SON DAKİKA
reklam
reklam

Uygunsuz çıkışlar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 5 Eylül 2023, Salı - 14:41   Okunma Sayısı:

   Burası Türkiye. Gariplikler ülkesi. Tosuncuk yetiştiren ve yetiştirdiği tosuncuklara malını mülkünü feda ederek fakirlikte israr edenlerin ülkesi… Hele de bir büyük şehirde yaşıyorsanız, her an bir olayın tanığı olabilirsiniz. Yeter ki çevrenizde olup bitenleri görmeye çalışın…

 

Mezarlık ziyareti

   Bodrum’a gelmeden iki ay önce uzun yıllar arkadaşım olan sevgili Hayrettin ile karşılaşmıştım. Yüzünde istihzalı (alaycı) bir bakış sezdim. Nereden geldiğini sordum:

 

   ---Mezarlığa gittim, oradan dönüyorum.

   ---Hayırdır, tanıdık biri mi?

   ---Yok yav, arada bir giderim ben ziyarete… Bugün mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihlerine baktım birinin. Matematik öğretmeniymiş.

   ---Kaç sene yaşamış?

   ---96 sene yaşamış, ama, zannediyorum kendisine biçilen ömrün süresini birtakım matematik oyunlarıyla uzatmıştır…

 

Otobüs şoförüyle didişme

   Akşam mesai bitimi saatlerini yaşıyordu belediye otobüsünün şoförü. Her durakta inen binen, inerken söylenen, binerken höyküren insanlar şoföre kapak attırmıştı. Şoför olağanüstü stres altında ekmek parasının derdindeydi. Bu arada bir durağı geçmiş oldu. Yolcu çıkışınca o da cevap vermek zorunda kaldı.

 

   ---Sen de indikten sonra bassan a!

 

İneceği durakta bir hanım

   ---Evlâdım şu küçük yalıda durur musun?

   ---Küçükyalı durağı burası, buyurun!

   ---Yok şuradaki küçük yalının önünde

   ---Tamam ama Küçükyalı başka yok ki?

   ---Aç kapıyı be Allah’ın cezası adam. Ne anlamaz kafan varmış…

 

Bostancı’da

   ---Bakar mısınız lütfen! Bostancı nerede acaba?   Adam eliyle göstererek cevap verdi:

   ---Şuradaki kamyonda… Üstelik iyi mal satıyor.

 

Fotoğraf çekimi

   Not aldığım hususları hatırlayabilmem için defterime bakıyorum. Otobüs maceralarından çok var; ama ben başka bir şey arıyorum. Gençlerin konuşmalarından yok mu? Hah, buldum: İki arkadaş Sultanahmet Meydanı’ndaki anıtların resmini çekiyordu. Birisinin makinesinde flaş patladı. Diğeri,

 

   ---Fotoğrafçının aptalı güneş ışığında flaş patlatandır.

 

Doktor aranıyor

 

   20 Ocak 2015 akşamı… Kartal’a giden metrodayım. Tren çok kalabalıktı. Hareketten 15 dakika kadar sonra bulunduğumuz vagona doğru dalga dalga gelen bir ses duydum.

   ---Doktor var mı? Doktor var mı?

   Bizim vagondaki gençler de gerideki vagona doğru seslendiler. Bir hanım doktor hemen bulundu. Hastanın yanına süratle geldi ve ilk durakta indiler. Hatırlarsınız üç hafta kadar önce benzer bir yazı yazmış ve halk otobüsünde rahatsızlığı tutan bir hastaya müdahalede bulunmuştuk. O zaman yaşlı ve sakallı bir adamcağız müdahalede bulunan bizlere;

   ---Aman ona kelime-i şehadet getirtin. Ölür mölür… demişti. Aferin gençler sizlere! Bu benim kuşağımdan bir baltaya sap olmayacağını gösterdiniz yine!

 

Levha / Anons / Konuşma

   Büyük alış veriş merkezlerinin otoparklarında bir levha: “Aracınızda veya eşyalarınızda meydana gelebilecek hırsızlıklardan alış veriş merkezimiz sorumlu değildir” Sultanahmet’te tren anonsu: “Kayıp, çalıntı ve hırsızlık vakalarına karşı…” Siyasilerin ağızlarında: “Hırsız vaaar!”

   Biraz daha düşünsem çok farklı şeyler de bulabilirim ama yeter bu kadarı… Biz halkı hırsızlıkla itham etmeyin. Ele güne rezil oluyoruz. Yeter artık!

 

Dilenci çocuk ve satıcı yaşlı adam

   Önümden bir turist gidiyor. Onun makinesini yönelttiği yerlere ve kişilere ben de makinemi yönelttim. Simitçiler köşe başlarını parsellemiş, biri diğerinin egemenlik sahasına giremiyor. Boyacılar ve çakmak gazı satıcıları da öyle.

   Yaşlı bir adamcağız bir şeyler satarak geçimini idame ettirme çabası içinde… Onun hemen yakınında da küçücük bir kız çocuğu dileniyor. Bu çocuğu dilenmeye teşvik eden kimdir? Yavrucak soğuk betona oturmuş. Ayaklarını ve karnını üşütmesinin bedelini yıllar sonra çekecek. Bugün onu dilenmeye teşvik edenlerin vicdanı hiç mi sızlamayacak mı?

   Bir başka köşede çıplak ayaklarıyla yere basan saçı sakalı birbirine karışmış, pejmürde kıyafetli bir genç dileniyor. Uzaktan izlediğim kadarıyla yerden topladığı sigara izmaritlerini biriktiriyor. Avucunun içine sakladığı bir izmariti de içiyor. Yanına gittim.

   ---Evladım niçin sigara içiyorsun?

   ---Amca sen benim neden içtiğimi biliyor musun?

   ---Neden?

   ---Isınmak için…

 

Dünya salaklık tarihine geçenlerden

   1964’te Pepsi’nin reklamlarını yapan ajansın “Canlanın, siz Pepsi kuşağındansınız” sloganı, tercümanların beceriksizliği yüzünden Almancaya “Mezarınızdan diri olarak çıkın”a, Çinceye ise “Pepsi atalarınızı mezarından çıkarır”a çevrilmiş.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam