SON DAKİKA
reklam
reklam

YARIN ENDİŞESİ

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 24 Ağustos 2023, Perşembe - 17:03   Okunma Sayısı:

Kendimden örnek vermekle başlamak istiyorum.1959 yılında Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı Ürünlü köyünde 7 kardeşten en küçüğü olarak doğmuşum. Babam inşaat işçisi, annem ev hanımı idi. Babam sadece köyde çalışmakla kalmadan çevre köy ve beldelere yaya gidip gelerek çalışma hayatını devam ettirirken en büyük Duran abim ilkokulu köyde, ortaokulu Akseki’de akrabalarımızın yanında, liseyi de Antalya’da tek başına çalışarak tahsil hayatını sürdürmeye çalışıyordu. İkinci büyük abim Doğan ise ilkokulu köyde, ortaokulu da Antalya’da Duran abimim yanında tek odalı evde okumuş. Üçüncü Talip abim ise gene ilkokulu köyde ortaokul ve liseyi Antalya’da kısmen yalnız kısmen ailemle birlikte okumuş. Dördüncü abim ve ben ise ailemizin en şanslı çocukları idik ve üniversiteye kadar ailemizle birlikte idik.

Yukarıda bahsetmeye çalıştığım gibi babam çevre beldede çalışırken evini tamir ettiği bir mühendis ağabeyimizin ön ayak olması ile kamyonla Antalya’ya taşınarak bizlerin tahsili için elinden geleni yapmış. Mühendis ağabeyimiz ise hepimizin ortaokul ve lisede velisi idi.

Yukarıda özetlemeye çalıştığım ve zor koşullarda babam inşaatlarda keser sallayarak hepimizi üniversite mezunu olarak hayata hazırlamış. Ancak annem de pamuk tarlalarında çalışarak aile bütçemize katkıda bulunmuş. Bu zor koşullarda ben en küçük olduğum için hariç tutarak annem, babam, abilerim ve ablalarım hep yarın endişesi ile yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlar. Kiralık gecekondularda, banyosu dışarıda olan bir veya iki odalı evlerde ömürlerini geçirmişler. Babam her gün inşaat ustalarının toplandığı kahvede iş aramakla meşgul idi. Tabii ki kendimi hariç tuttum ama ben de yarın endişesini şimdilerde de yaşamaktayım.

Hayatta başarılı olmak kadar başarısızlık da vardır. Tecrübe yaşanılan başarısızlıkların toplamında oluşur. Ancak bizim ailede başarısızlık diye bir kavram maalesef yok gibidir. Yöremizin özelliği de buna uygun olduğundan hepimiz başarıya odaklanmak zorundayız ve başarıdan düşük bir lüksümüz olmadı.

Konuya dönecek olursak toplumda herkes günümüzde yarın endişesi duymaktadır. Trende, otobüste, caddede, kahvede kısaca her yerde insanlar derin düşüncelere dalıp, yüzleri asık olarak bir mesaj vermeye çalışıyorlar. Tabii ki bunun nedeni ekonomik koşullardan başka bir şey değildir. Çünkü yüksek enflasyon dönemine girdiğimiz üç yılı aşkın süreden bu yana bütün dengelerimiz alt üst oldu. Mutfağımızda tencereyi kaynatabilecek miyiz? Borçlarımızı ödeyebilecek miyiz? Evimizin kirasını, elektrik, su parasın ödeyebilecek miyiz? Çocuğumuzun okul masraflarını karşılayabilecek miyiz gibi birtakım sorunlarla beynimiz sürekli meşgul durumda. En büyük endişe ise işten çıkarılabilirim, işsiz kalırsam ne yapacağım endişesi.

Yukarıda saymaya çalıştığım problemler toplumun büyük çoğunluğunun psikolojisini bozarak istenmeyen davranışların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Örneğin ev sahibi kiracı ilişkileri sın derece berbat bir hale geldi ve hiç istenmeyen sonuçlar oluşmaya başladı. Birçok vatandaşımız borçla yaşamaya başladığı için ödeme güçlüğü içine girdi ve bu yüzden kredi kartı borçları her geçen gün artmakta hatta bazı vatandaşlar bir bankaya olan borcunu diğer bankadan kredi çekerek ödemektedir ve böylece borç daha da çoğalmakta, içinden çıkılamaz duruma gelmektedir.

Özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşlar, bunların içinde yarın endişesini en çok taşıyan kesim emeklilerdir. En düşük emekli maaşı asgari ücretin yaklaşık %40 altındadır. Zaten maaşlara yapılan zamlar enflasyonun altında kaldığı, son zamlarla birlikte iyice geçinemeyecek seviyelere gelmesi insanlarımızı mutluluktan uzaklaştırmaktadır.

Sadece dar gelirli vatandaşlarımız değil, zengin vatandaşlarımız da ödeme endişesi duymaktadır. Euronews sitesinden aldığım OECD raporu ve ödeme endişesi konusunda araştırma aşağıdadır.

