SON DAKİKA
reklam
reklam

Yahudi düşmanlığı ve Tevrat yakma

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2023, Cuma - 16:05   Okunma Sayısı:

**Din savaşları kamufleli bir şekilde devam ediyor. Kur’an-ı Kerim yakma sonrasında İsveç, şimdi de Tevrat’ın yakılmasına izin vermiş. Kitap yakma olayı tarihte en acımasız şekliyle Çin’de görülmüş. Sadece kitap yakılmamış, kitabı yazanlar da yakılmış. Tarih sırasına göre bizim de sicilimiz pek temiz sayılmaz.

 

**Dört halifeden sonuncusu Hz. Ali’nin ve onun karşısında duran Muaviye orduları arasında yaşanan Sıffin Savaşı 657 yılında yapılmıştır. Savaşın nedeni Hz. Ali’nin halifeliğine karşı çıkmaktır. Muaviye taraftarları Kur’an-ı Kerim yapraklarını mızrakların üzerine takarak Hz. Ali’nin karşısına çıkmışlardır. Savaş 661 yılına kadar aralıklarla devam etmiştir.

 

**Şeyhülislam Arif Hikmet Bey (III. Selim devri ricalinden Rumeli Kazaskeri İbrahim İsmet’in oğlu), ünlü mutasavvıf Simavna Yunanistan’da Dimetoka kasabasının köyü) Kadısının oğlu Şeyh Bedrettin Mahmut (1363-1420)’un en önemli tasavvufi eseri Vâridât’ta açıkladığı düşüncelerinin yayılmasını istemez, kitabı nerede bulursa ucuz-pahalı satın alıp yaktırırmış. Eserdeki şu tümceler şeyhülislamın affedemediği sözlermiş:

 

“…Bütün dinler özdeştir; ayrılık görünüştedir; bir Hristiyan’ın taptığı tanrıyla Müslüman’ınki arasında hiçbir fark yoktur. Tanrı yalnız Müslümanların ya da Hristiyanların tanrısı değil, bütün insanların tanrısıdır. Kişi emeğiyle geçinmelidir, birçok kişinin bir kişiye çalışması yanlıştır.”

 

**Heinrich Heine (1797-1856), Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğmuştur. Büyük Alman şairlerindendir. 1820’de “Kitapları yaktıkları yerde gün gelir insanları da yakarlar” demiştir.

 

**Alman üniversite öğrencileri, 34 üniversitede 10 Mayıs 1933 günü 25.000 ciltten fazla “Alman olmayan” kitabı yaktı. Nobel ödüllü Alman yazar Thomas Mann’ın yazılarını ve Nazi ideologlarının kötülediği, savaşın cesur bir tasvirini yapan “Batı Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok”un yazarı, eserleri en çok satanlar arsında bulunan Erich Maria Remargue’nin çalışmalarını da yaktı.

Naziler Freud’dan nefret ediyordu. Hatta 1933’lerde Almanya'da yapılan sokak eylemlerinde Freud’un kitapları yakılmıştı. Bunun haberini alan Freud “Epey ilerleme kaydetmişiz, Ortaçağ'da olsak beni yakarlardı, şimdilik kitapları yakmak onlara yetiyor” demişti. Oysa beş yıl sonra Viyana’ya gelen Naziler sadece kitap yakmakla yetinmemişlerdir.

 

**1966 yılında film yönetmeni François Truffaut, kurgusal bilim yazarı Ray Brad-Bury’nin (ABD), 1951’de yazdığı Fahrenheit 451 adlı ütopik romanını aynı adla beyazperdeye uyarladı. Daha çok anlatı sinemasının geleneklerine yakın düşen filmde Truffaut, gelecekteki bir dönemde kitap okumanın yasaklandığını, itfaiyenin yangın söndürmek için değil, ortalığı ateşe vermek için var olduğunu; nerede bir kitabın bulunduğu sezilirse, itfaiyeye haber verildiğini ve kitapların hemen yakıldığını anlatır. İzlenecek bir film…

 

Yorum

İsveç, İslam düşmanlığından vaz geçemez. Zengin İslam ülkelerinin zevk ve sefa içindeki hareketleri ve IŞİD, Boko Haram, El Nusra, El Kaide gibi terör örgütlerinin yaptıkları hem İslam’ı küçük düşürmüş, hem de İslamofobi yaratmışlardır.

PKK, gibi acımasız bir örgütün yuvalandığı topraklara çok uzaktır.1618-1648 yılları arasında Avrupa’nın yaşadığı 30 yıl savaşları, insanlık tarihinin kara lekelerinden biridir. İsveç, geri vitese takmış ve dört asır geriye gitmeye başlamıştır.

İsveç’e kocaman tebrikler (!). Kur’an yakmakla başladığın bu kutsal yolda başarılar diliyoruz. Böylece hem Yahudi düşmanlığını canlandırır, hem de Tevrat yakmaya devam edersin. Yazıklar olsun sana!

 

Biraz da Müslümanlardan bahsedelim mi?                      

Müslüman Hacc’a gidecek, sıraya giriyor. Aracılar, resmi gidiş fiyatı üzerine fiyat bindiriyor. Kadıköy’de camiye gidecekse giriş ücreti 4.00 tl. Aydınlık zamanına isabet eden üç vakit için ayda ödeyeceği para 360.00 tl. İbadet mi yapacak, ibadet vergisi mi ödeyecek?

 

Ramazan ayında oruç tutacaksa, bu kez diyetisyen hanımlar başlıyor saymaya: Bir kibrit kutusu kadar peynir, yumurta, az kavurma, biraz zencefil suyu, iki dilim ekmek, bir kaşık bal, biraz zeytin, 3-4 bardak çay veya su…  Akşam iftarı için de bir şeyler yeneceğine göre bunların maliyetini hiç düşünmeden sayabiliyorlar. Hesaba vurun bakalım, günde iki öğün, -çocuklar oruç tutmasa da- karı-koca…

 

Zekât vermeye gelince; hâlâ gram/arpa hesabı yapılıyor. Ben bu konuyu daha önce de dile getirmiştim. Bu kadar komik ve insan onurunu kıracak bir durum olamaz. Aynı şey şimdi MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi)’de görülüyor. Son model yatlar dururken köylünün veya memurun aracından iki kat vergi alınıyor. Ekmekten vergi alınıyor, -kambiyo işlemleri hariç- altından vergi alınmıyor. İşte adalet!

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam