15 Temmuz darbe girişimi Türk toplum hayatında büyük kırılmaya yol açmıştır. Hayatını kaybeden insanlarımızın olması ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ve milli egemenliğin temsil yeri olan Meclis’in bombalanması milletimizin yüreklerini burkmuştur.
Darbe girişiminin üzerinden yedi yıl geçti. Doğru bir teşhis konulması ve değerlendirme yapılması çok zordur. Dıştan görüldüğü kadarıyla yapılan tespitler ve mahkeme tutanaklarından elde edilen bilgiler olayın boyutlarını belirlemek, gizli planları, niyet ve maksatları anlamak için yeterli değildir. Söylenecek olanlar sadece kişisel yorum olarak kalacaktır. Esas aktörler mahkemelere çıkıp konuşmadıkça mesele dört başı mamur şekilde bilinemeyecektir.
1299 yılında kurulan küçük Beylik, koca bir imparatorluğa dönüşmüştür. Safahat ve israf bu koca imparatorluğu borç batağına sürüklemiş, din ve mezhep temelli kalkışmalarla terfi ve atama sistemindeki kayırma ve gözden kaçırmalar devlet otoritesini sarsmıştır. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılışıyla devlet yapısı son nefesini vermiştir.
Verilen resmi demeçleri dinledim. Çok ders çıkarmamız gerektiği vurgulanıyor. Tarih tekerrürden ibaretse, biz tekerrürün önüne takoz koymasını bilmeliydik, bilmeliyiz. Bu da gösteriyor ki, Osmanlı tarihini iyi bilmiyoruz.
Benzerlikler
Dün olanlarla bugün olanlar arasında fark yoktur. Ekonomimiz sancılıdır. Son zamlar halkın sırtına vurulmuş bir hançere dönüşmüştür. Yoksul kesim adeta inlemektedir. Tarikatların devlet yapısına sızmaya çalışması ve çöreklenmesi kaçınılmaz oluyor. Son olarak Menzil şeyhinin cenaze törenine katılanların kimler olduğunu, katılımcı sayısını, devlet araçlarının nasıl kullanıldığını bize göstermiştir.
Kamu personeli ve resmi kurumların araç sayısındaki artış büyük şişkinlik yaratmakta ve hazine gelirlerini eritmektedir. Torpil sistemi halen geçerlidir, hükümetin ilk göreve geldiği dönemi hatırlıyorum. En çok savunduğum konunun -yani liyakat ve ehliyet- gerçekleşeceğini duyduğum zaman çok sevinmiştim. Heyhat, pek de işlediğini söyleyemeyeceğim.
Eğitim, istenen düzeyde değil. 21 yıl içinde kaç tane Milli Eğitim Bakanı değişti. Ne gariptir ki, bunların içinde görevden ayrıldıktan sonra hükümet icraatını tenkit edenler de oldu. Bugün hâlâ kız erkek karışık mı okusun ayrı okullarda mı okusun, tartışması yapılmaktadır. Anayasa var ama millilik politikası uygulanmıyor.
İlk tedbirler ve sebep oldukları
Darbeye karşı çıkan halk, temiz duygularla darbecilerin önünü kesmiştir. Devlet kendini korumak için tedbirler almıştır. Olayın şoku nedeniyle bazı tedbirler can yakıcı bazıları kayırıcı olmuştur. FETÖ ile mücadele devam ederken bu tedbirlerin de aksak tarafları devamlı olarak ele alınmalı ve mağduriyetler giderilmelidir.
Ne yazık ki, bunların içinde heyecanını kontrol edemeyen veya aşırı uçların kışkırtıcısı durumundaki bazı fanatik kişiler, özellikle bir kısım erlere karşı acımasız hareketlere yönelmişlerdir.
Anası babası onu darbe yapsın diye mi gönderdi asker ocağına? Ne olduğunu bile bilmediği bir olayın içinde buluverdi kendini... Diğer erler gibi hepimizin çocuklarının başına gelemez miydi? Asıl suçlular, onları yanlış istikamette kullananlardır.
Darbeyi planlayan ve uygulamaya geçen failler zaten adaletin pençesine düşmüşlerdir. Çoğu yargılanmış ve gereken cezalara çarptırılmışlardır. Bu acı dolu günleri bir daha görmemek ve yaşamamak dileğimizdir. Darbe sırasında ezilen araçların kamulaştırılarak; darbe heveslilerin yaptıkları telefon konuşmaları ve yazışmalarının derlenerek; tespit edilen görüntü, video ve toplu hareketlerin toplanarak kurulacak olan demokrasi müzesinde sergilenmesinin Cumhuriyet tarihimiz için ders notu olacağı kanısında olacağımı belirten bir yazı yazmıştım... Bundan bir karşılık göremedim.
Hedefin gerçekleşmesi için
Devletimiz nekahet dönemini tamamlamıştır. Sağlıklı bir yapı henüz tesis edilememiştir. Bir gün olmasa bir diğer gün yakalanan FETÖ mensuplarını görüyoruz. Darbecilerin artıkları ve ardılları boş durmamaktadır. Daha önce bölümler halinde yazdığım yazılarımda bu hususları dile getirmeye çalışmıştım. Darbecilerin toplu hareket kabiliyetleri kırılmıştır; ama bireysel eylemlere yönelmeleri muhtemeldir.
Bu olayı kendi çıkarları için kullanabilecek menfaat çeteleri de ortaya çıkacaktır. İlginçtir, haberlerde bazı telefonlara mesaj atıldığı ve “FETÖ’ye destek sağladığınız için hakkınızda tahkikat yapılmakta ve…” şeklinde korku ve paniğe neden olabilecek duyurular yapıldığı da bir gerçektir.
Sonuç
Herhangi bir kişi veya kurumun tahripkâr bir şekilde tenkit edilmesine kesinlikle karşıyım. Sonuçta bizler bu ülkenin insanlarıyız. Güzel vatanımızın bu badireyi atlatabilmesi için hepimiz elimizden geldiği kadar devletimizin yanında olduk. Tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gördük.
“Yaşananlardan ders çıkarmamız gerek” diyenlere neden geçmişten ders alınmadığını sormak herhalde hakkımız olsa gerek. Bu konular günlerce yazıldı, uyarılar yapıldı. Geç kaldınız.
Milli bayramların kutlanmasına ağırlık verilerek halk ile peygamber ocağının kucaklaşması sağlanmalı, milli hislerimiz coşturulmalıdır. Bu heyecan içimizden eksik olmasın!