SON DAKİKA
reklam
reklam

Bağdat Caddesi-III

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Temmuz 2023, Pazartesi - 22:15   Okunma Sayısı:

Sefere çıkan OsmanlıKara Kuvvetleri, bir günlükyakacak ihtiyacı için 300araba oduna, 600 kg.kömüre ihtiyaç duyarmış.Yeniçeri ortalarına haftada birdefa verilen 15 adet mumundışında yılda yetmiş bin mumdaha veriliyormuş. Sefere giden birordunun teşkil ettiği konvoyun uzunluğunudüşünebiliyor musunuz?

Askerler, nakliye arabaları, birliğin peşindengötürülen hayvan sürüleri, ulaklar, denizden gelentakviyeler, sefer süresince devam eden ikmalakışı, cepheden geri hatlara taşınan yaralılar,askere aba, çarık götüren kollar...

Sefer zamanında gemi yapımında kullanıla-cak olan ağaçlar İzmit ve Hereke’deki dağlardantemin ediliyor, İzmit’teki tersane ve bıçkı tezgâh-larında keresteye dönüştürülüyormuş. 1563 yılında donanmanın ihtiyacı için Ege doku-macılarına 150.000 adet yelken bezi siparişi ver-ilmiş ancak hiç kimse bu taahhüde girmekistememiş. Sıkıntının ham madde yetersizliğindenkaynaklandığı anlaşılınca pamuk ve pamuk ipliğiihracatı he men yasaklanmış. İzmit’ten getirilen kerestelerle Darıca’dakibasit tekne tezgâhlarında kayık, taka, yelkenli gibiküçük deniz araçlarının yapımına geçilmiş...

Yine bu menzillerden yağ ve mum getirilmesi, Tuzla ve Darıca karyeleri (köyleri) reayasının (halk) avarı-zları (harp zamanı alınan geçici vergi) mukabili(karşılığı) saray su dolaplarının tamir ettirilmesi is-tenmiş. 16’ncı yüzyıl, Kanunî’nin damgasını vurduğu,denizlerde hâkimiyetin sağlandığı ve deniz savaşaraçları yapımının en üst seviyeye çıktığı asırdır.Hal böyle olunca Su dolabıinsanların gelir seviyesi artmaya başlamış. Sosyal nizamda eğlence, tütün, afyon, kahve veiçkiye yönelim baş göstermiş. Bu durumkarşısında devlet, 1537’de çıkardığı kanunla bir-takım önlemler almıştır. Bazı eğlence yerleri vemeyhaneler kapatılmış, afyon içen ve sapıkinançlı oldukları ileri sürülen dervişler İstanbuldışına çıkarılmışlar.Kanunî Ölümün var olduğunu bilse de,varlığını boşa harcar ölümlü.son nefesi soluyan can,son kez “keşke” der, o an.bir solukluk daha yaşamaktı umudu,‘olmaya devlet...’ diyen Kanuni’nin.Suyun damlasından derman umdu,devletlü iken sonu aynı oldu ümmetliyleo büyük fâninin... (Cengiz Baysu) Bize esprili gelebilecek bir anlatıma buradayer vermek istiyorum. Küçük Nişancı lâkabıylaünlü Ramazanzade Mehmet Paşa, Tevarih-i Âl-iOsman adlı eserinde; “Şarap kadehi taşa çalındı, ne alındı, nesatıldı.

Sazendelerin izzet-i nefisleri kırıldı.

Her biri gam köşesinde boyunlarını büktüler. Sürahilerin boyunları kırıldı, kopuzların ku-lakları buruldu. Velhasıl hepsi harap oldu, ağızlarına ot tıkıldı.

Hemen bunların sazların alasın, başlarınaçalasın” demek suretiyle isyanını dile getirmiş. II. Selim(1566-1574) zamanında ülkedeki diğer tersanel-erle birlikte İmparatorluk donanması ayda 200’eyakın gemi inşa edebilen (o zamana göre rekor) bir kapasiteye yükselmiş.

Afyon çeken ve şarap içenler hakkında II.Selim’in Şeyhülislâmı Ebussud Efendi, kendisinesorulan sorulara değişik bir fetva vermiş: “Afyon yutmaya düşkün olanların bu alışkan-lıklarından kurtulabilmeleri için şarap içmeleri caizmidir?” “Afyona müptelâ olanlar insanlıktan çık-mışlardır. Dolayısıyla ne b.k yerlerse yesinler.” İşte “gafile kelâm, nafile kelâm” buna denir..

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam