SON DAKİKA
reklam
reklam

Yazılarımdam alıntılar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Eylül 2023, Cuma - 16:30   Okunma Sayısı:

Sevgili okuyucularım,

Yaklaşık dokuz buçuk yıldan beri başta Trakya gazetesi olmak üzere diğer gazete ve dergilere yazdığım yazılardan alıntılar yaptım. Bugünlerde değişen bir şey olup olmadığını takdirlerinize sunuyorum:

 

*PKK terör örgütü, böylesine sıkıştığı durumlarda af, eve dönüş, demokratik çözüm gibi siyasi söylemlere çokça müracaat etmiştir. Şimdi yine benzer durumlar var. “Dağdan inin, eve dönün” çağrısı, çökme noktasına gelmiş olan PKK terör örgütü için bir çıkış yolu olarak görülmüştü. Sonra “Dağda silah atacağına ovada siyaset yapsın” denildi. Oysa terör örgütünün bir ayağı dağda bir ayağı ovadaydı zaten…

 

*AB ülkelerinin bölücübaşının durumuyla yakından ilgilenmeleri, PKK yandaşları tarafından bir dayanak olarak algılanmakta, bu durum da hükümetin çalışmalarını zorlaştırmaktadır. Aynı yandaşlar bir kısım Kürt vatandaşımızı sokağa çekmeye çalışmaktadır. Özellikle gençlerin ve çocukların ön saflara itilmesiyle daha şuursuz eylemler öngörülmüştür. Bu açıdan bakıldığında güvenlik kuvvetlerinin işleri zordur… Avrupa şimdi göçler nedeniyle kendi derdine düşmüş durumdadır…

 

*Büyük şehirlerin sürekli göç almaları nedeniyle nüfusları şişmekte, evsizlik, işsizlik ve yoksulluk insanları “zorla elde etmeye ve şiddete” itmektedir. Bu haklı gerekçeler ise terör örgütü tarafından kötüye kullanılmaktadır.

 

*Derinlerdeki geçmişi sorgulamaya biraz ara verip yakın geçmişi sorgulamayı düşünmez miyiz acaba? Örneğin; HDP’ye oy veren vatandaşlarımızın onlardan neler beklediklerini ve neler elde ettiklerini düşünelim: Bu partinin ön ayak olması ve namuslu dürüst Kürt işadamlarını yönlendirmesiyle bölgede basit seviyede kaç tane işyeri, atölye, sağlık tesisi, bent, mahalle çeşmesi, derslik, çiftlik, mandıra vb. açtırabilmişlerdir? Ağalık düzeninin kaldırılmasında, töre cinayetlerinin yok edilmesinde, devletin ekonomik yatırımlarının düzenli şekilde işletilmesinde katkıları ne olmuştur?

 

*Ülkemizin insanı şu siyasal söylemlere verdiği önem kadar icraatın takibini dikkate alsa hem demokrasinin bir gereğini yerine getirmiş hem de işlerin daha doğru, zamanında ve istenen şekilde yapılmasını sağlamış olmaz mı? Yaklaşık iki asırdan beri Batı’nın güdümlemeleri, Dünya harpleri, farklı zamanlardaki ittifakların tahditleri ve IMF’nin reçeteleri ve boş siyasi söylemler hepimizi canımızdan bezdirdi. Artık bir programımız olsun da yolumuzda ilerleyelim.

 

*Ülkemiz, kısık ateşte sessizce ısınan bir kazan görünümündedir. Büyük şehirlerimizde meydana gelen taşlı sopalı saldırılar yerini bol molotof kokteylli ve bombalı saldırılara terk etmiştir. Otobüslerin taşlanması, banka ve PTT şubelerinin yakılması, yolların kesilmesi gibi aşinası olduğumuz eylemler, halkı ve özellikle esnafı canından bezdirmektedir. Böyle bir hak arama şeklinin demokrasiyle ne kadar bağdaştığını düşünmemiz gerekir.

 

*Güneydoğu Anadolu bölgemizde yaşanan nahoş olaylar yine ivme kazanmıştır. HDP, olayları önlemek, tansiyonu düşürmek için gayret sarf etmesi gerekirken kendisi eylemci olmakta, eylemler Türkiye’yi kemirmektedir.

 

*Defalarca yazmaya çalıştım. Terör örgütü ve siyasi uzantıları barış nutukları ata ata, gözümüzün içine baka baka bildiklerini okuyorlar ve okudular da. Bu onlar için toparlanma ve yeniden teşkilâtlanma süreciydi.

 

*Şam yönetimi, halkına yaptığı baskı ve zulmü gittikçe arttırırken dış dünyadan fazla bir tepki görmemekte buna mukabil Çin, Rusya ve İran tarafından desteklenmektedir. Hedef bellidir. Esad rejimi yıkılırsa Suriye’nin kuzeyinde şimdilik kamufleli bir Kürt devleti kurulacaktır.

 

*Kürecik radarı nedeniyle Türkiye’yi tehdit eden İran, uçak düşürme olayından sonra Suriye’yi daha yakınına çekmeyi başarmıştır. Irak’ın kuzeyindeki kukla yönetim, Türkiye’nin zafiyet içinde bulunduğunu görünce işi daha da azıtmış, bu defa da bizzat Irak yönetimi sınır ötesi uçuşlarımız nedeniyle “Türkiye’ye posta koymaya” kalkışmıştır. Haklılar çünkü çok değer vermiştik (!) Müslüman kardeşlerimize…

 

*AB’nin Doğu Akdeniz’deki son toprak parçası olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ile Kıbrıs’ın güneyinde ortak petrol arama faaliyetini sürdürmektedir. Aynı AB, Kıbrıs Rum Yönetimine AB Başkanlığını teslim etmiştir. Zaten AB’nin teröre bakışı belliyken başka türlü davranmalarını beklemek safdillik olurdu.

 

*… Dolayısıyla her kurum üzerine düşeni yapmalı, her konuyu iç siyasette prim yapacak malzeme olarak görmemelidir. Aksi takdirde zaten tansiyonu yüksek olan halkımızın “mazlum”u oynayan kitleleri, sivil itaatsizliğin ötesine geçebilmektedir.

 

*Kutuplaşma ya da kamplaşmalar, insanımızda olması gereken kardeşlik duygularının yerine husumet duygularına sebep olmaktadır. Bu nedenle yakın ve yakıcı tehlike uzaklarda olmayıp hep yakınımızda ortaya çıkmaktadır.

 

*Öncelikle barış ve huzur ortamını yeniden yaratmalıyız. Böylesi çalkantılı dönemler tarihimizde hep olmuş, hep atlatmışızdır ama faturasını yoksul insanımız ödemiş ve olmamız gereken yerde olamamışızdır.

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam