***Eminönü trafiği... İş yerleri henüz dağılmamış, trafik yoğunluğu artmamış. Üstelik okulların tatil olması nedeniyle İstanbul kısmen de boşalmış durumda. Peki, bu trafiğin hali niye böyle?
İşte bütün mesele gelip burada düğümleniyor. Nedeni basit: Kuralları hiçe saymak… Peki, kural nedir, kuralsızlık nedir?
İnsan davranışlarına yön veren, uyulması gereken ilkelere kural diyoruz. Kuralları bizler belirleriz, şirketlerde çalışma kuralları vardır. Bizim seçtiklerimiz Meclis’e gider genel kuralları yani yasaları yaparlar. Eğitim, maliye, trafik, sağlık, askerlik vb hep kurallarla düzenlenmiştir.
Gündelik hayatımızda en sık rastladığımız kurallar trafikte cereyan eder.
Neden kurallara uymuyoruz?
Bazı insanların kuralları hiçe sayması, kurallara uyanların mağdur olmasına, kazaların ortaya çıkmasına, mali kayıplara hatta ceza görülmesine neden olabiliyor. Eminönü Meydanı’nın tarihten gelen bir asaleti olmasına rağmen gün içinde trafik ışıklarını incelerseniz o güzelim asaletin nasıl tırmalandığına tanık olabilirsiniz.
Sadece yayalar mı ihlâlde bulunuyor. Çektiğim resimlere bakınca kâğıt toplayan çekçek arabalı çocuklar, araçlar durduğunda cam silip para isteyenler, gelin arabasının yolunu pervasızca kesip bahşiş isteyenler, kendisini fütursuzca yaya geçidi çizgileri üzerine atan yaşlı insanlar, annesinin kontrolünden çıkan çocuklar, rastgele park eden araçlar…
Biz AB’ye gireceğiz değil mi?
Bu olumsuz görüntüler, iki büyük imparatorluğa başkentlik yapmış dünya başkentliğini üstlenmiş koca İstanbul’a olumsuzluklar hiç mi hiç yakışmıyor. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda bile Eminönü Meydanı, küfeli taşıyıcılardan, at arabalarından, mavnalardan, at binenlerden bu kadar çekmemiştir herhalde.
Bir zamanlar tramvay hatları üzerine çıkan insanlar nedeniyle vatmanlar çın çın devamlı kampana çalarlar, trafiğin açılmasını sağlarlardı. Troleybüsler sefere konulunca bu sefer de elektrikler kesilmelerinde troleybüs yolun ortasında kalır, vatandaşlar ittirerek troleybüsü kenara çekerlerdi.
İnsanımız nasıl bir eğitimden geçirilmeli?
Bu yöntem önce ailede ve çocuklarla başlatılmalıdır. Bazı örnekler ve öneriler şunlar olabilir:
1 Bayram süresince çocukların kural ihlâli yapan ailelerini uyarma yöntemi güzel bir buluştur.
2.İskele, istasyon, durak ve metro girişlerinde özellikle iş saatlerinin bitiminde mutlak surette polis bulundurulması ve polisin kural dışı davranışlarda bulunanları uyararak mutlaka doğru olanı yaptırması uygulaması vardı. Bu uygulamanın devam ettirilmesi,
3. Yayalara ceza kesilmesi,
4. Alkol ve uyuşturucu almış olan kişilerin, ışık hattı ve hız ihlâli yapan sürücülerin uyarılma ile başlayan ve tekrarında giderek artan cezalara maruz bırakılması, (Ehliyet iptali, yeniden sınava girme, aracın geçici sürelerle trafikten men edilmesi). Bu hususlar mutlaka tatbik edilmeli, falancanın adamı, para babası, parti temsilcisi gibi kavramlara bakılmadan konu ısrarla takip edilmelidir.
Son olarak şunu da söylemem gerekir ki, kuralları bozan bizler isek düzeltenler de bizler olmalıyız. Trafik eğitimine katkıda bulunmak, polise yardımcı olmak, tıkanmış bir kavşakta ışık bize yeşil yandı diye kavşağa girmemek, emniyet şeridinden seyretmemek bize düşen basit tedbirler olabilir.
Kazasız yolculuklar!