SON DAKİKA
reklam
reklam

Haydarpaşa (İstanbul’un Anadolu yakasının hüzünlü semti)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 12 Haziran 2023, Pazartesi - 23:57   Okunma Sayısı:

Neden böyle bir başlıkla söze girdiğimi açıklayayım:

*Her semtin yaşadığı burukluğu Haydarpaşa da yaşamış ve yaşamaktadır. İlkçağ’da adı geçen çayır ve derelerini kaybetmiştir.

*Bizans çağında Khalkedonlu Azize Euphemia için kıyıdan 370 m. kadar içeride ve günümüzdeki Yeldeğirmeni Mahallesi’nde bulunan Duatepe Sokağı civarında bir yerde olması muhtemel 4. Ekümenik Konsil’in toplandığı bazilika tipindeki kilise yoktur. Erken Hristiyan döneminde kurulan dinî tesislerden biri de Azize Bassa adına 5’inci yüzyıl içinde inşa edilen kilisedir olup yanına bir manastır yapılmıştır. 6’ncı yüzyıla tarihlenen bu manastıra dair hiçbir belge günümüze ulaşamamıştır. Himerios mahallesinde ve deniz kıyısında bulunduğu kaydedilen manastırın Haydarpaşa Deresi çevresinde bir yerde olduğu tahmin edilmektedir.

*Dördüncü Haçlı ordusu 1203 yazında İstanbul önlerine geldiğinde gemiler önce Khalkedon karşısında demirlemiş, ileri gelenler buradaki saraya yerleşirken çadırlı ordugâh kurmuşlardır. Böyle bir ordugâh için en uygun yerin Haydarpaşa Çayırı olacağı açıktır. Haçlı kuvvetleri birkaç gün sonra buradan ayrılarak Üsküdar’a geçmiştir.

 

Türklerin elinde

*İstanbul’un 29 Mayıs 1453’te fethinden sonra Khalkedon, şehrin ilk kadısı Hızır Bey’e temlik edildiğinden adı Kadıköyü olmuştur. Osmanlı Devleti’nin daha ileri döneminde Dârüssaâde ağalarının mülkiyetine geçen Kadıköy’ün Haydarpaşa tarafındaki kesimi İbrâhim Ağa’nın olmuş, o da 1580’de burada bir mescit yaptırmıştır. Bu mescidin yanında Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirilen, manzum kitabesini Zîver Bey’in yazdığı bir karakolhane bulunuyordu. Yine siyahî ağalardan Halit Ağa Haydarpaşa’dan geçen bir su yolu yaptırarak biri Kadıköy içinde, diğeri Haydarpaşa semtinde iki çeşme inşa ettirmiştir.

*Haydar Paşa’nın 16’ncı yüzyılda yaptırdığı kasrın yeri bilinmemektedir.

*Haydarpaşa Çayırı ve arkasındaki düzlük, Osmanlı ordusunun bir kısmının Anadolu yönünde sefere çıktığında toplandığı, 19’uncu yüzyılda Nizâm-ı Cedit askerlerinin ve süvari birliklerinin talim yaptığı yerdir.

*I. Dünya Savaşı sırasında Haydarpaşa Çayırı açık ordugâh olarak kullanılmıştır. Başta Çanakkale olmak üzere savaş alanlarından getirilen yaralıların da burada kurulan çadırlarda barındırıldığı söylenmektedir. Mütareke döneminde İstanbul’daki İngiliz işgal kuvvetlerinin bir birliği yine Haydarpaşa’da konuşlandırılmıştır.

*19’uncu yüzyılda içinden demiryolu geçirilinceye kadar Haydarpaşa Çayırı şehir halkının başlıca mesire yerlerinden biriydi. II. Mahmud döneminde Çayır’ın kuzey tarafındaki köşkte Şehzade Murad ile Abdülhamid’in sünnet düğünleri yapılmıştır.

 

Haydarpaşa Çayırı

* Türkçe gazete olan Cerîde-i Havâdis’i çıkaran William Churchill, 1836’da Haydarpaşa Çayırı dolaylarında avlanırken bir çocuğun ölümüne sebep olmuştur. Bu olay, o tarihlerde çevrede hâlâ av hayvanlarının bulunduğunu göstermesi bakımından dikkate değer.

*Comaschi adında bir İtalyan baloncu, 1844’te Haydarpaşa’daki kasrın önünde ilk uçuş denemesini yapmıştır. İbrâhim Ağa Çayırı üstündeki yamaçta (şimdiki Koşuyolu yamacı olmalı) heyet-i vükelâ, ileri gelen davetliler, yabancı elçi ve konsoloslar için çadırlar kurulmuş, padişah da buradaki kasra gelmiştir.

* Rıhtım İskele Sokağı yokuşu ile Çeltikçi Sokağı köşesinde Rumlara ait çok eski bir ev varmış. Yeldeğirmeni ile Rıhtım Caddesi ve Çayırbaşı yolu arasında kalan bölgede Türkler ile birlikte bilhassa Yeldeğirmeni semti tarafında Yahudiler, sahilden yukarı çıkan sokaklarda Rumlar, Ermeniler ve Levantenlerle (tatlı su Frenkleri) yaşıyormuş.

 

*19’uncu yüzyıl sonlarında Haydarpaşa semtinin büyük ölçüde değişmesinde Sultan Abdülmecit döneminde ve özellikle 1844-1846 yıllarında askerî hastanenin inşası rol oynamıştır.  Kırım Savaşı yıllarında bu hastane ile iskele arasındaki bölge İngiliz Mezarlığı’na tahsis edilmiştir.

*II. Abdülhamid döneminde 1894’te başlayarak mimar Raimondo d’Aronco ile Vallaury tarafından gösterişli Mekteb-i Tıbbiyye binası yapılmış, Üsküdar’a giden caddenin karşı tarafında da bu mektebin tamamlayıcı unsuru olan hastane bloklarının 1901’den itibaren yapımına girişilmiştir. Alman Rieder Paşa tarafından düzenlenen esaslara göre kurulan bu hastane (Haydarpaşa Numune Hastanesi) ilk projesine göre bütünüyle tamamlanmadan kalmıştır. Semtin tarihinde ve topografyasının değişmesinde çok önemli bir yeri olan kuruluş, hiç şüphe yok ki dev ölçülü gar yapısı ile buna bağlı olan demiryolu şebekesi ve burada kurulan çeşitli tesislerdir. Bunlara bir dereceye kadar, eski Haydarpaşa İskelesi’nin karşısına isabet eden yerde 1930’lu yıllarda Wagon-Lits Cook’un kurdurmuş olduğu tamir atölyesi de dahil edilebilir.

 

Düşünceler

Geçen hafta Kadıköy’den vapurla Karaköy’e geçiyordum. İkisi kız ikisi erkek üniversite öğrencileri karşıma oturdular. Konuşmalarından okumak için İstanbul dışından geldikleri ortaya çıkıyordu. Eski Tıbbiye binasının ne olduğunu tartışıyorlardı. Kendilerine yardımcı oldum. Yukarıda yazdıklarımdan güzergâh üzerinde görülenleri kısaca anlattım.

Elinde tableti olan erkek öğrenciye google earth açmasını, bizden Tıbbiye binasına olan mesafeyi ve binanın yüksekliğini bulmasını istemiştim. Tabletin bu özelliklerini pek kullanmadığını gördüm. Kuzey istikametini de bulamamıştı.

Onlara bu özellikleri anlattım. Selimiye Kışlasının bulunduğu yerden atlı birliklerin Çayır’a gidişlerini, bu tepeler hattının boş arazi olduğunu hayal etmelerini istedim. Konu çok farklı ve zevkli bir mecraya gelmişti. Biz de Karaköy’e yanaşmıştık.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam