SON DAKİKA
reklam
reklam

Namımız yürüsün!

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 2 Ağustos 2023, Çarşamba - 01:09   Okunma Sayısı:

Zeytinyağından yumurtaya

    Yıllar önce İtalya’ya zeytinyağı yerine makine yağı satmış ve İtalya’nın yağları geri göndermesiyle rezil olmuştuk. Sonra Rusya’ya sattığımız domatesler geri gönderilmişti. Şimdi de Tayvan’a sattığımız yumurtalarda kanserojen madde olduğu tespitiyle bir kez daha tosladık. Tayvan, ilgili Türk şirketinden zararının tazmin edilmesini isterken Türk resmi makamları da olayı araştırmaya koyulmuşlar.

 

***                             ***                            ***

Gri listeden çıkmak[1]

    FATF (Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force),  tavsiyelerine uymayı kabul eden fakat taraf oldukları ticari faaliyetlerdeki işlemlerin mahiyetlerini detaylı bir şekilde ele alacak hukuki düzenlemeleri, yapısal reformları, izleme mekanizmaları yeterli olmayan ülkeler Gri listeye alınıp takip edilmektedirler.  

    Gri listeye alınan ülkeler; dış yatırım çekme sürecinde uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde itibar kaybına uğramaktadır. FATF Genel Kurulu, 21 Ekim 2021 tarihinde; içerisinde Pakistan, Suriye ve Güney Sudan’ın da bulunduğu gri listeye Türkiye’yi de alma kararı vermiştir.

    Borçlanma halindeki Türkiye’nin kredi notları düşürülmekte ve ülkemiz dış kredi bulmakta zorluk çekmektedir. Bütün girdi ve çıktılar kendi mali birimlerimiz tarafından takip edildiği gibi yurt dışındaki birimler tarafından da takip edilmektedir. Bu listeye girdikten sonra çıkmanın kolay olduğunu düşünmek biraz zordur ve mutlaka zaman ister.

 

***                             ***                            ***

Ağaç düşmanıyız, nasıl mı?

*Daha çocukluktan başlar bu ağaç sevgisizliği… Pikniğe gideriz çocuğumuzu avutmak için genç ağacın dalına salıncak yaparız. Çocuğumuzu sallar, bir süre sonra büyükler de biner ve dal kırılır,

*Evin önündeki ağaç manzaramızı kapatıyor diye kestiririz,

*Bahçeye aracımızı sokmak ister, yer açmak için ağacı keseriz,

*Belediyelerimiz, gençlik merkezi (en son Samsun’da olduğu gibi), parti binası vb yapmak için ağaç keserler,

*Otel yeri açmak, otel alanını genişletmek için de ya yangın çıkartırız ya da ormanı keseriz.

*Yaz mevsimlerini israrla bekler, yangın çıkartırız,

*Akbelen’de olduğu gibi kömür çıkarılacak diye ağaç keseriz, karşı çıkanları döveriz.

 

***                             ***                            ***

    Atatürk, 21 Ağustos 1929 tarihinde İstanbul’dan Bursa’ya gitmek üzere yola çıkar. Ertuğrul yatıyla Yalova açıklarından geçerken sahilde gördüğü ulu çınar O’nu çok etkiler. Tekneyle kıyıya çıkıp ağacın gölgesinde oturan Atatürk, çınarın yanına kendisi için küçük bir ev yapılmasını ister.

    Ahşap iki katlı bu ev 22 günde yapılarak 12 Eylül 1929’da tamamlanır. Tam  bir yıl sonra  1930 yılının yaz aylarında Atatürk  Millet Çiftliği’ndeki köşküne gelir. Köşkün hemen yanındaki ulu çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Ağacın dallarının binanın çatısına ve duvarına dayandığını öğrenen Atatürk o meşhur emrini verir “Dal kesilmeyecek Köşk kaydırılacak! ” 

    Bu emir üzerine 8 Ağustos 1930 tarihinde İstanbul Fen İşleri Yollar ve Köprüler Şubesi nden gelen mimar  ve mühendis  ekipler  tarafından başlatılan çalışma ile köşkün etrafı temel seviyesine kadar kazılır ve temelin altına tramvay rayları yerleştirilir.  

    Öncelikle köşkün teras bölümü bir günde kaydırılır, geri kalan iki gün içinde de ana binanın raylar üzerinde yürütülmesi işlemi tamamlanır ve bina 4.80 m. kadar doğuya kaydırılır. Böylece köşk yıkılmaktan, ağaç dalı da kesilmekten kurtulur. Çevre bilinçlenmesi konusunda bir  ilk teşkil eden bu olaydan sonra yapının adı “Yürüyen Köşk” olur.

 

***                             ***                            ***

Şampiyonluğun ardından

    Voleybolcu kızlarımız ülkemizi dünya şampiyonu yaptılar. İçlerinden biri vardı ki, adeta uçarak vuruyor ve sayı alıyordu. Sevgili Ebrar’dı bu oyuncumuz… Cinsel tercihi nedeniyle de ona vurmaya başladılar. Kur’an kurslarında, vakıf binalarında, tarikat yuvalarında erkek ve kız çocuklarımıza yapılanları ağzına almayanlar, bu konuyu ağızlarına ciklet ettiler.

 

***                             ***                            ***

Her devirde güçlünün yanında olanlar

   “Prens” adlı eserin sahibi Machiavelli’nin torunlarıdır bu gruptakiler. Onlar için “Amaca giden her yol mübahtır” cümlesi bir düsturdur. Bugün sevdiklerini, yarın menfaatleri uğruna taşlamaktan vaz geçmezler...

    Yüzsüzlükte saltanat sahibi olup yüzleri kızarmaz. Kalplerindeki kötülük her zaman dışarıya vurur. Yüzlerinin rabbiyesi silinmiştir. Yaklaştıkları zaman çirkin oldukları görülür. Fırsatların oluşacağı zamanları iyi bilirler. Dünyanın gidişatı ne yöne olursa olsun muhtemel fırsat ve riskleri iyi analiz eder, çıkarları doğrultusunda karara varmaya çalışırlar.

    Ne yazık ki, ülkemizde siyasetçi, sanayici, işadamı konumunda olan bazı insanlar bu durumdadır. “Dün dündür, bugün bugündür” özdeyişini pek severler. Bu akıma son yıllarda bilim adamları, yazarlar ve sanatçılar da katılmıştır.

    Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemal (İnal)’e sormuşlar.

    ---Sizdeki bilginin çok azına sahip olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?

    ---Ben bilmek için öğrendim, onlarsa tanınmak için…

 

 

 

 

 

 

[1] FATF: Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force – “FATF”), 1989 yılında suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesi amacıyla İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (Organization for Economic Co-operation and Development – “OECD”) tarafından kurulan bir organizasyondur. Dünya genelinde 200’den fazla ülke FATF tavsiyelerine uyacağını taahhüt etmiştir. Türkiye de 1991 yılında FATF tavsiyelerini kabul ederek teşkilata üye olmuştur. 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam