SON DAKİKA
reklam
reklam

Atatürk’e her yönden saldırı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 24 Ağustos 2023, Perşembe - 17:20   Okunma Sayısı:

Çocukluğunda karga kovalamasını alaylı dille anlatmayla başlamışlardı karalamaya…

*Annesiyle uğraştılar,

*Yetmedi sülâlesini küçük düşürmeye kalktılar,

*”Keşke Yunan kazansaydı” diyen hastalıklı zihniyetin müritleri onu dinsizlikle itham ettiler,

*Bazı kendini bilmez kişiler hain dediler,

*Ayyaş diye küçültmeye kalkıştılar,

*Yahudilikle itham ettiler,

Hele hele hiç bitmeyen saldırı heykellerine yapıldı, yeni bir gelişmeyle de sosyal medya üzerinden küfürler edildi.

 

Atatürk yöneltilen ithamlar

    Tunceli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde faaliyet yürüten Gençlik Hizmetleri Müdürü, kurum içinde personel ile iletişimin hızlı sağlanması için oluşturulan “Gençlik Hizmetleri Müdürlüğü” WhatsApp grubunda 20 Ağustos’ta Atatürk’e hakaret eden ve Anıtkabir’in de Yahudi inancına göre inşa edildiğini ileri süren bir yazı paylaşmıştı.

    Söz konusu müdür, paylaşımı yaptıktan kısa süre sonra grupta bulunan personelin tepki göstermesi ve bazılarının da tepki olarak gruptan ayrılmasından sonra “Arkadaşlar, çocuklar telefon ile oynamışlar yanlış paylaşımlar olmuş” diyerek kendisini savunmuş ve daha sonra da attığı yazıyı silmişti.

    Yazı abuk sabuk birtakım açıklamalarla devam edip gidiyordu. Tabii Atatürk’e ve Büyük Taarruz’a da saldırılar vardı.

 

Boş tenekeler (!)

    Saldırılara hastalıklı kişiler seçilerek başlanıyor, meczuplarla devam edilmek isteniyordu. Meczup denen bu salak adamlar, poliste veya savcılıkta ifade verirken içinden gelen bir sesin kendisini bu olaya ittiğini ve o nedenle yaptığını söyler, bazıları da nasıl olur da böyle bir şeyi yaptığı, o kişi kendisi miymiş, bilemeyeceği” gibi aptalca beyanlarda bulunuyordu…

    Bir bilselerdi piyon olarak kullanıldıklarını… Bir bilselerdi devletin arşivine girmenin ne demek olduğunu, gelecekte çocuklarının bile istikbaline mal olacak işlerler yaptıklarını… Söz konusu müdür ise, tenkit ettiği Cumhuriyet’in kendisine sağladığı imkânlardan istifade ederek isyanını kusuyor. Sana yazıklar olsun!

    Bu ülkede yaşayan Musevi vatandaşlarımızdan birisi çıkıp sana, “Sen Yahudi düşmanı mısın, niye ırkçılık yapıyorsun?” derse ve senin hakkında suç duyurusunda bulunsa verecek cevabın olabilir mi? İfadesine başvurulunca hemen de kıvırmış, kabahati çocukların üzerine atarak yumurtlamış ve mesajlarını silmişti. Haklıdır, çünkü boş teneke ses verir. Bir kez daha yazıklar olsun o kişiye!

 

Sosyal medya üzerinden bir meczup

    Son olay: Yine bir kişi sosyal medyada Atatürk’e küfürler etmiş, 30 bin civarında kişi de onu destekleyici yazılar yazmış. Aferin hepinize! Maaş aldığınız bir şirkette çalışsanız ve her gün patrona küfürler etseniz, kapının dışına konulursunuz. Şehitler pahasına kurulmuş bir Cumhuriyet’te Atatürk’e küfretmekten, heykelini kırmaktan utanmıyor musunuz? Bu kin nereden geliyor? “Nas” temelli sözler, sizleri saldırgan uygulamalara mı yöneltiyor?

    Atatürk’e her yönden saldırın. Daha Harp Okulu yıllarında takibata uğrayan, İmparatorluğun Afrika’daki son toprak parçası Libya için savaşmaya giden,  I. Dünya Savaşı’nın Çanakkale cephesinde göğsüne şarapnel parçası isabet eden, Sakarya Savaşı’nda attan düşerek kaburga kemiklerini kıran, suikastler atlatan Mustafa Kemal Atatürk, milletinin kalbinde gömülüdür, sizin ve sizin gibilerin küfür ve saldırılarıyla zarar görmez. Ama siz adalet önünde hesap vereceksiniz.  

    1683 yılındaki II. Viyana Bozgunu’ndan beri çekilen Türk devleti, Balkan Faciası’nı yaşamış, Balkanlardaki topraklarını kaybetmişti. Balkanlardan Anadolu’ya doğru yapılan göçler, devletin iktisadi yapısının bozulmasına yol açmıştı. Mustafa Kemal, askerlikten istifa edince idama mahkûm edilmiş, mücadelesini üniformasız şekilde halkıyla birlikte yapmaya karar vermişti.

    Kongreler sırasında başlayan ve sonrasıyla da devam eden suikastlere yönelenler, onu yolundan çevirememişlerdi. Türk ordusu, Ege kıyılarından Anadolu Yarımadası’na yönelen emperyalist saldırıyı durdurmak ve vatan topraklarını savunmak maksadıyla milli kuvvetlerle Sakarya Nehri boylarında “sath-ı müdafaa”ya geçmiş, burada yapılan muharebelerden sonra Mustafa Kemal’e “mareşal” rütbesi verilmişti.

    26-30 Ağustos 1922… Düşman mağlup edilmiş, Türk ordusu, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emriyle düşmanı kovalamaya ve Takip Harekâtı’na başlamıştı.  Kaçan Yunan ordusu, bir an önce kendisini İzmir, Bandırma, Gemlik limanlarına atmaya ve yine başka milletlerin gemilerine binerek kaçmaya çalışıyordu. Tek dişi kalmış canavar,  Akdeniz’e dökülmüştü. Mudanya Mütarekesi, Lozan Antlaşması ve Cumhuriyet’in ilanıyla hedeflere ulaşılmıştı.

 

Bu adamın kime ne borcu vardı da hayatını bu kadar tehlikeye attı?

 

    Evet, iki ayyaş (!) bir Cumhuriyet kurmuştur. Milli Mücadele yıllarında görülen ayaklanmalar, Cumhuriyet döneminde de tekerrür etmiş, ama bastırılmıştır. Osmanlı’nın borçları ödenmiş, devlet hazinesi yabancı paralar karşısında güçlendirilmiştir. Meclis onu ülkenin kurucusu olarak görmüş ve kendisine “Atatürk” soyadını vermiştir. Sizlerin sıfatı nedir?

    Hayatları pahasına bile olsa emperyalist güçleri bu ülkeden kovan başta Atatürk olmak üzere, Milli Mücadele’nin tüm komutanları, şehit ve gazilerimiz, müsterih olun!  Sizlere rahmetler diliyor, hatıranız karşısında saygıyla eğiliyorum.

 

Eşinerek yıkandığını sanan tek hayvan tavuktur.

 

 

  

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam