SON DAKİKA
reklam
reklam

Litvanya’daki üçlü zirve toplantısı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 25 Temmuz 2023, Salı - 11:46   Okunma Sayısı:

Görüşmeler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İsveç Başbakanı Ulf Kristersson Litvanya'nın Başkenti Vilnius’ta ilk görüşmelerini yapmışlar, Ancak bu görüşme sonrasında açıklama yapılmamış. Daha sonra ikinci bir görüşme gerçekleşmiş ve. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg bir basın toplantısı düzenlemiştir.

Stoltenberg, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü en kısa sürede TBMM’ye götüreceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum” demiştir. 
Türkiye’deki sürece ilişkin takvim vermesinin mümkün olmadığını vurgulayan Stoltenberg, “Onay için ne kadar zamana ihtiyaçları olduğu egemen meclislere kalmış bir şeydir. Her meclisin kendi takvimi vardır” demiştir. Stoltenberg açıklamalarında,

 

**Terör dışında Rusya'nın iki ana tehdit olarak konumlandırıldığını ve terörle mücadelenin NATO’nun yeni kuvvet yapısına da yansıdığını,

**Afrika ve Orta Doğu'daki ülkelerle işbirliği yapıldığını belirtmiştir.

 

Geleceğe yönelik olarak da,

**Türkiye ile İsveç arasında ikili güvenlik mekanizmasının yılda bir üst düzey toplantı yapacağını,

**Terörün tüm tür ve tezahürleriyle mücadele edileceğini,

**İsveç’in Türkiye’nin AB katılım sürecinin canlandırılmasına katkı sağlayacağını ve

**Gümrük Birliği’nin modernize edilmesi ve vize serbestisi çabalarını destekleyeceğini taahhüt etmiştir.

Stoltenberg bunları söylerken NATO'nun bu sürecin parçası olmasının mümkün olmadığını da belirtmeyi unutmuyor. Yine top çevirmeye devam ederek her iki ülkenin ikili ticaret ve yatırımları artırmaya yönelik fırsatları maksimize etmenin yollarını arayacağını, kendisinin de bu çabalara destek vereceğini ifade ediyor.

 

Değerlendirmeler

  1. Türkiye ve İsveç arasında güvenlik mekanizması oluşturulması ne anlama geliyor?

Türkiye, uluslararası taahhütlerle terörün her türüne karşı olduğunu defalarca vurgulamış, bugün için sıcak bölgede veya çatışma bölgesinde SBD ve Rusya ile ayrı ayrı güvenlik mekanizmaları oluşturmuş da ne olmuş? Hem ABD hem de Rusya işine geldiği gibi hareket etmiştir.

  1. İsveç, “kasap et derdinde koyun can derdinde” durumundadır. En büyük sıkıntısı,

Rusya’nın ve Avrupa’nın bağrındaki hançer Rus toprağı Kaliningrad’daki nükleer başlıklı ve süpersonik hızlı füze tehdidinden bir an önce kurtulmak, hür dünya ile aynı ittifakın içinde yer alabilmektir.

  1. Gümrük Birliği, konusunda Türkiye AB ile yıllarca görüşmeler yapmıştır. Burada önem

arz eden, İsveç’in Türkiye’ye destek vermesi değil AB ülkelerinin konuyu kabul etmesidir. İsveç’e Schengen vizesi ile girilebilmektedir. İsveç otoyollarında ayrıca polis (resmi veya sivil) bazı yabancı plakalı araçları durdurarak, örnekleme yöntemiyle araçtaki eşyaları kontrol edebilmektedir. (Bu tümce T.C. Dışişleri Bakanlığı sitesinden alınmıştır.)

  1. Bu görüşmeye Afrika ve Orta Doğu ülkeleriyle işbirliği yapıldığını belirtmenin Türkiye ile

ne ilgisi vardır, anlamak mümkün değil… 

 

Asıl önemli olan neydi?

Gözümüz PKK ve FETÖ teröründen başka bir şey görmüyor. Oysa bu millete yıllarca üzüntü veren 1915 olayları vardır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Ermeni diasporası yaptığı çalışmalarla ülke parlamentolarında 1915 olaylarını soykırım olarak kabul ettirme politikası yürütmüştür. Ermeni diasporasının -nüfusu az olmasına rağmen- güçlü olduğu ülkelerden biri de İsveç’tir. Ermeni iddiaları, 1965 yılından itibaren dünyanın çeşitli parlamentolarında tartışılmış ve Türkiye aleyhinde kararların çıkmasına neden olmuştu.

 

İsveç Parlamentosunda

  1. 1985 yılında İngiliz hukukçu Benjamin Whitaker, Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması konusunda Birleşmiş Milletlerin, Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu için hazırladığı raporda sözde Ermeni Soykırımı’na da yer vermişti. Whitaker Raporu’nun içinde sözde Ermeni soykırımından bir cümleyle bahsedilmiş, bazı kaynaklar referans olarak gösterilmiştir. Alt komisyonda yapılan oylamada 14 lehte, 1 aleyhte ve 4 çekimser oyla rapor kabul edilmişti. Fakat Türkiye’nin itirazları üzerine Whitaker Raporu, BM Genel Kurulu’na gelmemiş ve işleme konulmayarak sadece "raporun not edildiği" belirtilmiştir. Dolaysıyla BM’nin Ermeni soykırımını kabul ettiğini söylemek mümkün değildir.

Ermeni diasporaları, parlamento kararlarında soykırım iddialarını güçlendirmek için Birleşmiş Milletlerin 1985 yılında sözde Ermeni soykırımını tanıdığını iddia ederek bu raporu İsveç Parlamentosuna taşımıştır.

İsveç Parlamentosu’nun (Riksdag), 29 Mart 2001 tarihinde kabul ettiği ve İsveç Dışişleri Komisyonu’nun hazırladığı raporda 1915 yılında “Ermenilere yapılan soykırımın tanınması ve resmi açıklamasının önemli ve gerekli olduğu” vurgulanmaktadır. Diasporaların iddiaları Mart 2010 tarihinde Riksdag’ın gündemine gelmişti.

Parlamento aldığı kararda,

**Ermeniler, Asuriler, Süryaniler, Keldaniler ve Pontus Rumlarının uğradığı zulme de soykırım yakıştırması yapmış ve kabul ettiğine ilişkin kararını hükümete bildirmiştir.

**Parlamento ayrıca, 1915’te Ermeniler, Asuriler, Süryaniler, Keldaniler ve Pontus Rumlarının uğradığı soykırımın, AB ve BM çevrelerinde uluslararası alanda kabulü için gayret gösterme çağrısında da bulunur.

 

Sözde soykırımın kabulü

11 Mart 2010 tarihinde yapılan oylamaya 88 vekil katılmamış, fakat 130 milletvekili aleyhte, 131 milletvekili lehte oy kullanmıştı. İsveç Parlamentosundaki 4 Türkiye kökenli milletvekilinden 3’ü kabul oyu verirken Mehmet Kaplan ise tepki amacıyla oylamaya katılmamıştı.

Bu olay neden başından beri gündeme getirilmemiştir. Türkiye güçlü bir ülkedir. Aleyhimizde kararlar alan hatta uluslararası camiada bile bizi köşeye sıkıştırmaya çalışan İsveçli yetkililere bu konu neden hatırlatılmamıştır? 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam