SON DAKİKA
reklam
reklam

Edebiyatımızdan

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 2 Eylül 2023, Cumartesi - 10:15   Okunma Sayısı:

***Ahmed Mithat Efendi’nin Beykoz’la ilgili olarak söylediği şu söz çok meşhurdur: “Dünyanın en güzel şehri İstanbul, İstanbul’un en güzel yeri Beykoz, Beykoz’un en güzel yeri benim yalımın olduğu yerdir.” Ahmed Mithat Efendi’nin Beykoz ile ilgili birçok anısından bahsedilir. Önemli bir anısını burada zikretmekte yarar vardır.

Ahmed Mithat Efendi, dönemin Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid tarafından kendisine yöneltilen “Beykoz’dan ne çıkar?” sorusunu “Nefis sebzeler, meyveler, enfes meyve suları, harika balıklar çıkar” diyerek yanıtlamış.

Bunun üzerine II. Abdülhamid “Onu sormuyorum, insanlar ne iş yapar onu söyle!” dediğinde, Ahmed Mithat, "Beykoz’un önü deniz, arkası orman, ortası bostan olduğu için, balıkçı, oduncu ve bahçıvan çıkar" cevabını vermiş.

Bunun üzerine Abdülhamid “Peki o zaman, sen niye bu işlerle iştigal etmiyorsun” dediğinde, Ahmed Mithat Efendi “Ben Beykozlu değilim ki” deyivermiş…

 

***                               ***                           ***

 

Mütevazı bir mizaca sahip olan Mehmet Akif Ersoy, burnundan kıl aldırmayan kibirli insanlardan hiç haz etmezmiş. Ali Şevki Hoca da oldukça kibirli bir kimseymiş. Hele Avrupa’ya gidip tahsilini tamamlayıp döndükten sonra kibrinden yanına varılamıyormuş.

Akif bir toplulukta bu adama özelliğini zarif bir teşbihle şöyle hissettirmiş

“Siz insanlara eskiden Fatih Camii’nin minaresinden bakardınız. Şimdi Eyfel Kulesi’nden bakıyorsunuz.”

***                               ***                           ***

 

Yüce dinimiz İslam’a dar açıyla bakan, ifrat ve tefrit arasında gidip gelen, ölçüsüzlükleriyle dinimize zarar veren bazı hocalar her zaman var olmuştur. Ne yazık ki, bunlardan bir kısmı Süleyman Nazif’in çevresinde dolaşmıştır.

Bir gün İslâmiyet’i kısır görüşleriyle anlatan bazı hoca kisveli kişilere karşı Mehmet Akif’in en yakın dostlarından biri olan Süleyman Nazif,

“Akif beni Müslüman etti, bu hocalar yine gâvur edecek” demiştir.

 

***                               ***                           ***

 

Konuşmasını bilmeyen soysuz ve edepsiz bir herif, bir toplantıda Mehmet Akif’i küçük düşürmek ister. Alaycı bir tavırla “Siz baytar mısınız?” diye sorar.  Akif istifini bozmadan cevap verir:

“Evet, bir yeriniz mi ağrıyor?”

 

***                               ***                           ***

 

Akif, Halkalı Ziraat Mektebi’nde görevli iken Sirkeci’den bindiği trende, kendi aralarında konuşan gençlere kulak verir; “Bu sabah sen kaç trenini aldın?”, “Sekiz trenini aldım, sen?” “Ben de dokuz trenini aldım.”

Güzel Türkçemize aykırı olan “tren almak” deyimini yanlış bulan Akif, gençlere tebessüm ederek müdahale eder:

“Çocuklar o treni daha hükümetiniz alamadı, siz nasıl aldınız?”

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam