Karadeniz Havzası ve Orta Doğu yalan ve talanın tarih boyunca kök saldığı ve bundan sonra da devam edeceği coğrafyadır.
Macar yazarı G. Paloczy Horvath’ın “Dün Köleydik Bugün Halkız” isimli kitabında Macar halkının yaşadığı dram ve Macaristan topraklarının yazgısı anlatılır. Vurgun, kaçırma, yabancı güçlerle omuz omuza veren işbirlikçilerin durumu yansıtılır okuyucuya.
Rusya’daki gelişmeler
1999 yılında devlet başkanı olduğunda Rusya hâlâ Sovyetler Birliği'nin enkazını kaldıramamıştı. Çeçenler karşısında perişan olmuş, dünya siyasetindeki ağırlığı kaybolmuş, devlet sistematiği ve ordusu çözülmüş bir Rusya devralmıştı.
Sovyetlerin çöküşünün acısını 'jeopolitik bir felaket' olarak tanımlayan, Sovyetler çöktüğünde yaşadığı zorlukları sık sık acıyla ve öfkeyle ifade eden Putin önce kanlı katliamlarla Çeçenistan meselesini Rusya'nın gündeminden çıkararak oraya kendisine bağlı birini yerleştirmiş, sonra da oligarkları çeşitli yöntemlerle biat ettirip Rus ekonomisini toparlamıştı.
Ailesinden pek çok kişiyi 2. Dünya Savaşı'nda Almanların saldırılarına kurban vermiş bir kişi olarak Putin, her ne kadar komünizme karşı olsa da Sovyetlerin çöküşü ile bağımsızlıklarını kazanıp Rusya'nın elinden çıkan toprakların kaybını hiçbir zaman hazmedememişti. O nedenle gözünü önce Gürcistan'a sonra da Ukrayna'ya dikecekti.
Rusya’nın NATO güçlerini sınırlarının dibinde görmeyi istememek şeklindeki kaygısı aslında eski SSCB topraklarını yeniden kazanmak ülküsünde yatar. Bu nedenle o dönemin Karadeniz donanmasını bölmüş, faal ve güçlü olan harp gemilerini kendisi alarak diğerlerini Ukrayna’ya bırakmıştır. Ancak dünyanın en güçlü harp gemisi olarak bilinen ve modern elektronik sistemlerle teçhiz edilmiş olan Moskova destroyeri bir tanksavar füzesiyle vuruldu ve batırıldı.
Çileli insanların verimli topraklarda ürettiği tahıl, ateşin ve barutun arasında kalmış, dünya açlık krizi çeker hale gelmişti. Bu tahılın dünyaya dağıtılmasındaki zorluğu da gördük.
Rusya’nın kaygısı
Gerek Ukrayna askerlerinin teslim aldıkları Rus askerlerine gerekse Rusların ele geçirdiği Ukrayna askerlerine işkence tatbik ettikleri konusunda basında haberler çıkmaktadır. Rusya, esir vermekten ve çok sayda zırhlı aracının imha edilmesinden tedirgin oluyor.
Bu açığını kapatmak isteyen Rusya, halen Ukrayna’yı –veya başkentini- işgal edememiş olmanın sancılarını yaşamaktadır. Harp gemisinin batırılması sonrasında çok büyük ve ağır füzelerle Ukrayna’ya saldırılarda bulunmuştur.
Gizli işlerde kullandığı Wagner örgütü ise, Rusya’nın menfaatlerinden ziyade kendi çıkarlarını gözetme yolunu seçmiş ve Putin’e kafa tutmaya başlamıştır. Rusya’da yapılan tahkikat olayın büyük boyutlarda olduğunu, Putin’e muhalif yüksek rütbeli generallerin görevden alınmasına kadar ulaşmıştır. Rus Silahlı Kuvvetleri içinde Putin’e karşı bir muhalefet oluştuğu da ortaya çıkmakta ve bu gelişmenin Ukrayna Savaşı’nın geleceğini etkileyebileceği değerlendirilmektedir.
Batı’nın kaygıları
Rusya’nın kaygısı karşısında hür dünyanın da bir kaygısı var elbette. Ukrayna’nın nüfus yapısı savaştan kaçan halk nedeniyle bozulmuştur. Şehirlerde kalanlar ise Rusların ağır bombardımanı, işgali ve harp hukukunun kabul edemeyeceği edimlerle doludur.
Ukrayna’yı NATO’ya almak Batı’nın hedefidir. Batılı devletler, bunu gerçekleştirebilmek için Rusya’nın kuyruğuna fazla basmadan Ukrayna güçlerine silah, mühimmat, kredi yardımları ve lojistik destek sağlıyorlar. Türkiye, Rusya’ya fazla sokulmuş olmakla Batı dünyasının –daha ziyade- ABD’nin huzursuzluğuna neden oluyor. Hatta alamadığımız uçaklar konusunda bile oyalanıyoruz.
Türkiye açısından
Kuşkusuz Türkiye’nin Rusya ile pek çok jeopolitik denklemde kurduğu denge politikası için Putin çok önemli bir konumu temsil ediyor. Rusya’nın istikrarının önemi bölge için de Batı’yı dengeleyebilecek güçlerin ortadan kalkmasının yaratacağı riskler bakımından da önem taşıyor.
Ama Putinizm bakımından da Rusya’nın gücü bakımından da çok önemli bir aşamadan geçtiğimiz bir gerçek. Bu bizi ilgilendiren pek çok bölgede; Suriye’de, Libya’da, Orta Asya’da ve Ukrayna’da yeni bir güç dengesinin oluşması anlamına geliyor.