Önceki yazımda Haydarpaşa Çayırı’nın Osmanlı ordusunun sefere hareketinden önce bir toplanma bölgesi olduğunu belirtmiştim. Buradan harekete geçen birlikler Selâmi Çeşme ve Ayrılık Çeşme’ye doğru yanaşıyorlardı. Bu çeşmeler, önce birliklerin sonra tüccar ve hacı kafilelerinin bir kova su, dua ve selamet dilekleriyle uğurlandığı yer olarak öne çıkmıştır. Ah, bu ayrılık! Ağıtta, destanda, manide ilâhide yer aldığı gibi çeşme kitabelerinde de yerini almış. Bu noktadan itibaren konumuzla ilgili olan çeşmeleri ele almamız daha uygun olacaktır.
- Ayrılıkçeşmesi
Kadıköy ilçesinin Rasimpaşa Mahallesi sınırları içindedir. Semt adını IV. Murad tarafından 17’nci yüzyılda yaptırılan Ayrılıkçeşmesi’nden almaktadır. Bu çeşme, Osmanlı sultanlarının Anadolu’ya sefere giderken, hacı kafileleri ve surre alaylarının İstanbul’dan çıkarken uğurlandığı noktadır.
Marmaray projesi içinde yer alan Ayrılıkçeşme istasyonunun ismi Ayrılıkçeşmesi’nin hatırasına binaen verilmiştir. Yeldeğirmeni, kuzeyinden Haydarpaşa Çayırı-Halitağa Caddesi- Marmara Denizi ve Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı arasında kalan tepelik alandır.
Bu mezarlığın taşlarını okumak sanırım insana bir kitap yazdırır. Kovası elinde oğlunun arkasından su dökerek uğurlayan analar, hastalıklı babalar, tüyü bitmemiş gardaşlar… Nicesi dua etmiştir askerin yengisi ve selâmetle dönmesi için… Ya dönemeyenlerin yakınları, sevdikleri ne yapsın?
- Selamiçeşme
Kadıköy’ün semtlerinden birisidir. İdari olarak Feneryolu, Fenerbahçe ve Göztepe mahallelerinin kesişme noktasında bulunur. Semt adını tarihî Selamiçeşme’den alır. Burada da toplanan halk birlikleri selâmetle uğurlamış. Yol genişletme çalışmaları sırasında çeşmenin yeri değiştirilmiştir. Mezar taşlarındaki tarihler ağırlıklı olarak 19’uncu ve 18’inci yüzyıla aittir.
- II. Mahmud Çeşmesi
Çelmeye Sultan II. Mahmud’un emriyle yaptırıldığı ve onun adının verildiği belirtilmiştir. Bostancı Meydanı’nda bulunan çeşmenin yeri birkaç kez değiştirilmiş, çeşme namazgâhından koparılmıştır. Namazgâh taşı ise anlamını yitirmiş şekilde çeşmenin yanına konulmuştur. Aslında namazgâh taşının gerçek yerinden çok uzakta olduğu bilinmektedir.
- Çatalçeşme
Bostancı sınırları içinde bulunmaktadır. Bu çeşme Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1550 yılında yaptırılmış olup yaptıranı belli değildir. Kitabesinde “Hace Mahtume Hanım’ın cariyesi Hace Narkerab Kalfa’nın hayratıdır. Hicri 1281 (1865)” şeklinde not bulunmaktadır. Muhtemelen bu tarihte bir onarım görmüştür. Çeşme, yolun diğer tarafındayken 1947 yılında yapılan genişletme çalışmaları sırasında şimdiki yerine alınmıştır.
Namazgâhlar ve namazgâh çeşmeleri
Namazgâh, kısa anlatımıyla namaz kılınan yer demektir. Genellikle mihrapsız olup mihrap yerine kıbleyi gösterecek şekilde bir dikilitaş konulmak suretiyle düz bir alanda ve üstü açık mescit olarak Türkçede karşılık bulmuştur. Genellikle kervanların konakladığı şehirlerarası menzil noktalarında, şehrin çevresindeki mesire yerlerinde yapılmışlardır. Namazgâhları;
1.Mihraplı-minberli namazgâhlar,
2.Çeşmeli namazgâhlar,
3.Kuyu yanına inşa edilmiş kıble taşlı namazgâhlar,
4.Denizciler için iskele veya liman girişlerinde yapılmış namazgâhlar,
5.Musalla taşlı namazgâhlar başlıklarıyla tasnif edebiliriz
Namazgâhların yanına molalarda su içmek, hayvanları sulamak ve namaz öncesi abdest almak amacıyla çeşme/ler yapılmıştır. Hemen civarında şehitlik veya mezarlıkların da bulunabileceği söylenebilir. Namazgâh çeşmeleri ve mimarilerine İstanbul’a ait suyolu haritaları ve gravürlerde yer verilmekle birlikte pek fazla ayrıntı görülmemektedir. İstanbul’dan Gebze ve Edirne yönlerine uzanan menzil noktaları üzerinde adeta serpiştirilmişlerdir. İnsanları yağmurdan, kar ve güneşten koruyacak genişçe bir saçağa sahip olanların yanında yalaklı şehir içi çeşmelere ve benzer mimari özelliklere sahip olanları vardır.
Namazgâhlar, hacı kafilelerinde bulunan hanımlar için çeşmelerin üstünde, sefere gidenler için kıblesi belirtilen kitabeli açık alanlarda, padişah otağı için otağın hemen yakınında seçilmiştir. Ramazan aylarına isabet eden dönemlerde yapılan intikaller sırasında oruç açmak için namazgâh sofası da kuruluyormuş. Denizciler için namazgâhlar, hemenkıyıda, denizi ve kendi gemilerini görebilecekleri korumalı alan/larda yapılmıştır.
Anadolu yakasında bulunan namazgâhlı çeşmelerin adlarını da zikretmek isterim: Anadoluhisarı Toplarönü Namazgâh Çeşmesi (17’nci yy), Beykoz Sultaniye Çayırı’nda Mehmed Bey Namazgâh Çeşmesi (1765) ve Bostancı Sultan II. Mahmud Namazgâh Çeşmesi (1831)’dir. Çeşmelerin çoğu bugün etrafını saran yapılar arasında sıkışıp kalmıştır.
Kültür tarihimiz içerisinde önemli bir konuma sahip bulunan namazgâhların çoğu, bugün işlevsel niteliklerini kaybetmiş olsa da ayakta kalmayı başarmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Maltepe bir menzil noktasıdır. Toparlanma noktası olarak seçilen Dragos Tepe’nin kara tarafında veya doğusunda en az iki asır öncesiyle bir namazgâh olması ihtimali de mevcuttur. Belki demiryolu geçişi nedeniyle kaybolmuş olabilir.
Bostancı Bağdat Caddesi başlangıcında meydanda bulunan Çamaşırcı Deresi ve Bostancıbaşı Derbendi
- Mahmud Çeşmesi (Yanında namazgâh taşı… Taşın Köprüsü (İlk yapılışı 1523-1524 arasıdır. Osmanlı
esas yeri burası olmayıp yol çalışması sırasında getirilip ordusunun üzerinden geçtiği bu köprü fırtına ve
konulmuştur. Namazgâh ise yolun yapılmasıyla birlikte seller nedeniyle çökmüş, 1709-1710 yıllarında
silinmiştir.) yeniden yaptırılmıştır.