Eylül 2021’den bu yana uygulamaya alınan düşük faiz, yüksek kur politikasından seçimden sonra iş başına gelen ekonomi yönetimi tarafından vaz geçilerek politika faizleri haziran ayında %15 e temmuz ayında da %17,5 a çıkarılarak vazgeçildi. Ancak hükümetin yeni Türkiye modeli olarak adlandırdığı üretim odaklı büyüme modeli herkes tarafından alkışlanmalıdır. Çünkü ekonomik büyüme ancak ve ancak üretim kaynaklarının en verimli en uygun şekilde kullanımına bağlıdır.
Dünyada hiçbir ülkenin benimsemediği, ekonomi literatüründe yeri olmayan, ekonomistlerin sürekli vazgeçilmesi gerektiğini vurguladığı düşük faiz sistemi uygulanan süreçte döviz kurlarının artmasına ve dolayısıyla enflasyonun yükselmesine sebep oldu ve halkın büyük çoğunluğu için hayat pahalılığı her geçen gün arttı, alım gücü sürekli düştü.
Seçimlerden sonra iş başına gelen ekonomi yönetimi bu sistemden vazgeçerek akılcı politikalar izleneceğini ve piyasaların kendi dinamikleri içerisinde faaliyet göstereceği anlamına gelen açıklamalar yaparak politika faizlerinin yükselmesinde yumuşak geçiş yapılacağının sinyallerini verdiler. Faizlerin yeterli oranda yükseltilmemesinden dolayı döviz kurları artışı devam etti ve bu da enflasyonu körükledi. Çünkü haziran ayı enflasyonu TÜİK verilerine göre %39,2 olarak açıklanmasına rağmen politika faizinin %17,5 a kadar çıkması yeterli olmadı. Döviz kurlarının kontrol altına alınması, T.C. Merkez Bankası döviz rezervlerinin yeterli olması ve politika faizinin en az enflasyon oranı kadar olması ile mümkündür. Rezervlerimiz yeterli olmadığı zaman merkez bankasının diğer bankalar aracılığıyla piyasaya müdahalesi zorlaşmaktadır. Ayrıca yatırımcı ve tasarruf sahipleri kendilerini enflasyondan korumak ve en yüksek getiriyi elde etmek için finansal enstrümanları seçmek durumundadır. Bu enstrümanlardan ilk akla gelen dövize yatırımdır. Reel faiz günümüzde (%40-%17,5) =-22,5 olunca dolara olan talep frenlenemez ve arz ve talep kanununa göre döviz kurları artmaya devam eder. Ülkemizde yıllardan bu yana enflasyon ile döviz kurları paralel yürüdüğünden enflasyon da yükselme eğilimine girer.
Allah tekrarını göstermesin 6 şubatta yaşadığımız ve 11 ilimizi etkileyen deprem felaketi ekonomik olarak ülkemizin yaşadığı en büyük felakettir. Bu felaketten doğan maddi ve manevi zararların üstesinden gelmek kolay bir işlem değildir. Dünyanın en büyük ülkesinde bile böyle bir felaketin yaraları kolayca sarılamaz ve belki de yıllarca sürebilir. Bu bağlamda oluşan bütçe açığı, çalışan kesime verilen zamlar, seçim harcamaları nedeniyle 1,1 trilyon TL ek bütçe zorunluluğu doğmuştur. Ek bütçe ise vergi ve zam demektir. Çünkü devletin vergi ve kamu iktisadi teşekküllerinden elde edilen gelirlerinden başka kaynağı yoktur. Dolayısıyla ek bütçeyi karşılamak için vergiler artacak fiyatlar yükselecektir. Ancak bu defa yapılan zamlar ve vergi artışları beklenenden fazla olunca kamuoyunun tepkisini çekti ve bir takım haklı olarak serzenişler başladı. Başta akaryakıt ürünlerine seçimden bu yana yüzde doksana varan zam yapılması, döviz kurlarının da %40 a varan yükseliş göstermesi iğneden ipliğe her ürünün fiyatlarının yükselmesine sebep oldu ve enflasyon yükselişe geçti.T.C. Merkez bankası başkanı Sn. Hafize Gaye Erkan ise doğru ve yerinde bir açıklama yaparak %22,5 olan 2023 yılı sonu enflasyon hedefinin %58 e çıktığını,2026 yılı sonuna kadar yüksek enflasyonla yaşayabileceğimizi vurguladı.
Seçimden sonra yapılan maaş ve ücret artışlarının en mantıksız ve hesapsız olanı ise emeklilere yapıldı hatta bazı emekliler hiç zam alamadı, umutlar yılbaşına kaldı. Yapılan yüksek oranlı fiyat artışları ile emeklilerin yılbaşına kadar beklemesi çok zor hatta imkansızdır. Çünkü akaryakıt zamlarının en büyük etkisi nakliye ücretleri nedeniyle gıda enflasyonunda görülecektir. Bilindiği üzere gıda enflasyonu her ay TÜFE oranından yüksek çıkmaktadır ve bu da en çok dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızı etkileyecektir.
Seçimden sonra döviz ve akaryakıt fiyatlarının değişimi hakkında euronews haber sitesinin araştırması aşağıdaki gibidir.
28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana benzin ve motorin ücretleri yüzde 75 zamlandı; Dolar kuru da yüzde 35 artış gösterdi.
28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra asgari ücret ve memur maaşlarına zam yapılırken, ürün fiyatları ve vergiler yükselmeye devam ediyor.
Seçimden bu yana benzin ve motorin ücretleri yüzde 75 zamlandı; Dolar kuru da yüzde 35 artış gösterdi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanlığına Hafiye Gaye Erkan getirilerek ekonomi politikasında değişikliğe gidildi. Şimşek, ilk açıklamasında "Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır" diyerek yeni dönemin işaretlerini verdi.
Asgari ücret artırılırken, memurlara verilen söz tutularak seyyanen 8 bini aşan zam yapıldı.
Diğer yandan vergi oranlarında artış yapılırken, motorlu taşıtlar vergisine (MTV) ilave ödeme getirildi; harçlar da zamlandı.
Kaynak: TCMB
Dolar kuru 20 liradan 27 liraya çıktı
Merkez Bankası seçim öncesi döviz satışı başta olmak üzere çeşitli uygulamalarla Dolar kurunu 20 liranın altında tutmayı başardı. 2023 başında 18,73 TL olan Amerikan Doları kuru Merkez Bankası kuruna göre 28 Mayıs seçimlerine kadar hep 20 lira sınırının altında seyretti. Ancak seçimlerin ardından 30 Mayıs’ta 20,08 liraya çıkan Dolar kurundaki artış hız kesmedi. Haziran sonunda 25 lira sınırını aşan Dolar kuru 26 Temmuz itibariyle 26,97 liraya kadar çıktı.
Buna göre seçimden sonra Dolar kuru yüzde 35 artış gösterdi.
Kaynak: TCMB
Euro kurunda artış yüzde 39
Euro kuru ise aynı dönemde yüzde 39 arttı. 29 Mayıs’ta 21,46 TL olan Euro kuru 26 Temmuz itibariyle 29,83 liradan işlem görüyor. Euro kuru 19 Temmuz’da 30 lira barajını aşmıştı.
Benzin ve motorin fiyatında yüzde 75 artış
Seçimden sonra en büyük zamlardan birisi ise akaryakıtta yaşandı. Akaryakıttan alınan Özel Tüketim Vergisine (ÖTV) zam geldi. Hazine ve Maliye Bakanlığı akaryakıt ürünlerindeki ÖTV’nin iki sebeple artırıldığını bildirdi. Birincisi depremin yol açtığı ilave maliyet. İkincisi ise ÖTV tutarının enflasyon karşısında erimesi.
29 Mayıs’ta 20,57 TL olan benzinin litresi 26 Temmuz’da 36,06 TL oldu. Bu da yüzde 75 artış demek. Benzinin fiyatı sene başında 19,48 liraydı.
Kaynak: Petrol Ofisi (İstanbul, Beşiktaş)
Aynı dönemde motorin ücreti de 19,35 liradan 33,87 liraya çıktı. Motorindeki zam oranı da yüzde 75 oldu.
29 Mayıs’ta 10,5 lira olan LPG fiyatı da 26 Temmuz’da 13,8 TL’ye çıktı. Bu da seçim sonrasında LPG fiyatlarının yüzde 31 arttığını gösteriyor.
Kaynak: TPDD (İstanbul, Avrupa)
Dolar kurundaki artış ve akaryakıt fiyatlarındaki zamların enflasyonu arttırabileceği belirtiliyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar