Sakız Adası İsyanı
18’inci yüzyıl sonlarında 1770’te Rus donanmasının Akdeniz’e ulaşmasıyla Osmanlı Devleti için gergin bir dönem başlamıştır. Sıcak denizlere inen Ruslar, İngilizlerle yakınlaşarak Fransızları Ege’ye sokmamaya ve Osmanlı donanmasını Boğazlardan çıkamayacak hale getirmeye çalışmışlardır. Ayrıca tebaayı yönetim aleyhine kışkırtmışlardır. 1821 Rum isyanı Sakız’ı da etkilemiş ve büyük hasara sebep olmuştur.
Mora Rumlarının 1821’deki ilk isyan hareketinin ardından 8 Mayıs’ta dışarıdan gelen âsiler Sakızlıları isyana teşvik etmişler, Ada’da bir şubesi bulunan Eterya Cemiyeti’nin üyelerini kendi saflarına çekerek ve destekleyerek isyanı başlatmışlardır. İsyan başladığında Sakız’da eli silâh tutan Müslüman sayısı 1000 civarındadır. Ada halkının destek vermediği ilk saldırılar alınan tedbirlerle fazla büyümeden önlenmiştir.[i]
22 Mart 1822’de Sisamlı bir Rum isyancı önderliğinde Sisam, İpsara ve Çamlıca Adalarından toplanan altı bin civarında isyancı irili ufaklı 130 gemiyle Sakız’a gelerek kaleyi kuşatmıştır. Yerli Rumların da âsilere destek verdiği kalkışmada Sakız Adası Müslümanlarının tamamı kaleye çekilmiştir.
23 Mart-11 Nisan arasında 19 gün süren bu ilk Sakız muhasarası esnasında zaman zaman şiddetli muharebeler olmuş, âsiler şehri yağmalayıp manastırlara varıncaya kadar kıymetli eşyaları Sisam’a taşımışlardır. Elebaşılardan Ada metropoliti ve âsilerden bazıları idam edilmiş, birçok esir alınmıştır. Ancak adanın yüksek kesimlerinde isyancılarla küçük çaplı çatışmalar sürmüştür (BA, HH, Nr. 40417).
Rum isyancıların Sakız Adası’na 1823 ve 1824 yıllarındaki saldırıları önlenmiştir.[ii] Sakız’daki huzur ortamı sadece dört yıl sürmüş, 1827 sonlarında Ada, Fransız Albay Favier kumandasında doksanı aşkın gemiyle kuşatılmış; ancak 1828 başlarında Ada tekrar Osmanlı yönetimine geçmiştir.
Sakız isyanının bastırılması Avrupa ve Amerika’da büyük yankı uyandırmıştır. 1798’de Fransa’nın Mısır’ı işgali esnasında buradaki Katolik tebaanın mallarına el konulmasına rağmen Sakız’da isyana iştirakten veya firardan mallarına el konulan halka 1832 ve 1834 senelerinde geri dönme ve belirli şartlarla mallarına sahip olma hakkı tanınmış, İstanbul Rum patriğinin de aracılığı ile birçoğunun malları iade edilmiştir. Adaya dönmeyenlerin malları ise müzayede usulüyle yerli Rumlara satılmıştır. [iii]
Trablusgarp Savaşı esnasında 7 Nisan 1912’de bombalanan adaya 25 Kasım’da Yunanlılar çıkarma yapmış, buradaki şiddetli çarpışmalar sonucu 3 Ocak 1913’te Osmanlı garnizonu teslim olmuştur. Esir alınan 300 Osmanlı memuru Yunanistan’a gönderilmiştir.
Aslında her egemen devletin kendisine karşı yapılan isyanı bastırmaya hakkı vardır. Bastırma sırasında kan da dökülebilir. Böyle bir durum tatsız olmasına rağmen ilk defa Osmanlılar tarafından yapılmış gibi öne çıkarılamaz. Başkaldırı hareketleri günümüzde İngiltere, Fransa ve İspanya’da bile görülmektedir.
Sözde katliamı yansıtan tablodan…
Eugene Delacroix’in “Sakız Adası Katliamı” adlı tablosunun bir kopyası da Sakız Adası’ndaki Bizans Müzesi’nde (1045-1056 yılları arasında inşa edilmiş olan UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde kayıtlı Nea Moni Manastırı) bulunmaktadır. Manastırın 1822 Osmanlı müdahalesi sonucu zarar gören en tartışmalı bölümlerinden birinde Osmanlı’nın Sakız Adası’nı fethi sırasında hayatını kaybeden yerel halkın kemik ve kafatasları cam bir dolap içerisinde sergilenmektedir.
9’uncu ve 10’uncu yüzyıllarda Bizanslılar tarafından yaptırılan ve sonra 14’üncü ve 16’ncı yüzyıllarda Cenevizlilerin yeni bir şekil vermesiyle günümüze kadar gelmiş olan Sakız Adası Kalesi içinde halen Osmanlı mezarları bulunmaktadır. 1828 yılında Ada’nın bombalanması, 1881 ve 1949 yıllarındaki depremler ve 1941-1944 Alman işgalindeki atışlar kalenin büyük zarar görmesine sebep olmuştur. (Devam edecek)
Kaynaklar
[i] Başbakanlık Arşivi BA, HH, Nr. 40614; Cevdet – Dahiliye. Nr. 16624
[ii] BA, HH, Nr. 37795, 39048
[iii] BA, MAD, Nr. 12278, s. 190-191