Barınma, insanların en temel ihtiyaçlarından biridir ve hatta olmazsa olmaz faktördür. Ancak ülkemizde yıllardan bu yana kiralık ev ve yüksek ücretler gündemini korumaktadır.
Biraz geriye gidelim.1970 li yıllardan bu yana artan nüfus sayısı ile birlikte devam eden konut sorunu günümüzde de önemini korumaktadır. Özellikle yüksek enflasyonla yaşamaya başladığımız yaklaşık üç yıldan bu yana kira ücretleri ulaşılamaz durumdadır. Büyük kentler başta olmak üzere dar ve sabit gelirli vatandaşlar için tüm yurtta büyük bir sorun haline gelmiş, daha da ötesi bazı aileler kira fiyatlarının yüksekliğinden dolayı şehir içi veya şehir dışı göç etmek zorunda kalmıştır.
Hükümetin uygulamaya koyduğu, ilk evim ve yeni evim projelerine olan yoğun talep sorunu açıkça ortaya koymaktadır ama kısa süre önce yaşadığımız deprem nedeniyle bu projelerin geleceği de uzayacaktır. Kira ücretlerinin artış nedenlerini sıralamak gerekirse;
*Yüksek enflasyon
*Yaşadığımız doğal afet nedeniyle evsiz kalan vatandaşlarımızın doğal olarak başka şehirlere göç etmesinden dolayı oluşan konut açığı
*Rusya-Ukrayna savaşı ve Avrupa’da yaşanan gaz sıkıntısı nedeniyle özellikle güney illerimize olan yoğun talep
*Yabancı uyruklu vatandaşlara 400.000 dolar gayrimenkul almaları halinde verilen vatandaşlık hakkının verdiği konut açığı
*Kentsel dönüşüm devam ederken yaşanan depremden dolayı bu projeye olan yoğun talep üzerine oluşan kiralık ev sıkıntısı
Gibi nedenler söylenebilir.
Geçen yıl kiraların astronomik seviyeye ulaşmasından dolayı hükümetin uygulamaya koyduğu artış oranının %25 ile sınırlanması konusuna için bu yıl da devam kararı alındı. Ancak uygulamada bu yasaya uyan ev sahibi neredeyse yok gibi gözüküyor. Çünkü enflasyonun %100 civarında olduğu bir süreçte bu oranın yetersizliği ortadadır. Bir emeklinin bir evi kirada veya bir aile zorunlu sebeplerden dolayı başka yerde kirada oturup evini kiraya verdi ise nasıl geçimini sağlayacak? Bu kurak ancak 10-20 tane evi olan vatandaşlar için geçerli olabilir.
Nitekim kira artışlarından memnun olmayan ev sahipleri evlerini kiraya vermemelerinden dolayı İstanbul’da boş ev sayısı 400 bini aşmış durumdadır. Ayrıca bu yasanın getirebileceği olumsuzlukları da unutmamak gerekir. Özellikle kayıt dışılık, sadece bir yıl için kiraya verme, tahliye taahhüdü gibi işlemler gündeme gelecektir. Ve dolayısıyla ihtiyacı olmayan ev sahipleri evlerini boş tutmaya devam edecektir.
Yasaya göre ev sahibi her 5 yılda bir kira ücretini güncelleyebilir ve her 10 yılda bir tahliye isteği yapabilir. Yani yüksek enflasyon ortamında en az 5 yıl cüzi artışlar kabul edilemez durumdadır.
Konut sorununun çözümü için en geçerli yol kooperatifçiliğin merhum Turgut Özal döneminde olduğu gibi tekrar uygulamaya konulmasıdır. Çünkü kâr amacı söz konusu olmadığı için dar ve sabit gelirli vatandaşlar da kolayca ev sahibi olabilecektir.
Yaşadığımız büyük deprem felaketinden sonra kira için veya satın almak için olsun vatandaşların deprem testinden geçmiş veya yeni yapılan binaları tercih etmeye yönelmişlerdir. Doğal olarak satın almak veya kiralık ev tutmak isteyen kimselerin ilk sorusu deprem analizidir ve son derece haklılardır.
Kaynak: Betam
Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi kara artış oran ülke genelinde %474 e kadar yükselmiştir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist
zozcivan@hotmail.com