Hatay, 1516 yılında Osmanlı Devleti sınırları içerisine girmişti. Ancak 1. Dünya Savaşı sonunda Fransızlar bölgeyi işgal etmesi ile elden çıkmıştır.
Gordion düğümü gibi
1914-1918- I. Dünya Savaşı yılları… Anadolu topraklarına ayak basan işgalci güçler arasında Fransa da vardır. Güneydoğu Anadolu bölgemize yerleşmiş, Musul petrollerini kuzeyden çevrelemiştir. Daha sonra Akdeniz bölgesinde Kilikya üzerinde Ermenilere bir devlet kurdurma derdine düşmüştür.
Savaşın bitimiyle 1918-1939 döneminde Suriye toprakları ve İskenderun sancağında yürüttüğü “manda yönetimi” sayesinde Fransa, Hatay’ın sosyo-ekonomik ve siyasi yapısında değişiklikler yapmıştır. 13 Ekim 1918’de İskenderun ve çevresi Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ve Fransa arasında imzalanan Ankara Anlaşması'yla Hatay, Fransa yönetiminde olan Suriye sınırları içinde kaldı. 27 Kasım 1918’de İskenderun sancağı kurulmuştur.
Bu gelişmeyi 8 Ağustos 1921’de sancağa bağımsızlık verilmesi ve 12 Eylül 1921’de Bayırbucak nahiyelerinin Lâzkiye’ye bağlanması izlemiştir. 18 Mart 1927’de sancağın Suriye devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi üzerine 23 Nisan 1927’de bağımsız devlet kurulmuşsa da bu devlet 12 Haziran 1927’de tekrar Suriye’ye bağlanmıştır.
Milletler Cemiyeti
1935 yılında Fransa, Hatay üzerindeki haklarını Suriye yönetimine devretti. Bunun üzerine Türkiye, Ankara Anlaşması’nın ihlal edildiğini belirtti ve bu durumu Milletler Cemiyeti’ne taşıyarak bölgenin bağımsız olması gerektiğini bildirdi.
Daha sonra Milletler Cemiyeti’nin aldığı karar göre Hatay’ın iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Suriye'ye bağlı özerk bir devlet olduğu kabul edilmiştir. Fakat Fransa, Milletler Cemiyeti'nin aldığı bu kararı uygulamada isteksiz davranınca Türkiye önemli bir adım attı. 1938 yılında Türk askeri, Hatay sınırına konuşlandırıldı.
5 Temmuz 1938 günü Fransızların Hatay üzerinde hak iddia etmeleri üzerine 5000 Türk askeri Hatay’a girdi. Seçimler ile oluşturulan Hatay Meclisi, 2 Eylül 1938’de toplanarak bağımsız Hatay Cumhuriyeti’ni ilan etti. Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen, Başbakanlığa ise Abdurrahman Melek seçildi. 29 Haziran 1939 tarihinde de Hatay, oy birliğiyle Türkiye’ye katılmıştır.
Fransa’nın karın ağrısı
Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki Sidekan bölgesinde düzenlediği silahlı insansız hava araçları (SİHA) saldırısında Iraklı iki üst düzey yetkilinin ve bir Iraklı askerin ölmesi hakkında açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, olayın aydınlatılması gerektiğini belirtti.
Fransa’nın Türkiye'nin Irak'taki saldırısından üzüntü duyduğunu belirten Le Drian, “Bu olayı kınıyoruz. Paris hükümeti Irak'ın egemenliğine sonuna kadar saygılı olunması gerektiğinin altını çiziyor. Bu olayın tümüyle aydınlatılmasını istiyoruz” diye konuşmuştur.
Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Agnes Von Der Mühll de, düzenlediği basın toplantısında, “Fransa, aydınlatılması gereken bu ciddi olaydan üzüntü duyuyor. Dışişleri Bakanı Le Drian’ın 16 Temmuz’da Bağdat’ta mevkidaşına hatırlattığı gibi Fransa, Irak'ın egemenliğinin tümüyle korunmasının gerekliliğine bağlılığını koruyor” ifadelerini kullanmıştır.
Değerlendirme
Türkiye’de halen ayırımcı, kutuplaştırıcı davranışlar görülebilmektedir. Bu nedenle iç cephenin güçlü olması gerekir. Ülkemizin Afganistan, Bosna, Somali gibi yerlerde asker ve askeri tesisleri vardır. Ayrıca beş cephede savaş veriyoruz. Uzun yıllara mal olacak bir sürecin içine sürükleniyoruz. S-400’leri –kuruluşu, eğitimi, amaçları belirlenmişse- siyaset malzemesi yapmamak, caydırıcılık sağlamak amacıyla da uygun şekilde Ege’ye kaydırmak gerekir.
Silahlanmanın Yunan ekonomisini bitireceği, refah seviyesi yüksek ülkelerin muhtemel bir harbin sıkıntılarına tahammül edemeyeceği açıktır. Merkel, iki müttefik arasında yaşanan bir olaya Fransa’nın müdahil olmasını istemez. Zaten AB içinde Merkel’in en çok sorun yaşadığı AB üyesi Fransa’dır. Bu nedenle yeni bir çatlağın oluşmasına izin vermez. Yunan siyaset adamları bu arkalarında sağlıklı bir destek göremeyince Türkiye ile harbi göze alamayacağı değerlendirilebilir.