SON DAKİKA
reklam
reklam

FAİZLERDE YENİ DÖNEM

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 5 Temmuz 2023, Çarşamba - 08:43   Okunma Sayısı:

Eylül 2021’den bu yana devam eden politika faizi indirimi 27 ay sonra sona erdi ve %8,5 tan 650 baz puan arttırılarak %15 oldu. Faiz indirimi yaşadığımız süreçte döviz kurları başta olmak üzere enflasyon yükseldi, hayat pahalılığı arttı, alım gücümüz her geçen gün düştü.

Seçimlerden sonra T.C. Merkez Bankası Başkanı, Hazine ve Maliye Bakanlığı değişti ve yapılan açıklamalar gereği politika faizinin %25 civarında olacağı beklentileri yükselmişti. Ancak yüksek faiz politikasına yumuşak geçiş olacağı, parasal sıkılaştırmanın kademeli olarak devam edeceği yetkililer tarafından açıklandı.

Enflasyonun yüksek olduğu süreçte ürün talebi yoğun olduğundan satış endişesi olmadığı gerekçesiyle fiyatlar da doğal olarak yükselmektedir. Çünkü arz ve talep kanununa göre talep çok olduğundan fiyatlar da artış eğilimindedir. Şimdiye kadar yüksek kur düşük faiz döneminde yaşadığımız gibidir.

Bundan böyle politika faizinin yükselişe geçmesiyle birlikte kısa vadeli faizlerin yükselmesi normaldir. Bilindiği üzere diğer bankalar, T.C. Merkez Bankasından genellikle haftalık olarak aldıkları meblağa ödedikleri faiz politika faizidir. Bankalar, merkez bankasından ucuz maliyetle şimdiye kadar %8,5 bundan sonra %15 faizle aldıkları parayı tüketici veya ihtiyaç sahiplerine üzerine kar koyarak satarak kazanç elde ederler. Hükümetin düşük faiz uygulamasının temel nedeni özellikle üretim işletmelerine ucuz maliyetli kredi vererek ülkede üretimi arttırmak ve ihracatı yükseltmektir. Ancak yaşadığımız dönemde bu hedeflere uymak bir tarafa kredi faizleri astronomik rakamlara ulaştığı gibi bankalar kredi vermekte son derece ketum davrandılar hatta krediye yüksek maliyetle de olsa ulaşmak neredeyse imkânsız duruma geldi. İşte bu yüksek faiz oranlı krediler nedeniyle de bankalar tarihinde en yüksek karı elde ettiler.

Politika faizlerinin beklenenden az oranda artması ile birlikte döviz kurları da tepki vererek yükselişe geçti ve sadece bir günde yaklaşık %7 civarında paramız değer kaybetti. Tüketici enflasyonu %40 olduğundan reel faiz %-25 olarak kendini gösterdi. Şimdiye kadar yoğun baskı ile tutulan döviz kurları serbest kaldı ve normal değerine ulaşmaya başladı. T.C. Merkez bankamızın da rezervleri eksi değerde olduğundan müdahale de yapılamadı.

T.C. Merkez bankasından yapılan açıklamada bundan böyle sıkılaştırılmış para politikasına kademeli olarak devam edileceği vurgulanmıştı. Buradan da anlaşılıyor ki politika faizlerindeki artış önümüzdeki aylarda da devam edecektir.

Faiz ve enflasyon ilişkisine gelecek olursak; faiz enflasyonun üzerinde veya eşit olması durumunda döviz kurları yükselme eğilimine girmez. Çünkü başta tasarruf sahipleri olmak üzere her birey veya kurum tasarrufunu en fazla gelir getirebilen ve enflasyondan koruyan bir alternatif arayışına girecektir. Piyasa faizleri enflasyonun altında olduğu sürece tasarrufçu faize değil dövize yönelecektir. Çünkü ülkemizde döviz kurları ile enflasyon paralel seyretmektedir. Yani faiz oranları enflasyon oranı ile denk olmalıdır. Hatırlayacağınız üzere Eylül 2021 de enflasyon %19, politika faizi %19 idi ve dolar kuru 7-7.5TL arasında idi. Faizler düşünce ise kurlar ve enflasyon hemen tepki verdi ve yükselişe geçmişti.

Yaklaşık üç yıldan bu yana uygulanmaya çalışılan düşük faiz döneminde özellikle dar ve sabit gelirlilerin yaşam kalitesi son derece düştüğü gibi bazı iş sahipleri işini kaybetti, arabasını evini satmak zorunda kaldı. Yani ekonomik olarak hepimiz olumsuz etkilendik. Dövizin kontrol altına alınması için rezervlerimizin tümünü harcadık. Adına kur korumalı mevduat denilen bir model ortaya koyuldu ve hazineye maliyeti 200 milyar TL civarına ulaştı. Döviz kurlarının yükselmesinden dolayı yap işlet devret modeli ile yapılan yatırımların maliyeti arttı.

T.C. Merkez bankası para piyasası kurulu tarafından yapılan açıklamada, Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret etmektedir. Bu gelişmede yurtiçi talepteki güçlü seyir, maliyet yönlü baskılar ve hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmuştur. Kurul, bu unsurlara ek olarak fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın enflasyon üzerinde ilave olumsuz etki yapacağını öngörmektedir" denildi.

"Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır. Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere sıkılaştırılmış para politikasına yani faizlerin her ay artırımına devam edileceği anlaşılıyor. Bu durumda döviz kurlarına müdahale edilmediği süre zarfında kendi değerini bulacağı da bir gerçektir.

Bir başka konu ise ihracatçı işletmelerin döviz kurlarının sabit kalmasından yakınmalarıdır ve haklıdırlar. Çünkü tedarik sorunu ve hammadde maliyetleri artmaya devam ettiği halde döviz kurları sabit kalınca ihracatçılar karlarından fedakârlık yapmak zorunda kalıyorlar ve döviz kurlarının makul seviyede artmasını yeğlemektedirler.

Yapılan faiz artışı beklenenin altında olsa da şimdiye kadar uygulanmaya çalışılan düşük faiz yüksek kur politikasından geri dönülmesi de önemlidir. Şimdiye kadar düşük faiz politikasının zararlarını halkımız çok yüksek fatura olarak ödedi ve ödemeye devam ediyor. Alınan bu kararla ülke ekonomisi zaman kazanmıştır.

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam