SON DAKİKA
reklam
reklam

İran-Afganistan sınırında çatışma -I-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 31 Mayıs 2023, Çarşamba - 23:52   Okunma Sayısı:

İran’ın yarı resmi Fars Ajansının bölgedeki kaynaklarına dayandırdığı haberde, İran’ın Sistan-Belucistan eyaletine bağlı Hirmend ilçesindeki Sasuli karakolu yakınlarında Taliban’ın sınır güçleri ile İran sınır muhafızları arasında çatışma çıktığı bildirilmiştir.

 

Hilmend Nehri üzerindeki su paylaşımı konusunda son günlerde bir gerginlik yaşanmaktadır. Taliban yönetimi, bölgedeki bu kuraklık nedeniyle Hilmend Nehri üzerindeki Keceki Barajı ve Kemal Han Nehri’nde su miktarının azaldığını ve bu yüzden kendi topraklarına su ulaşmadığını savunmakta İran ise, teknik bir heyetin barajları ziyaret ederek bu durumu teyit etmesi gerektiğini ifade etmektedir.

 

Taliban’ın Afganistan’da yönetime gelmesinin ardından Pakistan ve İran sınır güçleri zaman zaman Taliban güçleriyle çatışmaktaydı. Son çatışmada her iki taraftan birer kişinin hayatını kaybettiği, 2 İran sınır muhafızının da yaralandığı bildirilmiş, İran devlet televizyonu ise iki tarafın sınırdaki askeri yetkililerinin çatışmanın nedenini değerlendirmek için toplantı yaptığını duyurmuştu. Taliban da İran’ı suçlamış, İran askerlerinin Nimroz eyaletinin Kang ilçesine bağlı sınır bölgesinde ateş açmasının iki taraf arasında çatışmalara neden olduğunu duyurmuştur.

 

Olayların geçmişine inersek

 

İran, doğudan ve kuzeyden Türk cumhuriyetleriyle, batıdan Arap devleti Suudi Arabistan ve ezeli düşmanı Irak ile, kuzeybatısından Azerbaycan ile çevrilidir. İran, petrolü çok suyu az bir ülkedir. Doğalgaz yönünden rezervleri dünyanın %18’ine tekabül etmektedir. Enerji güvenliğini sağlamak için Afganistan ilişkilerine özel önem vermektedir.

 

Bölgenin bu zengin ve güçlü ülkesinde 16 Ocak 1979 tarihinde İslam Devrimi gerçekleşmiş, Şah ülkeyi terk etmişti. Dinî lider Ayetullah Humeyni aynı yılın Şubat ayında İran’a dönmüş ve İran İslam Cumhuriyetini kurmuştu.

 

27 Aralık 1979’da Sovyetler Afganistan’ı işgal etmiş, 1980 yılının Eylül ayında ise İran- Irak Savaşı başlamıştır. Sekiz yıl süren bu savaş 1988 yılında bitmiş, iki taraf da birbirine üstünlük sağlayamamıştır. ABD,  enerji kaynaklarının bol olduğu bölgeye müdahil olunca İran’la arasında Basra Körfezi’nde küçük çaplı çatışmalar çıkmıştır.

 

Sovyet askerleri 15 Şubat 1989’da işgale son verip Afganistan’dan çekilmiş olsa da 1990 yılında Sovyetler parçalanmış, 1992 yılına kadar geçen sürede Afganistan kendisini toparlayamamış, İran da dış politikasına yeni boyut kazandırmıştır.

 

Doğudaki komşusu Afganistan’ı masaya yatıran İran, özellikle güvenlik riski oluşturan meseleleri ele almıştır. Bunların en önemlileri olarak sınırı aşan ve Şii olmayan azınlıkları,[1] Afganistan’daki Şii unsurlarla Fars azınlıkları ve mülteciler sorununu görmüştür.

 

Tehditler

1990’lı yılların sonuna doğru, Afganistan sınırı boyunca Taliban’ın yarattığı güvenlik tehditlerinin devamı olarak;

  • Sınırın güvenliksiz hale gelmesi, buna paralel olarak uyuşturucu ve insan kaçakçılığının

artmış olması,

  • Afganistan’da güçlü bir Taliban’ın İran içerisinde bulunan Sünni kökenli Beluçları

Tahran’a karşı harekete geçirebileceği korkusunun oluşması,

  • İran’ın rakibi olan ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Taliban’ı bölgesel çıkarları

açısından bir maşa olarak kullanabilme ihtimalinin doğması,

  • Taliban’ın üretimini teşvik ettiği uyuşturucunun İran üzerinden gerçekleştirilen ticareti

ve bunun İran’ın toplumsal yapısına verdiği zararların ortaya çıkması olarak gösterilebilir. (Devam edecek)

 

 

 

[1] Bu azınlıklardan en önemlilerini Beluçlar ve Kürtler oluşturmaktadır. Kürtlerin daha çok Türkiye sınırına yakın bölgelerde yoğun olarak yaşadığı ve rejim için çok fazla tehdit unsuru oluşturmadığı görülmektedir. Ancak tamamı Sünni olan ve sınırı aşan bir nüfusa sahip olan Beluçlar, Afganistan ve Pakistan sınırı boyunca İran için önemli bir güvenlik riski olarak değerlendirilmektedir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam