SON DAKİKA
reklam
reklam

I. Dünya Savaşı’nın başlaması -III -

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 25 Haziran 2023, Pazar - 00:20   Okunma Sayısı:

Ankara Antlaşması

Madde 12: Türkiye ile Irak memurları diğer taraf uyruğundan olup, kendi toprakları üzerinde bulunan aşiret beyleri, şeyh veya öteki azaları ile resmî veya siyasî mahiyete sahip her türlü haberleşmeden kaçınacaklardır. Taraflar sınır mıntıkasında diğer devlet aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilâtına ve topluluğuna izin vermeyeceklerdir.

Madde 13: Hükümlerin icrasını kolaylaştırmak ve genellikle sınır üzerinde iyi komşuluk münasebetlerini sürdürmek üzere zaman zaman Türkiye ve Irak hükümetleri tarafından eşit sayıda memurun katılımıyla "Daimî Hudut Komisyonu" kurulacak ve bu komisyon en az altı ayda bir kere ve durum gerektirdiği takdirde zamana bağlı kalmaksızın toplanacaktır…

Üçüncü Fasıl: Genel Hükümler

Madde 14: Her iki ülke arasında ortak çıkarlar sahasını genişletmek maksadıyla 14 Mart 1925 tarihinde İmtiyaz Mukavelenamesi imzalanmıştır.  Irak Hükûmeti bu antlaşmanın yürürlüğe konulması gününden itibaren 25 sene müddetle Mukavelename’nin 30’uncu maddesi gereği "Turkish Petroleum Kumpanyası"ndan ve petrol ihraç edebilecek olan şirketlerden/ şahıslardan ve teşkil edilecek olan muavin şirketlerden sağlanan gelirin % 10’unu Türkiye Hükümeti’ne ödeyecektir.

Madde 15: Türkiye ve Irak, dost devletlerarasında geçerli bir "suçluların iadesi" antlaşması yapmak üzere açık müzakerelere girişmeğe karar vermişlerdir.

Madde 16: Irak Hükümeti kendi ülkesinde ikâmet eden şahısları bu antlaşmanın imzasına kadar Türkiye lehindeki düşünce ve siyasî hareketlerinden dolayı tedirgin etmemeyi ve onlara en geniş manada bir genel af tanımayı taahhüt eder. Bu konuda verilmiş mahkeme kararlarının hepsi geçersiz kabul edilecek ve sürdürülmekte olan bütün kovuşturmalar durdurulacaktır.

Madde 18: Bu antlaşma taraflarca tasdik edilecek ve tasdiknameler süratle Ankara’da teati edilecektir. Antlaşmanın tasdiklenmiş suretleri Lozan Antlaşması'nı imza eden devletlere gönderilecektir.

Sevgili Okurlar,

Buraya kadar yazmak zorunda kaldığım açıklamaların iki amacı vardı. Bunlardan ilki petrol gelirleri konusudur. Misak-ı Milli’nin devletimizin tepe noktasından dile getirilmesi hem yerinde hem de sevindirici olmuştur. Bu hususu sonraki yazılarıma bırakıyorum. Açıklamaların diğer amacı ise günümüzde bizi çok uğraştıran ve anlaşmanın ilgili maddelerini öne alarak sunmaya çalıştığım sınır geçişleridir.  Aşağıdaki yazılarla bağlantısı kurulunca konu daha iyi anlaşılacaktır.

Dikkat ederseniz anlaşmanın maddelerinde sınırın kuzey-güney istikametinde 75 km’ye kadar olan bölgelerde zararlı faaliyetler olmaması için kayıtlar vardır. Bu alan içerisinde terör faaliyetlerinin yapılamayacağını da gösterir. Bu konu daha sonra Atatürk döneminde de gereklilik arz etmiş ve Sadabad Paktı imzalanmıştır.

Sadabad Paktı

Atatürk döneminde kurulan Sadabad Paktı, sınırdaş ülkelerin bağımsızlıklarını vurgulamayı amaçlıyordu. İlk defa bu amaçla, 2 Ekim 1935’te Cenevre’de Türkiye, İran ve Irak arasında üçlü bir antlaşma parafe edildi. Buna daha sonraları Afganistan da katıldı.

Daha sonra Irak-İran sınır anlaşmazlığının çözümlenmesi (Şattülarap uyuşmazlığı), Türkiye ile İran arasında dostluk çerçevesi içinde sınır sorunu dahil her alanı düzenleyen antlaşmaların akdi, 8 Temmuz 1937 tarihli Sadabad Paktı’nın imzalanmasına imkân vermiştir.

Taraflar antlaşmada genel olarak birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını, ortak çıkarlarını ilgilendiren hususlarda birbirlerine danışacaklarını, birbirlerine karşı saldırıda bulunmayacaklarını ve sınırlarının korunmasına saygı göstereceklerini taahhüt etmişlerdir. Ancak paktın temel nedeni olan Kürt aşiretleri sorunu, 7’nci Madde’de net bir ifadeyle belirtilmişti:

“Bağıtlı taraflardan her biri, kendi sınırları içinde diğer bağıtlı tarafların kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini sarsmak veya politik rejimini bozmak amacıyla silahlı çeteler, birlikler veya örgütlerin kurulmasını ve eyleme geçmelerini engellemeyi yükümlenir.” 

  1. Dünya Savaşıortamında antlaşmanın diğer maddeleri işlevsiz kalmış; fakat 7’nci Madde anlaşmanın devamını sağlamıştır. Sadabat Paktı,  İran’daki İslamî rejimin paktı feshettiğini imâ ettiği 1979 tarihine kadar hukuki varlığını sürdürmüştür.

Günümüze gelirsek

Kandil nerededir? Kimin kontrolündedir? Burası kaç yıldan beri mikrop yuvasıdır? Neden susturulmaz, söndürülmez? Kim/ler destek sağlar bu örgüte ve ne için?

Bir IŞİD belâsı çıktı Orta Doğu’da… Astığı astık kestiği kestik… Buna karşı mücadele ettiğini söyleyenler, geçmişten bîhaber konuşuyorlar. IŞİD’e karşı mücadele adı altında Ninova Muhafızları, Peşmerge Kuvvetleri, Irak Silahlı Kuvvetleri, Amerikan topçu birlikleri ve askerleri, Koalisyon Hava Kuvvetleri gibi unsurlar çarpışıyor.

Sıra Türkiye’ye gelince Türkiye ile didişmeyi mücadele etmeye tercih ediyorlar. Irak’ın kuzeyi neredeyse merkezi hükümetten kopmuş… Peşmerge’yi kullanmak için bile Kürt Bölgesel Yönetimi’nden müsaade almaları gerekiyor.

Irak’ı yönetenler, Irak’ın tarihini bilmeyenlerdir. ABD’yi yanına alıp kükremeye çalışanlardır. “Sel gider kum kalır” sözü her zaman geçerlidir. Basından takip ettiğimiz kadarıyla Türkiye, ABD ile Irak’ta kuvvet kullanacağı yönünde uzlaşmaya da varmıştır. Irak’ı yönetenler şimdi ne düşünürler acaba?    

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam