Yoksulluk, beslenme, giyinme, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanması için yeterli gelire sahip olamama durumudur. Ülkemizde yoksulluk sayısı birkaç yıldan bu yana maalesef artış göstermektedir.
Yoksulluğun önlenebilmesi; millî gelirin eşit şekilde dağılımı, maaş ve ücretlerin enflasyonun üzerinde seyretmesine bağlıdır. Bir ülkede gelir adaletsizliği olduğu müddetçe yoksul sayısının azalması mümkün değildir.
Ülkemizde yoksul sayısı her geçen yıl artış göstermektedir. Zaten yapılan sosyal yardım sayısı bu tezi ispatlamaktadır. Yaklaşık dört milyon aile devlet desteği ile yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Dört milyon aile ise 16 milyon kişi demektir ve önemli bir rakamdır.
Yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere 4 kişilik bir ailenin sadece beslenmesi için gereken para (açlık sınırı) temmuz ayında 11658,05 TL dir. Yoksulluk sınırı ise gıda harcamalarına ilaveten kıyafet, ısınma, barınma, sağlık vd. giderlerin aylık parasal değeridir. Bu rakam ise temmuz ayında 33788,80 TL dir.
Açlık ve yoksulluk sınırı hesaplamaları her ay çeşitli kurumlar tarafından yapılarak kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Fakat bu hesaplamaların neden yapıldığı nerede kullanıldığı belli değildir. Çünkü ülkemizde asgari ücret bile genellikle açlık sınırının altında kalıyor. Emekliler ise her dönem olduğu gibi yabana atılıyor. En düşük emekli maaşım alanlar veya daha düşük maaş alanlar yukarıdaki tabloya göre açlıkla mücadele ederek yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Asgari ücret, adı üstünde verilmesi gereken en düşük ücret demek olduğuna göre memurlara, asgari ücretlilere yüksek oranda zam verilerek emeklilere sadece %25 ile yetinmek hatta bazılarına hiç zam vermemek nasıl açıklanabilir. Hangi hesaba hangi mantığa uygundur bilen varsa açıklasın.
Gelir dağılımı tablosu irdelenirse milli gelirden en az pay alan kesim en düşük gelire sahip %20 lik kesimdir ve bu oran sürekli benzerlik göstermektedir. İşte bu gelir adaletsizliği düzelmedikçe yoksul sayısı da artmaya devam edecektir.
İkinci grafikte ise açlık yoksulluk sınırı, asgari ücret ve en düşük emekli maaşının mukayesesi ve en düşük emekli maaşı alanların her zaman açlık sınırı altında kaldığı vurgulanmaktadır. Emeklilik, bedeli peşin ödenmiş bir haktır ve hiçbir zaman açlığa terk edilecek bir kesim olmamalıdır. Yıllarca gece gündüz çalışarak devlete prim ödedikten sonra düştükleri durum hiçbir şekilde kabul edilemez.
Verilen emekli ve asgari ücret zamları, birkaç yıldan bu yana yaşadığımız yüksek enflasyon döneminde maalesef daha ilk maaşlar alınmadan enflasyona yenik düşmekte, alım gücü her geçen gün azalmakta, hayat pahalılığı her geçen gün artmaktadır. Durum böyle olunca ülkemizdeki yoksul sayısı da giderek artmaktadır.
2022 yılı sonuçlarına göre fertlerin %32,6'sı yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde; 0-17 yaş grubunda %42,7, 18-64 yaş grubunda %30,2, 65+ yaş grubunda ise %20,5 olarak tahmin edildi.
CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi, Türkiye’de derinleşen ekonomik krizin nüfusa etkilerine ilişkin rapor yayımladı. Yayımlanan raporda en çarpıcı nokta ise krizin derinleşmesiyle birlikte yetersiz beslenme ve bodurluk oranlarının artması oldu.
32 milyon 150 bin kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirtilen raporda şu ifadeler yer aldı: “Nüfusun yüzde 37,6'sının, yani 32 milyon 150 bin kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı görülmektedir. Kısaca, nüfusun yüzde 98'i, yani 83 milyon 750 bin kişi açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Türkiye'de nüfusun yaklaşık yüzde 60,4’ü yani 51 milyon 600 bin kişinin açlık sınırının altında yaşadığı tespit edildi. Yoksulluk, insan hakları ihlalidir.”
Çalışmada, uluslararası yardım kuruluşlarının Türkiye ile ilgili raporlarına atıfta bulunuldu. BM 2023 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu'nun ‘Sıfır Açlık’ hedefine yönelik verilere göre; Türkiye'nin yetersiz beslenme yaygınlığı oranı yüzde 2,5 olurken beş yaşın altındaki çocuklarda bodurluk prevalansı yüzde 5,5 olarak açıklandı. BM Dünya Gıda Programı (WFP) ise 6 Haziran 2022 tarihinde gerçek zamanlı paylaştığı ‘Açlık Haritası’’na göre, 92 ülkede toplam 866 milyon kişinin yeterli gıda tüketmediğini açıkladı. Haritaya göre, Türkiye’nin 14,8 milyonu yeterli gıda tüketemiyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar