büyük eksikliktir. Hitler, ürettiği füzelere ve geliştirdiği modern hava gücüne bakarak Müttefiklerin Avrupa’ya girişini karşılayacağını sanmıştı. Ancak Atlantik Okyanusu’nda Fransa’nın batı kıyısından Ege Denizi’nde Yunanistan’ın doğusuna kadar uzanan muazzam fetih şeridini unutmuştu. Bu yüzden Müttefiklerin nereden taarruz edeceğini tahmin edemez olmuştu. Senin hedef listende nereleri var? Ateş destek unsurların bunları dövmeye yetecek mi? Olası bir harekâtı erzak, mühimmat ve akaryakıt bakımından kaç gün sürdürebilirsin?
4. Füzelerini Japonya üzerinden sallayıp duruyorsun. Basında haberi görünce hayretimi gizleyemedim. Her fırlattığın füzeyle birlikte Japon Hava Kuvvetlerinden kalkan uçakların havada radyoaktif madde topladığını okumuştum. Sana gelecek füzeler için senin böyle koruyucu bir sistemin var mı?
5. Ülkene atılacak füze ve bombalar mutlaka radyoaktif madde içerecektir. Kuzey Kore halkının kötürüm, hastalıklı ve kısa ömürlü olması seni hiç üzmeyecek mi? Ülke toprakları yıllarca ürün vermeyecek, su kaynakları kuruyacak, orman alanları yok olacaktır. Bunların hesabını nasıl vereceksin?
6. Dünya kurtlar sofrasıdır. Bugün yanında olan Rusya ve Çin gibi ülkeler yarın işgale karşı koruma adı altında senin topraklarına yerleşecek ve hükümranlığını ilan edecektir. Her iki dünya savaşının sonu böyle bitmedi mi?
Şunu da söyleyeyim
Sakın ola ki, her yaptığının karşılıksız kalacağını sanmayasın! Seni tepelemek için sıraya girmiş güçler var. Yarın karşına dikilecek olan kişilerden biri de Başkan Trump olacaktır. Bizde bir söz vardır. “Deli, deliyi görünce çomağını saklar” derler. Trump, sana şimdiye kadar seslendi:
“Ben ki, dünyanın jandarması, bir koca kıtanın ağasıyım. Petrol damarlarının malikiyim. Okyanus ikliminin fırtınasıyım. Sana görmediğin kadar kan ve ateş gösteririm. Sen ki, Şimâl-i Kore toprağının muhtarısın. Dediklerimi dinle, yoksa tepelerim!”
Bu ve benzeri sözleri yaklaşık beş asır önce benim dedelerim söylemiş, şimdi başka amaçlarla başka dillerde söyleniyor. İstersen aklını başına al!
Tarihte insanlığa meydan okuyan tüm diktatörlerin sonları bellidir. Sen de bu kafayla gidersen kaçınılmaz sonu tadacaksın. Ancak ülken mağlup sayılacağı için savaşın sonunda tazminat ödemeye mahkûm edilecektir. Yoksul halkına bunu reva görme!
Bir soru da
Güney Kore, Japonya, Rusya ve Çin liderlerine! Orta Doğu’daki gelişmeleri gördünüz. Silahların patladığı yerden kaçan insanlar ülkelerinizden sığınma talep edeceklerdir. Sizler kabule hazır mısınız?
Son söz
Kendine çok güvenen Kim Jong-Un, hidrojen bombasını test etmekle hem mecâzî hem de fizik anlamda deprem yaratmıştır. Ancak hidrojen bombasını test etmekle kazandığı başarıdan çok daha fazla risk almıştır.
Bu sayede komşularına saldırmaktansa kasıtla değil yanlış hesaplamalar sonucu çatışmalara girebileceği ve konvansiyonel askeri tehlikeleri göze almaya kalkabileceği söylenebilir.