OECD raporuna göre “gıda, barınma, enerji ve borç” gibi temel ödemeleri yapabilmekten en çok endişe edenler Türk vatandaşları çıktı. En yüksek gelire sahip %20'lik grup, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik gruptan daha endişeli. Türkiye, bu konuda OECD ülkeleri içinde tek istisna.

Enflasyonun en önemli sonuçlarından birisi hayat pahalılığı. Giderek artan hayat pahalılığı birçok ülkede vatandaşları endişelendiriyor. Bunların başında ise Türkiye geliyor.

Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) raporuna göre “gıda, barınma, enerji ve borç” gibi temel ödemeleri yapabilmekten en çok endişe edenler Türk vatandaşları çıktı. Türkiye’de halkın yüzde 72’si gıda, barınma ve evlerde kullanılan enerji masraflarını karşılamaktan ve borç ödeme maliyetinin giderek artmasından endişeli. 27 ülke içinde Türkiye ilk sırada yer alırken bu ülkelerin ortalaması yüzde 47.

OECD’nin 2022 yılı “Önemli Olan Riskler” araştırmasında dayanan “Yüksek enflasyonlu bir ortamda temel ihtiyaç maddelerini karşılama konusunda endişeler” başlıklı rapor yayımlandı. Önemli bulgulardan birisi insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaktan endişeli olması. Nedir bu temel ihtiyaçlar? OECD bunları dört başlıkta topladı: Gıda, barınma, evde kullanılan enerji ve borçları ödemenin artan maliyeti.

Buna göre Türkiye’de halkın yüzde 72’si bu dört temel ihtiyacı karşılayabilmekten endişeli olduğunu bildirdi. Türkiye’yi yüzde 67 ile Şili ve yüzde 66 ile Meksika takip ediyor.

Kaynak: OECD

Endişe oranının en düşük olduğu ülkeler ise Danimarka ve İsviçre (yüzde 28) ile Almanya (yüzde 33) oldu.

Türkiye’de zenginler yoksullardan daha endişeli

Araştırma gelir durumuna göre endişe seviyesini de gösteriyor. Gelir durumu en düşük gelire sahip “ilk %20”lik gruptan en yüksek gelire sahip “son %20”lik gruba doğru sıralanıyor. Buna “sıralı %20'lik gruplar” deniliyor.

27 ülkenin 26’sında en düşük gelire sahip “ilk %20”lik grupta dört temel ihtiyacı karşılayabilmekten endişe edenlerin oranı en yüksek gelire sahip “son %20”lik gruptan daha yüksek.

Kaynak: OECD • (*Sıralı %20'lik gruplar. İlk %20 en düşük; son %20 en yüksek)

Tek istisna Türkiye

Bunun istisnası ise Türkiye. Türkiye’de en yüksek gelire sahip %20’lik kesim (yüzde 70,7) en düşük gelire sahip %20’lik (yüzde 70,5) kesimden daha endişeli. Aradaki fark yüzde 0,2 puan.

Türkiye’de iki grup arasındaki fark yok denecek kadar az. Ortalama fark ise yüzde 13,6 puan. Diğer ülkelerde bu fark oldukça belirgin olduğundan Türkiye’nin durumu dikkat çekici.

Kaynak: OECD • *Sıralı %20'lik gruplar. İlk %20 en düşük; son %20 en yüksek)

Türkiye’den sonra farkın en düşük olduğu ülke yüzde 2,6 puan ile Polonya. En yüksek fark ise yüzde 30,2 ile İsrail’de.

27 ülkede yaklaşık 27 bin kişinin katıldığı ankete göre 10 kişiden 9’u enflasyon ve hayat pahalılığından endişe ediyor. Anketin yapıldığı Ekim 2022’de OECD’de yıllık enflasyon yüzde 11 iken Türkiye’de yüzde 86 seviyesindeydi.

İşini kaybetmekten endişe edenler: Türkiye 4. Sırada

Gelecek iki sene içinde işini kaybetmekten veya serbest çalışıyor ise gelirinin azalmasından endişe edenlere bakıldığında Türkiye dördüncü sırada yer alıyor.

Kaynak: OECD

Türkiye’de 10 kişiden 7’si (yüzde 72) işini kaybetmekten veya gelirinin azalmasından endişeli.

Bu kategoride Meksika ilk sırada yer alırken sonra sırada Hollanda bulunuyor. Ortalama ise yüzde 51

Kaynak: TÜİK (Bir önceki yılın aynı ayına göre değişim)

TÜİK’in açıkladığı resmi yıllık enflasyon Temmuz 2023’te yüzde 48 oldu. Enflasyon Türkiye’nin yeni ekonomik modele geçtiği 2021 yılından itibaren hızla yükselişe geçti.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam