Pakistan, bugün için Pakistanlılık üst kimliği veya şemsiyesi altında toplanmış çeşitli etnik grup ve farklı kabilelerden oluşan bir toplumsal yapıya sahiptir. Müslümanların çoğunlukta olmasına rağmen etnik grup ve kabileler, ayrılıkçı temellere yaslanan direnişler gösterirler.
Bunlarla ilgili örnekler
**Bengladeş’ in bağımsızlık mücadelesi,
**Peştunistan meselesi,
**Keşmir sorunu,
**Beluş etnik milliyetçiliği ve
**Mezhep çatışmaları Pakistan’ ın yaşamış olduğu en önemli sorunlardan bazılarıdır.
Yaklaşık %77 Sünni Müslüman’ın yaşadığı ülkede % 20 oranında da Şii bulunmaktadır. Afganistan’daki Taliban yönetiminin ve İran’daki Şii rejiminin karıştırma etkisi çok büyüktür. Etnik milliyetçilik ve köktenci mezhepçilik sorunların çözülmesinde büyük sıkıntılara neden olmaktadır. Bu yüzden siyasi otoritenin sağlanmasında zafiyet doğmaktadır.
Belucistan sorunu
Belucistan, Pakistan’ın batısında en büyük eyaletidir. Belucistan, Pakistan toprakları üzerinde 347.190 km2 yüzölçümüne sahip olup 13,5 milyon insana yurt oluşturmaktadır. Bu insanlar Pakistan nüfusunun %5’ini oluşturur. Belucistan’ın Umman Denizi’nde 1060 km. kıyısı vardır.
Beluçlar tarih dönemleri içinde İran, Afganistan ve Pakistan olarak bilinen bölgeye göç etmişlerdir.
Bölge ekonomik açıdan verimsiz bir alandır. Beluçlar milliyetçi olmalarına rağmen milliyetçiliklerini ayrılıkçı, bağımsız, özerk, konfederasyon gibi taleplerle dile getirmişlerdir.
Milliyetçilikleri sadece Pakistan devletinde değil, İngiliz döneminde Kalat Hanlığı zamanında ve onun öncesi dönemde de söz konusudur.
Siyasi durum ve ayaklanmalar
Pakistanlı devlet adamları bizim ülkemizde olduğu gibi oy peşinde koşmuş, kendilerini yandaşlarına sevdirmek için yasaların emrettiği hususları delmişlerdir. Beluç kabilelerinin ilk serüvenleri bağımsızlık sevinçleriyle 1948’de başlamış, ancak aynı yıl isteksiz de olsa Pakistan ile birleşme kararı almışlardır. 1973 yılına gelindiğinde Müşerref’in askeri müdahalesi sonunda Beluçlar kendilerine güç toplamaya çalışmış ve Bengladeş ayrılığı yaşamışlardır.
1998 ve 2004 yıllarında da hükümetin gücünü ve etkisini test etme amacıyla ayaklanma ve karşı koyma yollarını denemişler, ama yaptıklarının cevabını almışlardır. 2006 yılında da Beluç milliyetçi liderlerinden birisi öldürülünce yoğun toplumsal gerilim yaşanmış, gerilim tavan yapmıştır. Müşerref, bu ayaklanmalara sert karşılık vererek siyasi çatışmayı önlemiştir. Aslında Belucistan bölgesinin, Peştunlar ve Beluçlar arasında etnik bakımdan ve konuşulan dil açısından da sorunları vardır.
Çatışma ve ayaklanma için sebepler
***Beluçların Belucistan’ın doğal kaynaklarını kendi elleri ile kullanamaması,
***Bölgede sosyal adaletin tesis edilememiş olması,
***Gelir adaletsizliğinin artması,
***İstikrarsız siyasi otoritelerin iktidarlarını sürdürmesi
Bunların önlenmesinde de bazı zorluklar göze çarpmaktadır. Feodal yapı ve aşiret ya da kabile toplumu şeklinde yaşama tarzı uzlaşmayı mümkün kılmayınca her türlü kalkışma şiddetle bastırılmıştır.
Keşmir Sorunu
Keşmir halkı Sünni Müslüman bir yapıya sahiptir. İngilizler Keşmir bölgesinden çekilince bölgede 1947, 1965 ve 1999 yıllarında sosyal kaynamalar görülmüştür. Keşmir sorunu 1948 yılından beri sağlıklı bir çözüme kavuşamamıştır.
Sind Milliyetçiliği
Sind eyaletinin başkenti Karaçi’dir. ve en kalabalık şehirlerden birisidir. Sindliler, Pakistan nüfusunun %14’üne sahiptir. Sanayileşmiş bir eyalettir. 1947 yılında Pakistan’a katılan Sindliler muhacirleri, Pencabileri ve diğer etnik kökenli gruplardan oluşmaktadırlar. Milliyetçilik fikirleri ileri düzeydedir.
Peştun Milliyetçiliği
Kuzeybatı sınır vilayeti olan bölgede Peştunlar yaşar. Bu eyaletin nüfusunu %90’ını, Pakistan nüfusunun % 14 ünü oluşturan Peştunlar Peştunca konuşurlar. Bölgeleri engebeli arazi yapısında olduğundan verimsizdir.
Milliyetçi duygulara sahiptirler. Hindistan’ın dağılmasından sonrada Pakistan’ a katılmak istememişlerdir. 1947’de Pakistan’ın kurulmasından sonra hemen entegrasyon süreci sağlanamamıştır. Pakistan’a katılmanın ardından uzun yıllar Peştunlara kısıtlamalar getirilmiş ve siyasi haklardan mahrum bırakılmışlardır. Peştunlar zamanla ülkeye bağlılık göstermişler ve ayrılıkçı hareketleri azaltmışlardır.
Muhacir Hareketleri
Pakistan’ ın kuruluş sürecinde Hindistan’dan gelen büyük göçmenlerin bir kısmından oluşurlar, bu göçmenler Urduca konuşan tek etnik gruptur özü itibariyle. Muhacirlerin göçmen olarak Pakistan kurulduktan sonra gelmeleri genel olarak sosyal-ekonomik sebeplerle olmuştur.
Daha iyi yaşam tarzı amacıyla Pakistan’ a göç eden Muhacirler kendilerini Pakistan’ ın kuruluş aşamasından itibaren o ülkede yer aldıkları gerçeğinden dolayı önemli bir konumda olduklarını düşünmektedirler. Muhacirler Pakistan’ ın ülke toplam nüfusunun % 3’ünü oluşturmaktadır. 1970’li yıllara gelindiğinde Muhacirler biraz daha etnik kimliklerini, kültürel, dilsel, geleneksel özelliklerini biraz daha ön plana çıkarmaya başlamışlardır.
Sonuç
Tarihin her döneminde farklı etnik, dilsel, dini, kültürel, gelenek ve göreneklerin çeşitliliği bugünün modern devletlerin içinde varlığını sürdürmektedir. Hindistan’dan ayrılan Müslüman halkların ve etnik grupların bir araya gelerek Pakistanlılık kimliği altında toplanma düşüncesiyle bir üst kimlik oluşturulmak istenmektedir.
Bu şekildeki uygulamalar tarihin belli dönemlerinde görülmüştür. Örneğin, SSCB dönemi de Sovyetler kimliği ile birçok etnik grubu biraraya getirmiştir. Balkanlarda bir dönem Yugoslav üst kimliği denenmiştir. Ancak bunlar uzun süreli yaşayamamıştır. Pakistan örneği ise din temellidir ve diğerlerine benzemez. Temel sorun siyasal istikrarsızlıktır.
Türkiye’ye gelen Afganlar, çalkantılı bir toplumdan gelmektedir. Pakistan’daki Afgan mültecilerin 60 yıldan beri yaptıkları mücadeleler ortadadır. Afganistan’daki Afganlar ise Taliban’ın yönettiği ve evrensel kuralların uygulanmadığı çatışmalı topraklardan gelmektedir. Türkiye’nin galiba biraz dikkatli olması gerekiyor.