SON DAKİKA
reklam
reklam

Kaza, ölüm, geçim, sunum

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Temmuz 2023, Cumartesi - 23:55   Okunma Sayısı:

 

Bayram süresince 17.774 kaza olmuş. Bayramda kurban kesenlerin bir kısmı kendini kesmiş. Aşırı sıcaklar nedeniyle Avrupa’da ölüm oranları artıyor. Umarım bizim insanımızın da canını almaz. Ülkemizde ise kene ısırmaları ve yol açacağı ölümler sırada. Bunların tek sebebi var: Umursamazlık ve kurallara uymamak.

***                              ***                           ***

 

Bayramda görülen en korkunç olay: Babasını öldüren bir evlat ve tik tok yüzünden kuzenini bıçaklayan genç.

***                              ***                           ***

 

Parkta yaşlılar konuşuyorlar: Hakkâri’de çobanın maaşı 20.000 tl. Biz bunun 1/3’ünü alıyoruz. Üstelik yemeği de veriliyormuş. Diğeri cevap veriyor.

 

    ---Sen o işi yapabilir misin?

    ---Ne var. Bal gibi yaparım.

    ---Bak, bu işin terörü var. İklim değişikliği söz konusu. Aniden hava bozuyor, şimşekler çakıyor, yıldırım düşüyor. Sana da isabet eder. Bak, Yunanistan’da altı kişi ölmüş sıcaklardan. Bakalım aile fertlerin kabul edecek mi?

    ---Olsun yaparım ben. Yıldırım beni mi bulacak? Düşerse düşsün.

    ---Oralar dağlık bölge. Tansiyonun veya belli bir hastalığın var mı? Rakım etkiler…

    ---Yok bi’şeyim. Yaparım ben.

    ---Peki, o zaman. Yarın için otobüs biletin benden. Gitmek istiyor musun?

    ---Evdekilerle bi’ konuşayım…

***                              ***                           ***

Norveç’te Kızıl Parti Başkanı Björnar Moxnes, Oslo Havalimanında pahalı bir güneş gözlüğünü çalmaktan gözaltına alınmış. Tabii bu tür hallerde ilk söylenen “yanlışlıkla aldığını” iddia etmesi olmuştur. Polis, Moxnes’e 3.000 Norveç kronu ceza kesmiş.

Düşünceler:

*Sevgili Björnar, hem yüzme bilmiyorsun hem de ağaca çıkıyorsun. Evladım, bu işin bizde profesyonelleri var, insan bi’sorar. Çok salakmışsın.

* Polis kardeşim, neden ceza kesiyorsun? Ver mahkemeye, bizdeki gibi üç dört sene sürsün!

***                              ***                           ***

 

Bir bahçe… Meyve toplayanları izliyorum. Portakalları koparırken dalın kırılabileceğini hiç düşünmüyorlar. Olsun, dal kırılırsa kırılsın da portakallar yumurta değil kırılsın. Hadi sepete koyun!

***                              ***                           ***

… Manici piskopos Faustus’un Kartaca’ya geleceği duyurulur. Manicilerin dediklerine göre Faustus, bilgisine, becerisine, belâgatine hayran olunan bir adamdır. Augustinus, o andan itibaren yolunu bekler Faustus’un. Bir an önce onunla konuşmak, sorulardan yumak olan zihnini onun ışığıyla ilmek ilmek açmak ister. Üstelik yaşamının o döneminde iyiden iyiye varlık problemine dalıp gitmiştir.

 

Nihayet Faustus gelir. İlk bakışta samimi bir insan izlenimi bırakır Augustinus’ta… Konuşma tarzı da çok hoştur, ama ya konuşmasının içeriği! Dikkat edildiğinde Manicilerin her günkü masallarından pek farkı yoktur anlattıklarının.

 

“Bilgelik ve budalalık besin değeri yüksek ya da besin değeri hiç olmayan yiyecekler gibidir. Parlak ifadelerle de dile gelebilirler, parlak olmayan ifadelerle de. Kısacası her iki yiyeceği her iki tabakta da sunabilirsiniz.” der Augustinus…  Sahiden de Faustus’un yaptığı budur, yani o budalalığı işlemeli bir tabakta sunmaktadır. Buraya kadar yazdıklarım karışık bir menüdür. Ancak bu ülkenin gerçeklerindendir.

 

Sular gibi akıp gidiyor yaşam

Yağmurlarla ıslanmayı öğrenemeden

                                            (Turgay Fişekçi)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam